deniz

deniz
@jeezst
29 No. lu sayfadaki aşağıdaki notu, Atatürk'ün, o dönem bize düşman iki devleti hakkındaki ne kadar kesin ve doğru bir görüşünü yansıttığı yönüyle çok ilginçtir. "Tarih, İngiltere Hükümeti'nin böyle gülünç bir teşebbüse umut bağlamasını hayretle kaydedecektir." "Maskara bir kavmi, Türkiye'yi istila ettirerek cihangir yapmak." "Siyasi ve askeri bir gaflet numunesi."
Reklam
Bütün mevcudiyetimi yokluyorum. Anlıyorum ki hayatımda yakazat tevhidini icab edecek hiçbir hal yoktur. Lakin anlıyorum ki safha-i kalbim her gün, her dakika yeni bir hiss-i elemin saha-i tecellisi oluyor. Bu efkar mütezaidenin bais-i yeganesi hissiyatımın müphem medlütlere ait bulunmasıdır. Müphem... o kadar müphem ki... Sağ iken oldum harab helak oldum yeter. M. Kemal.
Samimiyetle, sabırla akıl yürüterek teoriler kursak ve bunu yalnızca, hemen çürütmek üzere yapsak –edimlerimizi, onları mahkûm eden kuramlarla doğrulasak–, hayatta kendimize bir yol çizsek, sonra da o yolun tam tersine gitsek. Yapılmadık şey bırakmasak, olmadığımız, olduğumuzu iddia etmediğimiz, başkalarının olduğumuzu hayal etmesini de istemediğimiz bir şeyin bütün hallerini kuşansak. Okumamak için kitaplar alsak; konserlere gitsek, ama ne müzik dinlesek, ne de kimlerin geldiğine baksak; yürümekten yorulduk deyip uzun gezintilere çıksak ve gidip kırlarda kalsak, sadece ve sadece kırlar bizi uyuşturduğu için.
İnsan, ilginç ya da yararlı ne anlatabilir? Başımıza gelmiş olan şeyler, ya herkesin başına gelmiş ya da yalnızca bizim başımıza gelmiştir; ilk durumda bayatlamıştır, ikinci durumda da bizden başkası anlayamaz onları.
Ben böyleyim işte, işe yaramaz ve duyarlıyım, ister iyi olsun ister kötü, soylusundan ya da bayağısından bütün coşkulara olanca varlığımla kaptırabilirim kendimi – ne var ki asla kalıcı bir duygu, asla ruhun özüne nüfuz eden, kalıcı bir heyecan duyamam.