edward hyde

edward hyde
@jekyllandhyde
ama insan her zaman makul hareket edemez tabii. örneğin, bazen de kanun tasarıları yapıyordum. cezaları düzeltiyordum. işin aslının, mahkûma bir şans vermek olduğunu fark etmiştim. binde bir şans, birçok şeyi düzeltmeye yeterliydi. örneğin hastayı, onda dokuz ihtimalle öldürecek olan bir kimyasal bileşim bulunabilirdi. fakat mahkûm bunu bilecekti, şart bu olacaktı. çünkü iyice düşününce ve olayları soğukkanlılıkla irdeleyince görüyordum ki, giyotin bıçağının kusuru, şansa hiç mi hiç yer bırakmamasıydı. sonuç olarak, mahkûmun ölümüne kesin bir şekilde karar verilmiş oluyordu. olmuş bitmiş bir iş, iyice ayarlanmış bir düzen, kabul edilmiş ve bozulması düşünülemeyecek bir anlaşmaydı bu. binde bir ihtimalle bıçak inmez veya kesmezse, süreç yeniden başlıyordu. demek ki, meselenin can sıkıcı tarafı mahkûmun, makinenin iyi işlemesine dua etmek zorunda olmasıydı. cezanın kusurlu tarafı işte buydu. bir bakıma bu, doğru. fakat başka bir bakıma, iyi bir düzenlemenin bütün sırrının da işte bunda olduğunu kabul etmek zorundaydım. sözün kısası, mahkúm da kendisinin idamına manen yardım etmek zorundaydı. her şeyin aksamadan yürümesi onun da yararınaydı.
Sayfa 100·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
artık bana ait olmayan bir hayatın bütün hatıraları başıma üşüşüverdi.
Sayfa 95·Kitabı okudu
ama insan hiçbir şeyi gerektiğinden fazla büyütmemeli; ben bu duruma başkalarından daha kolay katlandım. tutukluluğumun başlangıcında en zoruma giden şey, kafamda hâlâ özgür adam düşüncelerinin bulunmasıydı. mesela birdenbire bir plajda olmayı, denize doğru ilerlemeyi istiyordum. ayaklarımın altında ilk dalgaların seslerini, vücudumun suya girişini ve bundan duyduğum ferahlığı zihnimden geçirince, aniden hapishane duvarlarının nasıl da dar olduğunu hissediveriyordum. fakat bu ancak birkaç ay sürdü. sonraları, sadece mahkûmlara özgü düşünceler besler oldum. bahçede yapacağım günlük gezintiyi ya da avukatımın ziyaretini bekliyordum. zamanımın geri kalan kısmını gayet iyi düzenlemiştim. o zamanlar sık sık şöyle düşündüm; beni kuru bir ağacın gövdesine hapsetseler de başımın üstündeki gök parçasına bakmaktan başka yapacak işim olmasa da yavaş yavaş ona da alışacaktım. kuşların geçişlerini, bulutların birbirine rastlayışlarını bekleyecektim, nitekim burada da avukatımın acayip kravatlarını görmek için, başka âlemde de marie'yi kollarımın arasına almak için cumartesiye kadar sabrediyordum. halbuki iyi düşünülürse kuru bir ağacın gövdesi içinde değildim. benden daha mutsuz olanlar da vardı. zaten annem de böyle düşünürdü; sık sık, insanın sonunda her şeye alışacağını tekrarlardı.
Sayfa 72·Kitabı okudu

edward hyde

, bir kitap okudu
Puan vermedi·202 syf.·
2024 29. kitabı
Ray Bradbury
7.6/10 · 108,4bin okunma
"hatırlamaya çalıştım," dedi montag. "ama lanet olsun ki, başımı çevirince unutuyorum."
Sayfa 112·Kitabı okudu