“O bir yıldıza dönüşüyor, ben de bir yıldız olup ona kavuşmak için yola düşüyordum; derken onunla buluşuyor, birbirimizi çekiyor, birbirimizden ayrılmıyor, birbirimizin çevresinde mutlu ve sürekli, birbirine yakın ve çınlayan çemberler çiziyorduk.”
“Gökteki yıldızlardan her biri, içinde ışıl ışıl parlamaya ve kıvılcımlar saçarak ruhuna haz dalgaları yaymaya başlamıştı. Delikanlı sevmiş ve sevgide kendini bulmuştu. Oysa çokları sever ama kendini yitirir.”
“Bakışlarımı içime çevirmiş, yazgımın görüntüsünün açık duran devinimsiz gözlerinin içine bakmıştım. Bilgelikle dolu olabilirdi bu gözler, cinnetle dolu olabilir, ışınlar halinde sevgi ya da alabildiğine hainlik saçabilirdi, fark etmezdi hiç. Bunlardan hiçbirini seçmemek, hiçbirini istememek gerekiyordu. Salt kendisini istemeliydi insan, salt kendi yazgısını istemeliydi.”