⠀
Rahmetli annem on
iki yumurta için üç akçe saymak gerektiğini görseydi tavuklar şımarıp kafamıza sıçmadan başka bir diyara kaçalım, derdi, ama biliyordum bu düşük para her yeri sarmıştı.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
DİKKAT DİKKAT, ÇOK CİDDİ SPOILER.
⠀
⠀
⠀
⠀
⠀
Ahmet Ümit tarafından yazılmış, 500 sayfaya sahip bu romana puanımın neden 5 olduğunu şöyle açıklayabilirim: verdiğim o beş puanı —kitabın kurgusu, yazarın olayları işleyiş şekli ve kitabın karakterlerini (vesaire) konu dışı edersek eğer— mitoloji ve tarihsel bilgilendirmelerin hoşuma gitmesine borçluyum diyebilirim. ancak mitoloji ve tarihsel bilgilendirmeleri saymazsak, birçok açıdan bu romanı beğenmedim, aslında beğenemedim. beğenmek istedim ama elime hayalkırıklığı geçti... gerek Başkomiser Yıldız'ın kendi (zeki, başarılı) imajına çelişkili davranışlarda bulunması, Tobias ve Yıldız'ın arasında geçen çoğu diyaloğun yavanlığı, katilin kitabın çoğunluğunda gözlerden çok çok uzakta tutulması derken, ooho...
'Türkiyeli' konusuna hiç girmek istemiyorum. 'Türk' demek, yazmak varken... neyse. yine de bu konuya çok takılmak istemiyorum. onun dışında Başkomiser Yıldız'ın hayatından üstün körü bahsedilmesi, bazen detaylıca ailesiyle geçirdiği anlardan/günden bahsetmesi (bknz: babasıyla kahve içtiği zaman / deniz'in kuşkonmaz yemek istemediği zaman / İstanbul'a uçtuğunda Yıldız'ın babasıyla telefonda görüştüğü zaman Deniz'in umursamazlığı) ama asla tam olarak tanıtmaması bizim (benim ve Başkomiser Yıldız Karasu) aramıza soğuk bir duvar inşa etti. ayrıca kitabın (neredeyse) yarısı yanlış zanlıların peşinde koşmakla geçiyor... Patronu Markus sağ olsun hep 'üstlerimden— eğer ki kanıtlı olarak suçlular ise nazileri yakalatabilmek için izin aldım, hadi hemen kapatalım şu dosyayı' deme peşindeydi. (neo) nazilerin gözümüze bu kadar sokulduğunu fark ettiğimde katillerin onlar olmadığını anladım. Yıldız'da kitabın başından neredeyse sonuna kadar olmayan mantık yürütme, sorgulama, yapboz parçalarını birleştirme özellikleri son sayfalara doğru