Bardağıyla pencerenin ötesini işaret ederek, "Güzel manzara ha," dedi Victor.
"Evet," dedi Mitch. "Böylesi güzel bir manzara görmeyeli çok uzun zaman oluyor. Buradan sonra gideceğimiz yerde de böyle pencereler olur umarım." Victor başıyla onayladı ve başını soğuk cama yasladı. Sıradakini ya da sonrakini düşünme lüksüne sahip değildi. Uzun zamandır şimdiyi düşünüyordu. Şimdiyi bekliyordu.
Hayatındaki sonralar Eli ile arasında geçen, kısa yüzleşmelerden ibaretti. Ve onlar da geçmişte kalmışlardı.
Eli başını öne eğmiş, parmaklarını dua ederken yaptığı gibi hafifçe birbirine kenetlemişti. Victor şu anda yaptığı şeyin bu olup olmadığını merak ediyor ve bunu yapmayı bırakmasını diliyordu.
Eli'ın Tanrı'yla muhabbet etmediğinden emin olunca, "Yeterince uzun süre beklemedin," diye fısıldadı Victor. Eli kafasını kaldırdı. "Nefes almıyordun. Nabzın neredeyse durmuştu."
"Ama durmadı."
"Üzgünüm," dedi Eli gözlerini ovuşturarak. "Yapamadım..."
Hayatların gidişatını belirleyen anlar hep açık görünmez. UÇURUM diye bağırmazlar, on düşüşün dokuzunda tutunabileceğiniz bir halat olmayacaktır ya da geçeceğiniz bir bitiş çizgisi, yardımınıza koşacak bir akraba veya fiyakalı bir mektubun getirdiği iyi haberler de.
Yine de, artık konuşmayı kesmesi gerekiyordu. Victor insanları ne kadar yakından izlediğini, kaydettiğini, taklit ettiğini bilmelerinden hoşlanmıyordu.