Vahdettin Engin’in “Bir Devrin Son Sultanı II. Abdülhamid” isimli eseri, Osmanlı Devleti’nin en çalkantılı dönemlerinden birini anlamak için önemli kaynaklardan biridir. Kitap, Sultan II. Abdülhamid Han’ı yalnızca siyasî bir şahsiyet olarak değil, aynı zamanda devletin dağılma sürecinde ayakta kalmaya çalışan bir hükümdar olarak ele almaktadır. Eser boyunca hissedilen en önemli şey, Abdülhamid Han’ın omuzlarında taşıdığı ağır devlet yüküdür. Çünkü o tahta geçtiğinde Osmanlı Devleti artık eski kudretinden uzaklaşmış, içeriden ve dışarıdan büyük baskılar altına girmişti.
Kitapta özellikle dikkatimi çeken nokta, Sultan Abdülhamid’in devlet yönetimindeki sabrı ve siyasî zekâsıdır. Avrupa devletlerinin Osmanlı üzerindeki planları, içerideki karışıklıklar ve ekonomik sıkıntılar anlatılırken padişahın nasıl bir denge siyaseti yürüttüğü açık şekilde görülmektedir. Özellikle İngiltere, Rusya ve Fransa gibi devletlerin Osmanlı toprakları üzerindeki hesapları karşısında Abdülhamid Han’ın mümkün olduğunca devleti ayakta tutmaya çalıştığı anlaşılmaktadır.
Toprak kayıpları meselesi de kitapta önemli yer tutmaktadır. Osmanlı Devleti’nin Balkanlar’da yaşadığı çözülme, Mısır üzerindeki İngiliz etkisi ve Arap coğrafyasındaki sıkıntılar devletin ne kadar zor bir süreçten geçtiğini göstermektedir. Ancak kitapta dikkat çeken husus, bütün bu kayıpların yalnızca Abdülhamid dönemine bağlanamayacağıdır. Çünkü devletin gerileme süreci ondan çok daha önce başlamıştı. Sultan II. Abdülhamid, aslında dağılmaya yüz tutmuş bir devleti mümkün olduğunca uzun süre ayakta tutmaya çalışan bir hükümdar görünümündedir.
Eserde en etkileyici bölümlerden biri ise Abdülhamid Han’ın tahttan indirilme sürecidir. 1909 yılında gerçekleşen bu olay, bana göre yalnızca bir taht değişikliği değil, aynı zamanda