Vahdettin Engin

Vahdettin Engin

Yazar
8.1/10
81 Kişi
·
173
Okunma
·
14
Beğeni
·
1.427
Gösterim
Adı:
Vahdettin Engin
Unvan:
Tarih profesörü
Doğum:
Kocaeli, 1956
Yakınçağ Osmanlı tarihi uzmanı olan ve özellikle Sultan Abdülhamit dönemine ve Türkiye'de ulaşım tarihine ilişkin araştırmalarıyla tanınan Prof. Dr. Vahdettin Engin, 1956 yılında Kocaeli’nin Yarımca ilçesinde doğdu.İlköğrenimini Yarımca’da tamamladı. 1977 yılında Galatasaray Lisesi'ni bitirdi ve 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yakınçağ Tarihi Kürsüsü’nden mezun oldu. 1983 yılında Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak akademik hayatına başladı.1986 yılında "Ahmet Rıza Bey ve Siyasi Faaliyetleri" konulu yüksek lisans tezini, 1992 yılında "Rumeli Demiryolları" konulu araştırması ile doktora çalışmasını tamamladı. 1995 yılında doçent, 2002’de profesör unvanını aldı. Halen aynı üniversitenin Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nde öğretim üyeliği görevini sürdürmektedir. Prof. Engin, 2000 yılında çıkan Tünel kitabıyla Türk Tarih Kurumu Ödülü'ne layık görülmüştür. Son dönemde Dr. Theodor Herzl'in II. Abdülhamit ile Filistin'de bir Yahudi devleti kurulması için yaptığı gizli görüşmelerin ayrıntılarını belgeleriyle açığa çıkaran Pazarlık adlı kitabı sayesinde basında ses getirmiştir. Engin, aynı zamanda haftalık Habertürk Tarih dergisi yazarıdır.
Filistin'in Dünya üzerinde bir sorun olarak ortaya çıkması Siyonizm ile bağlantılıdır.
Vahdettin Engin
Sayfa 22 - Yeditepe Yayınları
Theodore Herzl’in birinci kongre ile ilgili tespitleri şöyleydi: ‘Basel’de ben Yahudi Devleti’ni kurdum. Eğer yüksek sesle söylesem, bana bütün dünya güler. Oysa, belki beş fakat hiç şüphesiz ki elli yıl içinde herkes bu gerçeği görecektir. Yahudi Devleti’nin varlığı manevi temellere oturtulmuştur. Bu devlet Yahudi halkının bu konudaki istek ve azmi ile kurulmuştur.
Vahdettin Engin
Sayfa 77 - Yeditepe
Şimdi ikinci önemli noktaya gelecek olursak. Yine öteden beri söylenegelen ve bir öncekinin devamı mahiyetinde bir başka efsanevi söylem vardır. O da şudur. Güya Herzl’in Filistin’den toprak satılmasını istemesi üzerine II. Abdülhamid son derece sinirlenmiş ve Theodore Herzl’i huzurundan kovmuştur. İşte gerçek olmayan diğer efsanevi söylem de budur. Sultan II. Abdülhamid teşrifat kurallarını çok iyi bilen ve uygulayan bir Padişahtır. Dolayısı ile kendi davet ettiği bir misafirini huzurundan kovmaz.
Vahdettin Engin
Sayfa 115 - Yeditepe
"İnsanlar doğar, yaşar, ölür, ölenlerin çoğu unutulur. İsmi unutulmayan, kendi ölmüşken adı sanı yaşayanlar milletine vatanına, insanlara iyilik edenler, büyüklük gösterenlerdir."
... Türk imparatoprluğu bana ait değildir, Türk milletinindir. Ben onun hiçbir parçasını vermem. Bırakalım Yahudiler milyarlarını saklasınlar, benim imparatorluğum parçalandığı zaman onlar Filistin'i hiç karşılıksız elegeçirebilirler. Fakat, yalnız bizim cesetlerimiz taksim edilebilir. Ben canlı bir beden üzerinde ameliyat yapılmasına müsaade edemem.
Vahdettin Engin
Sayfa 64 - Yeditepe Yayınları
II. Abdülhamid kapitülasyonları kaldırmanın en gerçekçi yolunun dış borçların ödenmesinden geçtiğini düşünmüş olmalıdır.
II. Abdülhamit Osmanlı Devleti için en büyük tehlike olarak İngiltere'yi görüyordu. Ona göre, İngiltere'nin Rus savaşında Osmanlı Devletini yalnız bırakmış olması bir politika değişikliği idi ve artık İngiltere Osmanlı Devletini parçalamaya çalışacaktı.
Vahdettin Engin
Sayfa 4 - Yeditepe Yayınları
Efsanevi söylemde bazen ölçü iyice kaçırılarak, II. Abdülhamid’in tahttan indirildikten sonra güya şu sözleri söylediği iddia edilmektedir:

‘Bu İttihatçılar, mukaddes Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurulması için bana sürekli baskı yapıyorlardı. Bütün ısrarlarına rağmen ben onların bu teklifini katiyen kabul etmedim. Sonunda 150 milyon altın İngiliz lirası vermeyi vaat ettiler bu teklifi de kati şekilde reddettim ve şu kesin cevabı verdim ‘siz bu, 150 milyon İngiliz altın lirası üzerine ilave olarak, dünya dolusu altın da verseniz kati surette sizin teklifinizi kabul etmeyeceğim. Ben, İslam milletine ve Muhammed ümmetine 30 seneden fazla hizmet ettim. Osmanlı halifesi ve sultanı olan Müslüman âbâ ve ecdadımın tarihinin sayfalarını kirletemem. Sizin bu teklifinizi kati surette reddediyorum’.

(Bu ifadelerin geçtiği yer olarak bk.Refik Şakir en-Nedşe, Sultan II. Abdülhamid ve Filistin, tercüme Necmeddin Gevri, İstanbul 2007, s.201.)

Tam anlamıyla hayal gücü kullanılarak oluşturulmuş bu ifadeleri senaryolaştıranlar şu gerçeğin farkında değiller. Abdülhamid’in ifadelerinde para teklifinin yapıldığı dönem olarak II. Meşrutiyet öncesi kastediliyorsa, o dönemde İttihat ve Terakki’nin Abdülhamid üzerinde böyle bir baskı oluşturma imkânı ve gücü yoktur. Eğer ifadelerde II. Meşrutiyet sonrası kastediliyorsa, bu defa da İttihatçıların Filistin’i Yahudilere vermek için II.Abdülhamid’den izin almaya ihtiyaçları yoktur. Çünkü iktidarda bizzat kendileri bulunmaktadır. Yani her iki halde de ortada büyük bir palavra vardır. İşin diğer garip noktası da 150 milyon İngiliz altın lirasının neye tekabül ettiğinin farkında olunmamasıdır. Bu miktar 165 milyon Osmanlı lirasına denk gelir ki 1903 yılında toplam dış borcun 32 milyon lira olduğu düşünülürse, İttihat ve Terakki ile Yahudiler II. Abdülhamid’e Osmanlı dış borçlarının beş katını vermeyi taahhüt ettiler anlamını taşır. Yani neresinden bakılırsa bakılsın anlamsız ve uydurma bir takım söylemler. Ne İttihat ve Terakki’nin Abdülhamid’ten böyle bir talebi olmuştur, ne de Yahudilerde o kadar parayı bir araya getirme imkânı vardır.
Vahdettin Engin
Sayfa 66 - Yeditepe
II. Meşrutiyetin ilanıyla birlikte Filstine Yahudi göçü daha da yoğunlaştı. İttihat ve Terakki bu durumu önlemeye yönelik tedbirler almaya çalıştıysa da başarılı olmadı.
Vahdettin Engin
Sayfa 145 - Yeditepe Yayınları
Prof. Dr. Vahdettin Engin Sultan II. Abdulhamid konusunda Türkiye'de ki en yetkin müverrihlerden birisidir. Müşarünileyh muharririn "Pazarlık" adlı neşriyatı, II. Abdülhamid ile Dr. Theodore Herzl arasında cereyan eden münasebetleri aktarmaktadır. Abdülhamid ve yahudilerle ilgili oldukça fazla ve ilginç bilgiler bulunmaktadır. Müellifin istifade ettiği kaynaklar, eserin ekler kısmında gösterilmiş olup, el yazması irade-i seniyyeler, mektuplar, telgraflar mevcuttur. Meraklılarına mutlaka okumalarını tavsiye ederim.
Sultan Abdülhamit bu aralar TRT-1'de yayınlanan Payitaht Abdülhamit isimli diziden dolayı oldukça revaçta. Prof. Dr. Vahdettin Engin'in Pazarlık isimli kitabı da diziyi konu almakta aslında. Kitapta dizinin de konusunu oluşturan Dr. Theodore Herzl isimli siyonistin dönemin Osmanlı toprakları üzerindeki amaçları, bu konuda yaptıklarını ve Sultan Abdülhamit'in bu yapılanlara karşı neler yaptığı anlatılıyor. Dizide bu durum izlenme oranını artırmak için biraz farklı lanse edilmiş. Kitap bu yönden diziden bir miktar ayrılıyor. Mesela Dr. Theodore Herzl Filistin'e Yahudileri yerleştirmek için Sultan Abdülhamit ve çevresi ile ilişki kurmaya çalışmakta. O dönem mevcut olan Osmanlı borçlarının yapılandırılması veya silinmesi karşılığında Filistin'e Yahudi yerleştirilmesi teklif edilmiş. Zira o zamanlar Yahudiler dünyada ve özellikle Rusya'da istenmeyen millet ilan edilmiş. Dr. Theodore Herzl isimli şahısta hem Yahudilere toprak bulmak hem de Siyonistlerin nihai hedefi olan Filistin'e yerleşmek için çalışmalar yapmış. Ancak Sultan Abdülhamit'in keskin zekası ile bu amacına tamamen ulaşamamış. Tamamen ulaşamamış diyorum zira Sultan'ın kesin emri(irade) olmasına rağmen dönemin yöneticilerinin çeşitli çıkarlarından dolayı Filistin'e kısmen yerleşim sağlanmış.
Kitabı okurken dikkatimi çeken şu oldu. Mesela dizide Dr. Theodore Herzl Sultan Abdülhamit'e karşı çok düşmanca bir tavır sergilemiş gibi gösterilmiş. Ancak kitapta bu düşmanlığın birebir olmadığı görülmekte. Kitaptan,Dr. Theodore Herzl Sultan Abdülhamit'e bağlılığını bildirmiş altında yatan düşmanlık böylelikle gizlenmeye çalışılmış gibi bir durum anlaşılıyor. Netice de Dr. Theodore Herzl emellerine ulaşmak için Sultan Abdülhamit'in kaba tabirle suyuna gitmeye çalışmış ancak Sultan bu oyunu bozmuş. Bu durum Sultan Abdülhamit'e olan hayranlığımı bir kez daha artırmıştır. Kitap 213 sayfa ancak 148 sayfasında yazarın anlatımı mevcut. Kalan kısım çeşitli tarihi belgelerden oluşmakta. Tavsiye ettiğim ve güncel durumdan ötürü okunması gereken bir kitaptır. İyi okumalar.
Diğer kitap incelemelerim için http://www.okunmuskutuphane.blogspot.com
İzmir'de Mustafa Kemal Atatürk'e düzenlenmek istenen suikastin ve sonuçlarının konu alındığı bir kitap.. Ve İstiklal Mahkelemelerinin kurulup, belki de kurunun yanında yaşında yandığı bir dönem..

Daha önceki bilgilerim de dahil olmak üzere, bunları pekiştirmek daha farklı detaylar öğrenebilmek için almıştım kitabı. Ve bu amacıma kesinlikle ulaştım. Özellikle mahkeme esnasındaki soru - cevap kısımları, savunmalar ve yaratılan hava olağanüstü derecede iç burkan bir durum. O kadar gereksiz bir çaba ki bu, suikastı yapsalar, gerçekten amaçlarına ulaşsalar, başka bir amaç ya da görüşleri yok. Sırf yapmak için yapmaya çalışılan, kafası çalışmayan asalakların bir planı.

Öncelikle Türk Milleti'nin bu suikaste vermiş olduğu cevap çok gurur verici. Suikasti yapmaya çalışanlara, daha sonra düşünce olarak dahi teşebbüs edecek olanlara çok net bir cevap veriyorlar. Mustafa Kemal Atatürk bu milletin can damarıdır. Atatürk bütün ülkedir. Milli Şeflerine kalkan olmuşlardır.

İstiklal Mahkemeleri'nin ismi bile insanı ürkütüyor, çünkü; savcı verdiği mütalaa'da, elindeki delillerin yeterli olduğu görüşünü bildirip, size suçu itham ediyorsa, büyük olasılıkla sonunuz dar ağacı olacaktır. Yapmış olanlar dahi, bu durumu inkar etmeye çalıştığı için, okuyunca göreceksiniz ki çoğu savunma boşa yapılmıştır. Bir çoğunun sonu dar ağacı olmuştur. Bazı kısımları üzülerek okuyacaksınız, ne olursa olsun, cahil insanlar her yerde önümüze çıkıyor.

Bu suikast sonrası bir çok muhalefet eden grup ya da kişi köşesine çekilmiş ve sakin bir yaşam sürmeye çalışmıştır. Bir çokları siyasetten uzaklaşmıştır. Özellikle milleti de arkasında olan Mustafa Kemal'in gücü, tüm hatlarıyla ortaya çıkmıştır.

Bir kuyu kazıp, sonra kazdıkları kuyu ile ne yapacağını bilemeyen insan ve grupların bir girişimi olan bu suikast, bir çok şeyi ortaya çıkarmış, bir çok sesi kesmiştir. İstiklal Mahkemelerinde yargılanıp, serbest bırakılan insanların bir çoğu bu stresi yaşamlarının sonuna kadar iliklerinde hissetmişlerdir. Normal hayata dönememişlerdir.

Paşaların durumu ise daha vahim.. Suçlu ya da suçsuz olmaları bir kenara, konu Cumhuriyetin İstiklal Mahkemeleri ise, kimin sanık konumunda olduğunun bir önemli yoktur. Okuyunca daha iyi anlayacaksınız.

İyi okumalar.
Kadim zamanlardan beri Yahudiler; çeşitli nedenlerle ve çoğu kez de haklı sebeplerle sürgün edilmişler. Gittikleri her kıta ve ülkede uğursuz olarak muamele görmüşler. Ta ki, Osmanlı İmparatorluğu Yavuz Sultan Selimle kucak açana dek. Bu tarihten itibaren çeşitli dönemlerde Osmanlı Devletine iltica etmişler. Bunun yanı sıra Avrupa da kalan Yahudiler de bulunmakta idi. Yahudiler için ıstıraplarının dineceği tek yer vardı o da Arz-ı Mevut ( Vaat edilmiş topraklar ) Bu tarihsel emellerini gerçekleştirmek için Theodor Herzl başkanlığında Basel’de 1897 yılında İlk Siyonist kongresi düzenlendi. Alınan kararlar sonucu Herzl başkan olarak seçildi ve Yahudileri Filistin’e götürmek ve orada bir Yahudi devleti tesis etmek için çeşitli yol ve yöntemler denedi. Elbette ki Filistin’e giden yol Osmanlı Devletinden geçiyordu.

Avrupa’da antisemitizm her geçen gün artıyor. Rusya da Yahudilerin Ruslarla ilişi kesilmesi, ve birer vebalı gibi uzak tutmak için Getto şehirleri kuruluyordu. Osmanlı başkentine çeşitli yollar ile gelen Yahudiler Filistin’e geçmenin ve orada toprak sahibi olmamın yollarını arıyor ve istediklerini çeşitli sebeplerle elde ediyorlardı. Kutsal topraklara Yahudi göçünü ve toprak satın almalarını engellemek için Sultan II. Abdülhamit Han birçok kez irade yayınlamış, mülk edinmelerini yasaklamıştı. Osmanlı Devleti bir yandan Filistin, bir yandan Avrupa’daki baskıdan hâlâ Osmanlıya sığınan diğer Yahudiler için çözüm arıyordu. Aynı zamanda da dış borçlar ve Duyun-u Umumiye ile uğraşıyordu. Siyonist Lider Herzl Yahudilerin durumuna çare olmak ve Padişahtan bedel karşılığı Filistin de Kuracağı Yahudi devleti için toprak talep etmek için Padişah ile görüşmeyi arzuluyordu. Bu bağlamda Herzl 5 kez görüşme imkanı buldu Abdülhamit’le. Ortadoğu ve Filistin coğrafyasında Yahudiler boş durmuyor yasağı delip, yerel yöneticiler ve halk sayesinde Filistin’den toprak almayı sürdürüyorlardı. Herzl Abdülhamit görüşmesi sırasında, Padişah Herzl’ın Avrupadaki bağlantılarından yararlanıp Duyun belasından Osmanlı devletini kurtara bileceği ve Osmanlı maliyesini düzelte bileceğini umuyordu. Bu kapsamda Herzl padişaha bağlılığını bildirip gerekli görüşmeleri yapıyor. Çeşitli raporlar hazırlayıp padişaha sunuyordu. Aleni olarak dile getirmese de karşılığında Filistin’den toprak almayı düşünüyordu. Sonunda amacına ulaşamadan Avrupa’ya geri döndü. Tarihte hikayeleştirilmiş para karşılığında Osmanlıdan toprak satın alma olayının gerçek yüzünü Vahdettin Engin belgeler ışığında açıklıyor. Hikayenin hiçte anlatılan gibi olmadığını arşiv belgelerine dayandırıyor. Aslında bundan önce okuduğum “Yahudi Devleti “ ve “ Operasyon 1915 Çanakkale “ kitaplarını da kapsayan geniş bir yazı yazmayı düşünüyordum Filistin ve Yahudi Meselesi hakkında fakat istek üzerine yazıyı kısa tuttum. Dileyen diğer iki kitapla ilgili incelemelerime göz atabilir.
İstanbul'un kapısı Sultanbeyli veya Sutanbeyliği veya Sultanbeyli Çiftliği.
İstanbul'u fethetmeden, öncelik Kocaeli'de. Bu yüzden de bu stratejik noktanın alınması gerek. Sultanbeyli'nin (Aydos Kale'sinin) fethedilmesiyle başlayan ve cumhuriyet dönemi Sultanbeyli'si ile devam eden yarısından fazlası belge olan güzel bir kitap.
Abdulhamit Han'ın Osmanlı'nın dağılmasını 30 yıl ötelemiş olmasının belgelerle anlatılmış şeklidir diye düşünüyorum...Theodor Herlz ile ilişkilerin, belgelerin gölgesinde nasıl akış sergilediği tarihe ışık tutacak şekilde irdeleniyor. Borç batağındaki imparatorluğun bu sarmaldan kurtulabilmesi için yapılan planlar ve ilişkiler vurgulanıyor...
Eğer bay Herzl senin benim arkadaşım olduğun gibi bir arkadaşın ise, ona söyle bu mesele ikinci bir adım atmasın.Ben(2. Abdülhamit) bir karış bile toprak satmam, zira bu vatan bana değil milletime aittir. Milletim bu imparatorluğu kanlarını dökerek kazanmış ve yine kanları ile mahsuldar kılmıştır. Benim Suriye ve Filistin alaylarımın askerleri birer birer Plevne de şehit düşmüşlerdir. Bir tanesi dahi geri dönmemek üzere hepsi muharebe meydanlarında kalmıştır. Türk imparatorluğu bana ait değildir Türk milletinin dir...
Siyonizmin kurucusu, İsraillilerin büyük kahramanı Teodor Herzl'in Filistin topraklarını alabilmek için 2. Abdülhamit ile yaptığı görüşmeler belgelere dayandırılarak kitap haline getirilmiş. 2. Abdülhamit'in baskıcı da olsa vatansever bir padişah olduğunu kitabı okuyunca daha iyi anlıyorsunuz.
Filistin meselesinin nasıl ortaya çıktıgı ve 2. Abdülhamit dönemindeki Filistin politikası belgelere dayanılarak objektif bir şekilde anlatılmış. Sultan Abdülhamit'in, dönemin ekonomik ve siyasi koşulları nedeniyle T. Herzl'i hemen reddetmediği hatta Yahudilere Filistin harici başka yerler gösterdiği kitapta belgelere dayanılarak anlatılmış. Konuyla ilgili abartılı hikayelerden sıkılanlar bölgedeki sorunun nasıl başladığını merak ediyorlarsa bu kitabı okumalılar.
Tarihi belgelerle anlatan çok güzel bir kitap. Okuduğum en güzel kitaplardan birisi. Efsanevi anlatımdam ziyade akademik olarak anlatması çok güzel olmuş

Yazarın biyografisi

Adı:
Vahdettin Engin
Unvan:
Tarih profesörü
Doğum:
Kocaeli, 1956
Yakınçağ Osmanlı tarihi uzmanı olan ve özellikle Sultan Abdülhamit dönemine ve Türkiye'de ulaşım tarihine ilişkin araştırmalarıyla tanınan Prof. Dr. Vahdettin Engin, 1956 yılında Kocaeli’nin Yarımca ilçesinde doğdu.İlköğrenimini Yarımca’da tamamladı. 1977 yılında Galatasaray Lisesi'ni bitirdi ve 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yakınçağ Tarihi Kürsüsü’nden mezun oldu. 1983 yılında Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak akademik hayatına başladı.1986 yılında "Ahmet Rıza Bey ve Siyasi Faaliyetleri" konulu yüksek lisans tezini, 1992 yılında "Rumeli Demiryolları" konulu araştırması ile doktora çalışmasını tamamladı. 1995 yılında doçent, 2002’de profesör unvanını aldı. Halen aynı üniversitenin Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nde öğretim üyeliği görevini sürdürmektedir. Prof. Engin, 2000 yılında çıkan Tünel kitabıyla Türk Tarih Kurumu Ödülü'ne layık görülmüştür. Son dönemde Dr. Theodor Herzl'in II. Abdülhamit ile Filistin'de bir Yahudi devleti kurulması için yaptığı gizli görüşmelerin ayrıntılarını belgeleriyle açığa çıkaran Pazarlık adlı kitabı sayesinde basında ses getirmiştir. Engin, aynı zamanda haftalık Habertürk Tarih dergisi yazarıdır.

Yazar istatistikleri

  • 14 okur beğendi.
  • 173 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 121 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.