Acaba Raif Efendi hakikaten basit ve içerisi bomboş bir adam değil miydi?Hayatta hiç bir gayesi, hiçbir ihtirası olmadığı,insanlara, kendine en yakın olanlara karşı bile,bir alaka duymadığı muhakkaktı... Şu halde ne istiyordu?.. Onu gece vakti o sokaklara düşüren acaba içinin bu boşluğu,hayatının bu Gayesizliği değil miydi?...
Kafamda onun hakkında, biraz evvel bedenen ışığa rağmen, birçok tezatların bulunduğunu bulunduğunu seziyordum. Elinde tuttuğun resmin çizgilerindeki isabet, bunun bir heveskâr elinden çıkmadığını gösteriyordu. Bunu yapan kimsenin uzun seneler resimli uğraşmış olması lazımdı .Burada sadece baktığını sahiden gören bir göz değil , gördüğünü bütün inceliklerle tespit etmesini bilen bir hüner de vardı.