insan yüzü görmek istemiyordum; neşe ya da memnuniyet seslerinin tümü işkenceydi benim için. yalnızlık tek avuntumdu.. derin, karanlık, ölüm misali yalnızlık.
zihnim çok geçmeden tek bir düşünce, tek bir fikir, tek bir amaçla dolmuştu. bu kadarı yapılmış, diye bağırıyordu frankenstein'ın ruhu; ben fazlasını, daha fazlasını başaracağım; önceden bırakılmış ayak izlerine basarak yeni bir yol açacak, bilinmedik güçler bulacak, yaradılışın en derin gizemlerini dünyaya duyuracağım.
lotte, bana seni anımsatan ne yok ki? benliğim seninle çevrili değil mi? kutsal elinin dokunduğu pek çok eşyaya bir çocuk gibi doyumsuzca sarılmadım mı?