O vakitler, kendimi manastır hizmetine adar gibi yalnızca eğitime verirken bilim alanında beni bekleyen o aşkın sarhoşluktan tamamen bihaberdim. İnsan aklının üst alemlerinde bile, ele avuca sığmaz insanları bekleyen tehlike ve maceralar olduğundan hiç haberim yoktu.
"Söyle bakalım, ne düşünüyorsun? Ne olacak bu böyle?"
Sakince sorulmuş bu soru, beni yerin dibine soktu. Kasılıp kaldım. Beni azarlamış olsa kendimi savunur, duygusal bir tavırla beni ikaza kalkışsa onunla alay ederdim. Ama bu dümdüz soru yüzünden direncim kırıldı.
...bu dünyadan bir Rembrandt, bir Beethoven, bir Dante geçtiği bilgisinin zerre kadar ağırlığını taşımayan birinin kendini büyük adam sanmasından daha kolay ne var?