Uyuyor; tuhaf bir kaderi olmasına rağmen yaşadı
Meleğini kaybedince ölüp gitti
İşler kendiliğinden olup bitti
Tıpkı gündüzün yerini gecenin alması gibi.
İslâm ekonomisinde, kişinin hür teşebbüs yetisini körelten devletçiliğe yer olamadığı gibi, tröstlerin doğumuna sebep olan tekelci özel sektör kapitalizmine de yer yoktur.
Sosyalizm de komünizm de bir nevi "içtimaî liberalizm". İnsanlara karşı hürmüşüz de, özel mülkiyet canımıza okuyormuş. Özel mülkiyet kalktı mı hürriyetimiz tamamlanırmış. İstedikleri bütün insanların yoksul, bütün insanların dilenci olması. İçtimaî liberalizmin insanlara vaadi: Cihanşümûl dilencilik. (Nitekim siyasî liberalizmin armağanı da cihanşümûl kölelik olmuştur.) Her şey herkesin olacakmış. Herkes kim? Toplum. Daima bir tecrit, daima hayalî bir varlık, hayalî ve ezici...
Kilisenin tanınmış bir azizi "Tanrı'nın yaratmaktan utanmadığı uzuvların adını söylememek Tanrı'ya hakarettir," diyor. Aziz'in tenbihi kulaklara küpe olmuş. Ne dindişi edebiyat -haşa- hakaret etmiş Tanrı'ya, ne dinî edebiyat.