Askere giden Türk, birçok tekâlif(vergiler) altında ezilen Türk'tü. Siz bir cebinizde Osmanlı nufüs tezkeresi, diğer cebinizde Yunan pasaportu her türlü kayıt ve tekâliften âzâde istediğiniz gibi yaşıyor; para kazanıyor, her tarafta meyhaneler, kerhaneler, kumarhaneler açarak; bir taraftan da kanımızı emiyordunuz. Buraya ordularla müsellâh(silahlı) olarak gelmeye hacet var mı? Bizi yavaş yavaş, bağlarımızı kemiren "filoksera" mikropları gibi istilâ etmiyor muydunuz?