Epey sonraları, çok sıkıcı ve yoksul bir hayat süren Rus halkının, acıları zevk edindiğini, onu bir eğlence haline getirip, çocuklar gibi sürekli bu eğlenceyle içli dışlı olduklarını öğrendim. Gündelik hayatlarının monotonluğu içinde acı, bir bayram; yangın bir eğlence haline geliyordu onlar için. İfadesiz bir yüz için yara bere bile bir süstür.
Hayat benim için zordu ve az daha çaresizliğe düşecektim. Ama şu ya da bu sebeple onların bunu bilmelerini istemiyordum ve kendimi gerçek bir sorun haline getirdim.
"Gidecek misin?" diye sordum.
"Nereye gidebilirim ki?" dedi şaşkınca. Başımı kaldırıp o kadar uzun süre baktı ki gözlerimin sulandığını hissettim.
"Ne oldu?"
"Boynum ağrıyor da."
Kalbim de sızlıyordu. Birden onun bu evde uzun süre kalmayacağını seziverdim.