jouskabiri

jouskabiri
@jouskabiri
Merhaba, ben jouska biri. Hayatı iyisiyle kötüsüyle keşfetmeyi, sorgulamayı ve ilham vermeyi seven biri. Burada kalbime dokunan kelimeleri ve zihnimde bıraktıkları izleri paylaşıyorum.
İnsan azap olduğunu bilmediği bir şeyin azabını çekemez.
Doğan Cüceloğlu 'nun Gerçek Özgürlük kitabından küçük bir alıntı: "Kafasından bir kelime uydurdu: 'azaphane'. Bir azaphanede yaşayacaksın ve toplum buna aile diyecek. Bu azaphanede çocuklar büyüyecek ve akıllı, uslu, söz dinleyen çocuklar olacaklar. Artık Timur biliyordu: Kültür robotu aileler, kültür robotu bireyler üretirler ve onlar yeniden kültür robotu aileler kurarlar. Toplum ailesiyle, okullarıyla, komşuluk ve iş ilişkileriyle kültür robotu üreten büyük bir imalathane gibi iş görür, bir açık hava hapishanesi gibi." Ben buna azaphane demezdim çünkü aile kuran kültür robotu çiftler içinde bulundukları durumun farkında değiller. Farkında olsalar belki de şahsiyet olmak, özgürleşmek için mücadele edecekler. İnsan, azap olduğunu bilmediği bir şeyin azabını çekemez.
Alıntı
Reklam
Gerçek Özgürlük Doğan Cüceloğlu Bizimkilerle (ailem-çevrem) sürekli tartışma sebebim belki de bana yüklenmiş programıma aykırı davranışlarımdandır. Sürekli tartışmalar.. Tartışmalar sonrası küsmeler.. "Sen bizi beğenmiyorsun!" "İnsan ailesini beğenmez mi!" "Biz böyleyiz, böyle gördük!" "Sen de böyle olacaksın!" gibi gibi havada uçuşan cümleler... Ben kültür robotları tarafından yetiştirilmiş bir kültür robotçuk olarak sürekli programımı sorguluyorum ama onlar programlamamı sorgulamama kızıyor ve beni "aykırı, farklı, asi, dikkafalı" gibi sıfatlarla nitelendiriyorlar. Belirli bir noktadan sonra kültür robotları tarafından kendilerine yüklenen programlamalar "sorgulanamaz, sorgulanması teklif dahi edilemez" mottosuyla "kutsallaştırılmış" olabilir mi? Programları sorgulamak kutsala saygısızlık olarak mı algılanıyor (töreye karşı gelmek)? -Alıntı- "Kültür robotu gücenir mi, küser mi, alınır mı?" "Evet. Kültür robotu programlandığı biçimde, programının gerektirdiği yer ve zamanda alınır, gücenir ve küser." "Ama bu benim değil, robotun alınması, gücenmesi ve küsmesi olur, değil mi?" "Siz kendiniz robot olduğunuz için kendinizin alınması, gücenmesi ve küsmesi olarak algılarsınız. Ta ki... Ta ki siz kendiniz, kültür robotu olmanın ötesinde var olan Timur'u keşfedinceye kadar."
Duygu ve Düşünce
Yeniden yeniden programlanan birçok ben var benden içeri
Gerçek Özgürlük Doğan Cüceloğlu "Aynı bilgisayara yüklenen programlar gibi kültür de hiç farkına varılmadan doğumdan itibaren çocuklara yüklenir ve bu yükleme işi ömür boyu devam eder." Doğan Cüceloğlu'nun bahsettiği "kültür robotu" kavramını sadece kültür olarak değil her alana atfedebiliriz bence. "Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim." sözü de buradan bakınca çok doğru geliyor. Çevremiz neyse -eğer ki şahsiyetleşemediysek- biz de oyuz. Kiminle en çok vakit geçirirsek o oluruz. Personellerimle sık vakit geçirdiğimde hayata onların seviyesinden bakmaya başlıyorum. Yöneticilerimle sık vakit geçirdiğimde profesyonel, evli arkadaşlarımla sadece evlilik odaklı bakıyorum. Bu benim bulunduğum kabın şeklini aldığım ve şahsiyet olamadığımın göstergesi oluyor. Yani kitabı okuduğum süreç boyunca kendim için böyle düşündüm. Ancak değilmiş, ben farkında bile olmadan kendimce şahsiyet olmaya çalışmışım. Çok mücadele etmişim, hala ediyorum da. Cüceloğlu ne güzel söylemiş: "İçimizdeki özgürlük, tek hamlede kazanılmış bir savaşın sonucu değildir."
Duygu ve Düşünce
eşit iki insan
Doğan Cüceloğlu'nun Gerçek Özgürlük kitabında bahsettiği "eşit iki insan" ifadesi beni derinden etkiledi. Daha yaşlı, daha bilgili, daha deneyimli, daha yüksek unvan sahibi olmanın karşımızdakini "daha saygıdeğer" bir insan yapmayacağını kabullenmek çok zor. Büyüklerimizden böyle gördük. O bize saygı göstermez, biz ise saygımızda kusur edemeyiz. Bu demek değildir ki saygısızlık yapalım, hayır. Aksine saygılı olmaya devam edelim ama saygı gösterdiğimizden saygı istemeyi kendimize çok görmeyelim. Biz de bir bireyiz ve saygı görmeyi hakkediyoruz, bunu hiç öğrenemedik. Kitaptaki Timur Bey de benim gibi bunu kabullenmekte epey bir zorlandı, Yakup Bey ise ısrarcıydı. Nedenini şimdi çok daha iyi anlıyorum. Bu yaklaşımı ilk okuduğumda aklıma şu geldi: Bu yaklaşımı kabullenecek düzeye henüz ulaşamamış ülkemizde bunu uygulamaya geçirsek neler olur? Her eğitim düzeyi, kültür seviyesindeki insan bu yaklaşımı benimseyebilir mi? Tüm sosyal çevreler tarafından bu bilince ulaşılabilir mi? Hiyerarşi olması gereken yerde kopukluk olur mu? "Eşit iki insan" kavramı unvanların olması gerektiği yerde onları yok edip bunu suistimal edebilir mi? Tüm olumsuz ihtimallere karşı yine de denemeye değer mi? Toplum eğitildikçe, toplum bilinçlendikçe, kim olduğumuzu anladıkça bunun mümkün olacağını düşünüyorum. Gelişmiş toplum olmanın aşamalarından biri de bu olsa gerek. Zaten geleceğimiz ilkokul sıralarında yazılmıyor mu?.. Eğitimle her şey mümkün. Şu an buna hazır mıyız diye sorarsam kendime, bence şu an için hazır değiliz. Denemeye değer mi dersem ise koşulları sağlayan bireyler ve gruplarda kesinlikle değer. Deneme sonuçlarımı yorumlarda paylaşacağım. Eğer siz de denediyseniz yorumlarda benimle paylaşın lütfen. Gerçek Özgürlük Doğan Cüceloğlu
Duygu ve Düşünce
Merhaba benim yılım,
Bu yazıyı 13 Mart 2025 tarihinde yazıyorum. Yeni yıl başlayalı 72 gün oldu ancak benim yeni yılla ilgili söylemek istediğim birkaç şey var. Her yılın sonunda listeler ortaya çıkmaya başlar: "2025'ten Beklentilerim" "Yeni Yıl Hedeflerim"... Benim aklıma takılan ise beklenti ve hedef arasındaki fark oldu. Bu noktaya takıldığımdan (tabi başka meşguliyetler de vardı) 72 gün rötarlı olarak yeni yıla ben de giriş yapıyorum. :) • Beklenti dediğimiz şeyi "armut piş, ağzıma düş" olarak tanımladım ben. Hedef dediğimizi ise "ektiğini biç". Bu yüzden yeni yıldan hiçbir şey beklememeye (dolaylı olarak insanoğluna minnet etmemeye), yeni yıla hedefler koyup başarılarımı izlemeye (yani ektiğimi biçmeye) karar verdim. Tünelin sonunda başarı da olsa benden bana, başarısızlık da. • Neyse biz "şu ana" odaklanalım. Evet, yeni yıl hedeflerimi açıklıyorum. 1k'ya dönüşüm de yeni yılımın ilk hedefi olsun. 1. hedefe ulaşıldı, görev başarılı. Sıradaki gelsin. :) • ii) Gereksiz kelimeleri ve cümleleri hayatımdan çıkararak sessizliğin huzurunda anlamın özüne ulaşmak iii) Vaktimi bilinçli kullanarak oyalayıcı işlerden uzaklaşmak ve hayata pratik yaklaşmak iv) Öncelikleri belirleyerek her fikre sırasıyla odaklanmak ve gereksiz düşünce karmaşasından uzak durmak v) Zamanı unutup geç kaldığımı düşünmeyi bırakarak hedeflerime odaklanmak ve BAŞARMAK
Hayata Dair