Sen de az değilsin dış kapı mandalı Karamazov
Nasıl olmuşsa olmuş, İlyuşa daha babanızın sağlığında uşağı Smerdyakov'la tanışmış. Uşak, küçük budalaya ahmakça, daha doğrusu hayvanca, alçakça bir oyun öğretmiş: Ekmeğin içine iğne saplayıp, açlıktan lokmaları çiğnemeden yutan sokak köpeklerinden birine atılacak, karşısına geçip seyredilecek ... Böyle bir ek­mek hazırlayıp Juçka'ya atmışlar.
Sayfa 709
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"İşte koşuyor hizmetçi çocuk...¹ hizmetçi çocuk, Juçka'yı kızağa bindirip..."² Karnı doymuş baksana, koşup yaramazlık ettiğine göre... Annesiyle babası da demiyorlar ki çocuğu bir işin başına oturtalım. Köpeği gezdireceğine odun kırsın ya da Kutsal Kitabı okusun. ¹Bey evinin avlusunda çalışan hizmetçilerin çocuğu. ²Puşkin
Sayfa 205 - 206 Doğan Kitap·Kitabı okudu
ER
Sefer de bir er, tıpkı üzerinde bulunduğu gemiyle birlikte hareket eden bir gemici gibidir; etrafı kendi alayı ile çevrilmiş, onunla sınırlandırılmıştır, onunla birlikte sürüp gider. Ne kadar uzağa giderse gitsin, ne kadar garip, ne kadar bilinmeyen, ne kadar tehlikeli bölgelere girerse girsin, etrafta, nasıl bir denizci her an, her yerde kendi gemisinin hiç değişmeyen direklerini, güvertelerini ve halatlarını görürse, er de her an, her yer de aynı arkadaşları, aynı safları, aynı çavuş Mitriç'i, aynı alay köpeği Juçka'yı, aynı komutanları görür. Bir er, gemisinin bulunduğu bölgenin enlemini, nadiren bilmek ister; ama savaş günü, ordunun içinde yaşadığı hayal dünyasında, nereden nasıl geldiği bilinmeyen, herkes için aynı olan sert bir ses duyulur; kesin ve ihtişamlı bir şeyin yaklaştığına işaret olan bu ses, onlarda alışmadıkları bir merak uyandırır. Savaş günlerinde erler, heyecanla alayların dışında bir konuya çıkmaya çalışırlar, kulak kabartırlar, her şeye dikkatle bakarlar ve büyük bir merakla çevrelerinde olup bitenleri sorarlar...
Sayfa 334 - İletişim Yayınları, 3. Baskı - 2005, Cilt I, Syf 334, Çevirmen: Leyla Soykut·Kitabı okudu
Askerlik
Asker yürüyüşteyken, gemideki bir denizci gibi alayı ile çevrelenmiş, sınırlanmış ve sürükleniyor gibidir. Ne kadar uzağa giderse gitsin, hangi yabancı, bilinmedik ve tehlikeli enlem dairesine girerse girsin, bir denizcinin çevresinde her zaman ve her yerde aynı güvertenin, aynı direklerin, aynı halatların olması gibi, onun çevresinde de her zaman her yerde aynı askerler, aynı saflar, aynı Başçavuş İvan Mitriç, aynı bölük köpeği Juçka ve aynı komutanlar vardır.
Sayfa 405·Kitabı okudu