İki dost, iki farklı karakterde insan, iki yoldaş, iki kalp.
-Bu yazı kitabın bende bıraktıklarıyla ilgili olacak ve spoiler içerebilir.-
Bir özelliğin diğerinde olmadığı iki karakterin öyküsüydü okuduğum(hem fiziki hem duygusal anlamda) ve tabii sonunda bana şunları sordurdu; iyi ve kötü tanımlamalarım, akıl yönetiminin gerekliliği, kalbimizdeki iyiliğin ne derece başlı başına yeterli olduğu, hayallerin ortak paydası ve sonunda yoldaşlıktan ne anladığım.
Başında ‘ona nehre atla deyip sonra boğulmasına izin vermeyerek kurtardım oysa yüzme bilmediğini biliyordum ve kurtulduğunda bana teşekkür etti’ diyen George’un hikayenin sonunda yine yoldaşını başına dert açtığını bahane ederek aslında kendini olaydan kurtarmak için yoldaşını sırtı dönükken vurması bir pencere açıyor. Burada da sanırım Steinbeck okumanın tadını aldım. Akli yeteneği yetersiz kalan bağımlı bir kişinin gücünden ve yalnız olmamak için varlığından faydalanmak ne kadar yoldaşlıktır dedim burada.
Oysa yoldaşının daha iyi bir hayat sürebilmesi için mağaraya kapanmayı göze almak, bitip tükenmeyen gücünü çalışıp kazanmak ve yoldaşını mutlu edebilmek, birlikte kurulan hayallere hırstan uzak sığınmak tam bir yoldaşlıktır bana göre. İki karakter bize iyiyi ve iyi olmayanı sunuyor, kötüden uzak. İçerisinde dönemin ırkçılığını ve sınıf farkını da göz önüne sermekten geri kalmayan yazarı zaten ne kadar övsek az.