Altın olan her şey parlamaz,
Her gezgin yitirmemiştir yolunu.
Gücü olan yaşlı kolay kolay solmaz,
Derindeki kök atlatır donu.
~
#freepalestine
#freeeastturkestan
Antik Filistinliler ve Fenikelilerin ikisi de deniz halklarıydı. Filistinliler Batı'dan gelmişti; Fenikelilerin yüzü Batı'ya dönüktü. Antik Filistinli işgalcileri tutan ve nihayetinde yenen Antik İsrailliler, çöl ve bayır halkıydı. Helen ve Roma kültürü sahil şeritleri boyunca gelişti ve iç kısımlarda ise canlılığını yitirdi. Antakya büyük bir Helen metropolüydü ve deniz kenti Berytus (günümüz Beyrut'u) önemli bir Roma hukuku okuluna ev sahipliği yapıyordu. Romalıların kurduğu üniversite de Beyrut'taydı. Makkabilerin kontrol ettiği Yahudiye de olduğu gibi, iç bölgelerin eski kültürü, yayılımcı Helen etkisinin karşısında nadiren durur ve arada sırada karşı çıkardı. Arap işgalleri Doğu'nun hegemonyasını tazeledi ve kısa süreliğine Şam'ı emperyal bir gücün başkenti haline bile getirdi. Haçlı ordusu, Antakya'dan Gazze'ye güneye doğru yürümeye başladığında, Levant sahil şeridini Avrupa'ya geri kazandırdı fakat iç bölgelere nüfuz edemedi. Halep ve Şam'a hiçbir zaman girmediler ve esas hedefleri olan Kudüs'ü sadece kısa bir süreliğine tutabildiler. Günümüzde, ikisi arasındaki fark açık ve nettir; Beyrut ve Şam arasında olduğu gibi ya da çok daha vahim bir biçimde, Tel Aviv ile Amman arasındaki fark gibi.
Umarım, eserimin hem İsrail Savunma Bakanlığı hem Müslüman Kardeşler tarafından yayınlanmaya değer görülmüş olmasından sonra belli bir düzeyde nesnelliğe ulaşmış olabileceği hissiyatım nedeniyle bağışlanabilirim. Arapça edisyonun çevirmeni yazdığı önsözde, kitabın yazarının şu ikisinden biri olduğunu ileri sürüyor: samimi bir arkadaş ya da şerefli bir düşman, her iki ihtimalde de gerçeği çarpıtmayan ve ondan kaçmayan biri. Bu değerlendirmeyi kabul etmeye razıyım.
"..Öyle ya da böyle, kendi iyiliğim için, dilediğim gibi davrandığım sonucuna varabiliyorum bir tek. Ya da belki de, senin için yapıyorumdur ama bunu bile kendim için sanacak kadar, bana olan neredeyse savurganlık derecesindeki aşkına alıştım mı sonunda dersin? Benden hiçbir şey istemeden beni o kadar sevebildin mi?.."
Ben de, hayata çaldığımız maya tutmadı abicim dedim gözlerimle. Güzel olacağından emin olduğumuz günlerin gelip bizi bulacağına inandığımız hayatımızı yarıladık çoktan. Güzel olacağından emin olduğumuz günler gelip bizi bulmadı. Ama korkma, sırrını vermem evinin odalarına.