Yıllardır sinirimi bozan bir konuyu ironik bir dille ve tatlı tatlı çizimlerle ele almış kitap. Okuması kolay ve keyifliydi. Kadınları aşağılayıp, her konuda onları engelleyip, bir şeyler yapmalarına bir şeyler üretmelerine engel olup onlar için safsatalar uydurduktan sonra bu kadınlar da tarih boyunca hiç bir şey yapmamış bilim kadınlarının sayısı bir elin parmağını geçmiyor yahu diyen erkeklerin gözüne sokmalık bir kitap.
öncelikle kitap bir roman olarak geçiyor ama hikaye mi roman mi tartışılır ben bir hikaye derdim mesala bu kitap için. kitaba gelirsem de ana konusu korku.. bilinmezliğin verdiği korku, korkuyla birlikte duyulan kaygı ve tümünün getirdikleri.. okuması keyifliydi tek oturuşta bitti. sürekli merak unsuru vardı yokuşluya neden giremeyeceklerini oraya aslinda ne olduğunu sürekli merak ettirdi kitap. sonunun açık bitmesi ve bizim ne olduğunu öğrenememiz üzücü.. ama asıl konumuz zaten oraya ne olduğu değildi hiçbir zaman..konumuz melek hanim ve esinin oracıkta kalıp ne oradan gidebilmeleri ne de yokusluya varabilmeleri .. adeta korkuyla birlikte kanatlarından biri kırılmış da ucamadiklari için orada mahsur kalmış kuşlar gibiydiler..tek kanatlı bir kuş gibi.. melek hanim ve esi korkularının esiri olmuşlardı. korkularından dolayı giremiyorlardi yokusluya ama aynı zamanda dönemiyorlardi da geri.. bizlerin de kulaktan dolma gereksiz bilgilere güvenmediğimiz, gereksiz korkularla kendimizi hapsetmediğimiz, hedeflerimize uçabildiğimiz yarınlarımızın olması dileği ile ..
yaklaşık bir saatte bitecek bir kitabı iki aya okuduğuma inanamıyorum.bir kitap bu kadar mı okunası olmaz hayret ettim. her elime aldığımda onu okumamam için itti kendini resmen.. ve yine de kendimi zorlayarak tamamladım kitabı çünkü yarım kalsın istemedim ama bu kadar hiçbir şey anlatmayan kitap daha önce okumadım diyebilirim. farklı farklı hikayelerden oluşuyordu ama hikayelerin bir kısmı aşırı anlamsız bir kısmı tuhaf ve rahatsız ediciydi..
ÇakıryıldızHüsmen Solmaz · Ekin Yayınları · 20185 okunma
Kitap 12 kısa hikayeden oluşuyor. Ben tesadüfen alıp okudum yazar veya kitap hakkında bir bilgim yoktu önceden. Benim için yazarla tanışma kitabım oldu diyebilirim .Yazarın anlatış tarzını, kurgusunu beğendim. Merak unsuru vardı hikayelerde ve bir şekilde sizi içine çekiyordu. Bu on iki hikaye içinde en sevdiğim "yarım yamalak" adlı hikayeydi. Bu hikaye bir baba oğul hikayesiydi. Oğlunu kaybetmiş bir babanın hikayesiydi.. Sevdiğiniz birini daha önce kaybettiyseniz bu hikaye içinize işliyor. Bunun dışında da yine beğendiğim hikayeler oldu , anlam veremediğim sonunun eksik kaldığını düşündüğüm hikayeler de oldu.. Ama sevdiğim hikayeler hatrına okunabilir bir kitap bence.
Kolay okunan, ilk başta şuan ne okuyorum ya ben dedirten sonrasında birden sizi içine çeken ilginç bir hikaye.. Adından anlaşıldığı gibi çok çok geçmiş günlerin hikayesi.. Taş devrinden bir hikaye.. Aynı zamanda bilim kurgu hikayesi de diyebiliriz tabi. Hikaye macera dolu olduğu için sevdim. Taş devrindeki bir hikayede bile ship yapabildiğim için kendimi tebrik ediyorum. Ugh-lomi ile Eudena yı çok yakıştırdım tüm zorlukların üstesinden beraber gelmelerini çok sevdim.Kitabın sonunda Ugh-lomi ile ilgili bir son almışken Eudena ile birlikte olduklarına dair de bir cümle okumak isterdim sjsjjsjsjs endgame olduklarından emin olmak güzel olurdu. ( benim yüzsüzlük jsjddjjsjsj Şaka bir yana güzel kitap heyecanlı ve sarıyor. Tavsiye edebilirim kesinlikle.