B.

Sabahına uyandığım o günün gecesi, hayatımın en acı verici günüydü. Ölmeye yaklaşmak gibiydi sanki hissettiklerim. Kalbim hiç atmadığı kadar hızlıydı; sanki varlığını son kez hatırlatıyor ve ardından sonsuz bir uykuya dalıp duracak gibiydi. Bedenim buna tepki veriyor, sanki son çırpınışlarını yaşar gibi titriyordu. Şok muydu bu geçirdiğim, yoksa gerçekten üzülüp paramparça olmak bu muydu? Gözlerimden tek bir damla yaş akamayacak kadar düşüncelerimi toparlayamıyordum. Sadece koca bir acı hissediyordum. Korkunç bir acı… Ölmeden, diri diri toprağa gömülmek gibi. Her geçen saniye öldüğünü hissetmek. Yavaş yavaş nefessiz kalıp, acıyla boğulmak gibi.
Duygu ve Düşünce
Reklam
Bir sokak lambasının altındayım şimdi. Sarı, titrek ışığı tek başına tüm sokağı aydınlatmaya çalışıyor. Becerebileceğini düşünüyor belki de. Bu karanlığı, tek taraflı bir çabayla beyaza döndürebileceğini. Ama bilmiyor ki bu asla mümkün olmayacak. Aksine, vakti geldiğinde tüm enerjisi bitecek ve yaydığı o zayıf ışık da sonsuza dek yok olacak. Karanlığı aydınlığa çeviremeyecek belki… ama onunla birlikte karanlığa boğulacak. Çünkü aşk bir çeşit ölüm şeklidir. Bedenin yaşamaya devam ettiği, ama ruhun çoktan öldüğü bir ölüm.
Duygu ve Düşünce
Lethe
O anda anlamıştım ki hayatım artık onun ellerindeydi. Yaşam ve ölüm arasındaki o ince çizgide dans ederken bir palyaçoyla karşılaşmıştım o gün. Ölüme düşecekken, delice gülümseyerek tutmuştu ellerimden. Düşmeme izin vermemişti. Ama yaşama da itmemişti beni. Bileklerimize bir pranga bağlamıştı. Araf çizgisinde onunla dans etmeye mahkûm etmişti. Sonsuz bir dans. Bir ölüm dansı. Yaşamayı da ölümü de beceremeyenlerin dansı.