Eğer başarabilirsem sevmek istiyorum birini. Çok sevmek. Sadece varlığını bile sevmek. Eğer başarabilirsem en güzel şarkıları sana dinletmek istiyorum; en sevdiğim kitabı sana okumak, çok ağladığım o filmi bir de seninle izlemek...
Çünkü insanlar böyleydi. Paketleri sever ve kendi acılarıyla ilgilenirler. Eğer ağlamıyorsanız sizin hiçbir şeye ihtiyacınız olmadığını savunurlar ve onların acıları da mutlulukları da sizinkilerden bir beden büyüktür.
Herkesin iyi tarafını sevebileceğin gibi.
Herkesin kötü yanlarını sevemezsin.
Kötü tarafınla birini ne kadar sevebilirsin?
Sen hep karşıya yeşil ışık yandığında geçmişsin, ben dokuz ayı bile doldurmadan dünyaya erken gelmeyi seçmişim.
Senin çantanda hep bir şemsiye var, benim kulağımda bile yağmurun sesi.
Sen bütün hayvanları çok seversin, ben dinozorların varlığından şüphe etmemeyi.
Sen insanlara kutup yıldızı gibi yön gösterirsin, ben kuzey ışıkları kadar belirsizim.
Sen canavarları sevmezsin, ben onların gözyaşlarını silerim.
Belki de canavarın ta kendisiyim.
İki elini bırakarak kilometrelerce gidebilirsin bir bisikletle ama iki elini bırakarak sevemezsin kimseyi.
Anlaşılamadığım her yerden her insandan her şehirden her günden nefret ediyorum. Bu yüzden sessizlik iyi. Sessizlik güvenli. Sessizlik huzurlu.
Sessizlik en acı verici savaşma biçimi.
Sessizlik en acı verici yaşama biçimi.
Sessizlik acı verici.