İyi, doğru ve güzel düşünmek üzerine yazılan ‘Açık Ufuk’ kitabı, 6 bölümden oluşuyor.
İlk bölüm ‘düşünmek’ kavramına binaen ‘Düşünmek Çileli Bir İştir’ başlığı altında toplanmış. Bu bölümde düşünmek nedir? Sorusuna cevap arıyoruz. Neyi nasıl düşünüyoruz? Bunları sorguluyoruz. İbrahim Kalın, daha ilk sayfada düşünmek eyleminin çileli bir iş olduğunu ve insanı zihinsel konfor alanında çıkarttığını söyler. Varlığın fakirleştiği, bilginin araçsallaştığı ve anlamın kaybolduğu bir dünyada insan, yersiz yurtsuz bir varlık haline gelir. İşte bu yüzden düşünmek, insanın ait olduğu yeri bulma çabasıdır. Düşünmek yolda olmaktır, ama herhangi bir yolda değil, bizi hakikate götürecek yola koyulmaktır. Mesele düşünen canlı olan insanın kendini bilme ve bulma meselesidir.
Son bölüm ise ‘ Kendini Bilmek Ve Bulmak’ başlığını taşıyor. Yani kitap başladığı yerde bitiyor aslında. Dikkatinizi çekerim başlıkta bilmek kelimesi bulmak kelimesinden daha önce gelmiş, neden?
Cevap yazarın şu cümlelerinde ; ‘ Arama çabası, kaybetme bilinciyle başlar. Bu yüzden bulmak, bilmek ve bulunmak için düşünmek, neyi kaybettiğimizi bilme çabasını da içerir.’
Kadim Yunandaki Delhi Tapınağının girişinde ‘Kendini Bil!’ çağrısı, insanın egosunu yüceltmeyi değil, varlık dairesindeki yerini bulmasını amaçlar. Kendini bil demek aynı zamanda kendini bul demektir. İslam’da ise ‘Kendini bilen, Rabb’ini bilir!’ vurgusu vardır. Yani bizi varlığa getiren, O’nu bulmamızı ister. Yaratıcı, bulunmak için yaratır; Bulunmaya ihtiyacı olduğu için değil, bulmayı bize bir nimet olarak verdiği için. Tabiat âleminin tersine insan, Allah’ı, akıl ve iradesiyle arar ve anar. Allah’ı bilinçli olarak arayan insanın bizatihi varlığı, bir dua ve ibadet halidir.
Allah insanı neden yarattığını ifade ediyor: ‘’Ben cinleri ve insanları