Durdane

Durdane
@justbook_
kendi içine yolculuk eden kişi sonunda arzı dolaşır
öğrenci
hukuk
23 Kasım
121 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·192 syf.··
2023 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2023 18:28
"Sanki onu tanıyormuşum, görsem bilecekmişim gibi bakıyordum geçenlere." Kitabın ilk sayfasında yazan bu cümle kitabın bir arayış kitabı olduğunun vurgusunu yapıyor. Bilmediği, tanımadığı ama karşılaştığı zaman kendisinde çok büyük etkiler yaratacağına inandığı birini arıyor Bay C. Her birimizin inandığı gibi, umut ettiği gibi bir arayış bu. Bu arayışının adına ‘’Tutamak sorunu’’ diyor... "Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur kimi işine, sanatına... Ben gülünç olmayan tek tutanağı arıyorum; Gerçek sevgiyi ! " Kitabın başından sonunda kadar Bay C hep bir arayış içinde "o" nu arıyor. Mevsimler gelip geçiyor, insanlar değişiyor, düşünceler değişiyor…değişmeyen tek şey Bay C. Kendi huzursuz içsel yolculuğu, ona yeterince acı verirken hayatına girenlerin de hiçbiri onun istediği kişi değildir. Kusursuz arayışı onu çıkmaza doğru sürükler. Ve bu süreçte kendisini yalnız hisseder. Bunu şu ifadelerle dile getirir ; " Rahatsınız. Hem ne kolay rahatlıyorsunuz. İçinizde boşluklar yok. Neden ben de sizin gibi olamıyorum? Bir ben miyim düşünen? Bir ben miyim yalnız ? " Peki, Bay C, kendisini tükenmiş olduğu yapıdan çıkaracak, onu yalnızlıktan kurtaracak olan kişiyi bulabilecek mi? Yoksa birbirlerinden haberleri dahi olmadan sessizce yaşamlarına devam mı edecekler? Tüm soruların cevabı kitapta saklı. Son olarak kitapta; Bay C’nin kim olduğu adının ne olduğu konusunda pek bilgi verilmemiş aslında Bay C, sen veya ben olabiliriz. Herkes biraz Bay C’dir. Herkes biraz aylaktır.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·430 syf.··
2023 2. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2023 22:52
Herkesin önerdiği bu kitapla tanışmam biraz geç oldu ama her şeyin bir zamanı olduğu gibi bu kitapla karşılaşmam da doğru zamanı bekliyordu bence. Hayatımın başka bir döneminde okusaydım bana bu kadar tesir eder miydi bilmiyorum. Fazla uzatmadan başlayalım; Kitap, ilk olarak alt tabakadan denizci bir çocuğun(Martin Eden) Ruth ismindeki kızın, erkek kardeşini serserilerin elinden kurtarmasıyla başlar. Daha sonra kurtardığı genç, Martin ‘i evlerine yemeğe davet eder. İşte her şey burada başlar çünkü Martin burjuvalarla burada tanışır ve kendinin ne kadar eğitimsiz ve kaba olduğunu anlar. Bu evdeki insanlarla arasında sanki bir uçurum var gibi hisseder. Martin o evde ayrıca bir şeyi daha hisseder ‘’ aşk ‘’ Kurtardığı çocuğun kardeşi olan Ruth’ a ilk görüşte aşık olur. Sevdiği kız için kendini geliştirmeye çalışır, entelektüel bir yaşam için kendini kitap okumaya teşvik eder ve okudukça daha da açlık hisseder bilgiye ve öğrenmeye olan aşkı Martin’e inanılmaz bir zevk verir. Okudukça kendi sınıfından olan insanlardan yavaş yavaş uzaklaşmaya başlar. Bir yandan ait olduğu sınıftan kopma mücadelesi verirken bir yandan da burjuva sınıfını tanımaya başlar. Bu tanıma süreci onu eski sınıfına yabancı kılar ve her iki sınıfa da uzaklaşma başlar. "Yalnızlığını daha güçlü ve kendini daha yorgun hissetti." Martin, zor durumda kaldıkça kitaplara sığındı mutlu olmak için daha çok okudu ama okumak insanı mutlu kılmıyor her zaman. Aksine daha çok düşünmesini, hayata ve insanlara dair daha çok kafa yormasını sağlıyor, bu da beraberinde mutsuzluk ve huzursuzluğu getiriyor. "Bir sürü kitap okudu ama içindeki huzursuzluk azalmak yerine daha da büyüdü." Bu okumalara devam ederken bir yandan da yazma serüveni başladı içindeki alev sanki yazdıkça sönecekti, öyle ki yazmak ona zor
Martin EdenJack London · Martı Yayınları · 2008134,7bin okunma
Puan vermedi·212 syf.··
2022 24. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2022 22:05
‘’İnsanoğlu dünyaya niçin gelir? Herhalde bir bahçe kurmaya gelir. Bu düşünceyle gülümsüyorum. Dünya dediğimiz de bir gurbet değil mi? ‘’ Mustafa Kutlu'yu okuyanlar bilir yazar, sizi hikayesine ortak eder, kullandığı samimi diliyle kendiniz bir anda kitabın içinde bulursunuz. Kitap, bahçe kurmak isteyen ana karakterin yaşantısını bizlere sunuyor. Herkesin görüp imreneceği, şaşıracağı bir bahçe… işte bu bahçeye biçilen bir ömür…beyhude ömür. "Ne denilmiş: Sabır, sebat, murat." Ana karakterimiz bahçe kurma hayaliyle yola koyulur ve ömrünü bu bahçeye adar. Etrafındaki dedikodulardan, zorluklardan ve zorlaştıran kişilere rağmen, azminden ve umudundan vazgeçmez. Evlatlarına yadigar kalacak bir bahçe, onları o diyarda bağlı tutacak bir bahçe… Ve sonunda gıptayla bakılan bir bahçeye ulaşır. Anladığınız üzere toprağın değerini; ekip, biçmenin önemini vurgulayan bir kitaptan bahsettim sizlere ama bir değerin daha altını çiziyor yazar; köyden kente göç. Bahçe kurmak için canını dişine takan bu adamın evlatları ise köydeki diğer gençler gibi İstanbul'a gidip iş kurup zengin olmak daha refah bir hayat sürmek ister. Nihayetinde köyler artık yaşlılara kalır, gençler akın akın şehirlere gider. Köyden kente göç beraberinde; ayrılıkları, hasretlikleri, yoksulluğu bir de ölümü getirir. Neticede "Dünya dediğimiz de bir gurbet değil mi? ‘’ Ve bir de umut… evet artık köyler eski köy değildir, nüfus azalmış hareketlilik yerini sakinliğe bırakmıştır ama buna rağmen köyde kalanlar, giden insanların bir gün geri geleceklerini düşünerek hareket etmeye devam ederler. Hayatın inişler ve çıkışlardan ibaret olduğunu bu yolculukta zamanın değerini bir saniyenin bile kıymetini, ölümün varlığını, sabrı ve umudu her zaman heybemizde taşımamız gerektiğini, bir bahçe kurma hayaliyle yanıp
Beyhude ÖmrümMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 201910,1bin okunma
Puan vermedi·269 syf.··
2022 22. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2022 22:58
Her şeyin bir zamanı olduğu gibi her kitabın da bir zamanı var,suskunlar kitabına daha önce başlamıştım ama yarım kalmıştı , bu sefer bitirebildim.Sanirim doğru zamanı yakaladım. İhsan Oktay Anar Suskunlar kitabında birçok metefor sunuyor bizlere.İlk 50 sayfası dik bir yokuşu çıkmak gibi zor gelse de kitap ilerleyen sayfalarda daha anlaşılir hâle geliyor ve nihayet tüm sır perdesi bir kahinin gözünden aktarılarak çözülüyor. Kitap Osmanlı zamaninin İstanbul'unda geçiyor. Kitaba mekan kazandırmak için müsiki kullanılmış. Mevlevi dervişleri ve ney...sanki orda onların yanındaymişsıniz gibi hissediyorsunuz. Suskunlar, sahi ne demek bu?Neden kitabın ismi olmuş? Bildiğiniz gibi Mevlana Celaleddin Rumi'nin lakabı hamuş, hamuş ise suskun anlamına geliyor,kitapta mevlevihanelere ve Mevlevi dervişlere yer verilmesi bu yüzden. Tasavvufta ise suskun diye ölenlere deniyor yani anlayacağınız İslam tasavvufunu metaforlarla birleştiren bir kitap bu. Birçok metoforu bize çok başarılı bir şekilde aktarmış yazar,mesela Neyzen Batın. Neyzen Batın kitapta Tanrı olarak tasvir edilir.Batın ismi de Allah'ın 99 isminden birisidir.Neyzen Batın kitapta üfleyerek can veren olarak anlatılır: "Püf sesi duyuldu ve kandil söndü... kandilin bulunduğu yerde şimdi sudan yeni çıkmış gibi zıplayıp sıçrayan, capcanlı bir balık vardı ! " Beni en çok etkileyen kişi ise Eflatun oldu.Kitap boyunca neredeyse hiç konuşmayan tam anlamıyla suskun olandır.Eflatun, sürekli olarak bir ilahi ses duyduğunu söyler.Bu sesi takip ederek sofuayyaş mahallesinden galata mevlevihanesine kadar gider.Yolda 7 kişiyle karşılaşır ve bu insanlar Eflatun'a kötü davranırlar.İşte burda bahsedilen 7 sayısı aslında 7 büyük günahı simgeler.Eflatun tüm bunları aştıktan sonra nefsinden sıyrılır ve mevlevihaneye ulaşır.Oradaki
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
Puan vermedi·200 syf.··
Beğendi
·
2022 21. kitabı
·
53 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2022 14:57
İyi, doğru ve güzel düşünmek üzerine yazılan ‘Açık Ufuk’ kitabı, 6 bölümden oluşuyor. İlk bölüm ‘düşünmek’ kavramına binaen ‘Düşünmek Çileli Bir İştir’ başlığı altında toplanmış. Bu bölümde düşünmek nedir? Sorusuna cevap arıyoruz. Neyi nasıl düşünüyoruz? Bunları sorguluyoruz. İbrahim Kalın, daha ilk sayfada düşünmek eyleminin çileli bir iş olduğunu ve insanı zihinsel konfor alanında çıkarttığını söyler. Varlığın fakirleştiği, bilginin araçsallaştığı ve anlamın kaybolduğu bir dünyada insan, yersiz yurtsuz bir varlık haline gelir. İşte bu yüzden düşünmek, insanın ait olduğu yeri bulma çabasıdır. Düşünmek yolda olmaktır, ama herhangi bir yolda değil, bizi hakikate götürecek yola koyulmaktır. Mesele düşünen canlı olan insanın kendini bilme ve bulma meselesidir. Son bölüm ise ‘ Kendini Bilmek Ve Bulmak’ başlığını taşıyor. Yani kitap başladığı yerde bitiyor aslında. Dikkatinizi çekerim başlıkta bilmek kelimesi bulmak kelimesinden daha önce gelmiş, neden? Cevap yazarın şu cümlelerinde ; ‘ Arama çabası, kaybetme bilinciyle başlar. Bu yüzden bulmak, bilmek ve bulunmak için düşünmek, neyi kaybettiğimizi bilme çabasını da içerir.’ Kadim Yunandaki Delhi Tapınağının girişinde ‘Kendini Bil!’ çağrısı, insanın egosunu yüceltmeyi değil, varlık dairesindeki yerini bulmasını amaçlar. Kendini bil demek aynı zamanda kendini bul demektir. İslam’da ise ‘Kendini bilen, Rabb’ini bilir!’ vurgusu vardır. Yani bizi varlığa getiren, O’nu bulmamızı ister. Yaratıcı, bulunmak için yaratır; Bulunmaya ihtiyacı olduğu için değil, bulmayı bize bir nimet olarak verdiği için. Tabiat âleminin tersine insan, Allah’ı, akıl ve iradesiyle arar ve anar. Allah’ı bilinçli olarak arayan insanın bizatihi varlığı, bir dua ve ibadet halidir. Allah insanı neden yarattığını ifade ediyor: ‘’Ben cinleri ve insanları
Açık Ufukİbrahim Kalın · İnsan Yayınları · 20212,409 okunma