kitap kapağında tutkunun esiri olan, pişmanlıklar içinde kıvranan diye bahsedilen doktorun rahatsız edici eylemleri ne aşkından ne tutkusundan ne de duyduğu pişmanlıktandı. burada apaçık bir şekilde kontrol etme arzusu ve egonun kırılmasını görüyoruz. kadın en başından beri doktor için bir tutku değil bastırdığı çirkin arzuların dışa vurulmasını sağlayan bir araçtı. belki içten içe kendisi de bunun farkındaydı bu yüzden her şeyi gözden çıkaracak raddeye geldi, belki de sadece vicdanından kaçmak istedi. kadınların, erkeklerin 'deliliklerini' veya 'tutkularını' anlatmak için bir nesne olarak kullanıldığını koca edebiyat tarihinden zaten anlayabiliyoruz ama zweig hiçbir yorum katmadan tüm muhasebeyi okura bırakmış. hikaye okuyormuş gibi değil de sanki nevrotik bir hastayla seans yapıyormuş gibi hissettiren bir kitaptı.