Rana.

Rana.
@justsaturn
7/10
·160 syf.··
2024 27. kitabı
“Zavallı Fikret, kalemini kalbinin kanına batırıp bürün acılarını bu sayfalara yazmıştır.” Kahramanımızın hikayesini, hayatı boyu neler çektiğini onun ağzından günlüğü aracılığıyla okuyoruz. Kara sevdaya düşmüş, etrafındakilerinin saadeti için kendinden ve sevdiğinden vazgeçmiş bir kadının günlüğü bu. Çok keyifli bir okuma deneyimi edinsem de bolca hüzün, aşk acısı ve ayrılık temalarının işlendiğini söylemek gerek. Karakterimizin yüzüne hayat hiç gülmemiş, sürekli bir çelme takıp yarasını daha çok deşmiş acısına bir yenisini eklemiş diyebiliriz. Okurken sürekli bir merak duygusu hakim, çerezlik bir eser akıcı ve güzel bir okuma deneyimi sunuyor. Beni en çok etkileyen ve okuma deneyimini keyifli hale getiren asıl şey, sürekli ıstırap çeken karakterimizin acılarını ifade ediş şekli oldu. Aslında genel olarak üslup ve betimlemeler öyle hoşuma gitti ki, hem akıp gidiyor hem de gerçekten çok estetik, hisli bir biçimde aktarıyor duyguyu. Tavsiye edeceğim, keyif alacağınızı düşündüğüm bir kitap. Ancak pek çok kederli olay yaşayan karakterimizin tek derdinin delicesine aşık olduğu adamdan uzak kalması ve bu uğurda kendini yataklara düşürecek kadar üzüp de tüm hayatını daha da beter bir hale getirmesi beni bi tık düşündürdü. Belki de bu, bardağın son damlasıydı gerçi. Dönemine göre gayet hoş sayılacak şekilde kadın merkezli bir eser olması tabii ki güzel bir şey, bu şekilde değerlendirmek gerek. Ben fazlasıyla beğendim, sonlarına doğru da bırakamadan okuyorsunuz zaten. “Meğer insanlar, olmasına imkan bulunmayan şeylerin hayaliyle de oyalanabiliyormuş.”
Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı MetrukesiGüzide Sabri Aygün · İthaki Yayınları · 20214,029 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Gizli Bahçe
8/10
·280 syf.··
2024 25. kitabı
Daha önce hiç inceleme yazmamış ve yayınlamamış birisi olarak yanlışım varsa affola diyelim ve başlayalım. Ne kadar çekinsem de bu kitapla inceleme yayınlamaya karar verdim çünkü beni fazlasıyla etkiledi. Empatiye fazlasıyla olanak sağlıyor okurken, karakterleri o kadar masum ki bütünleşiyorsunuz. Çok da spoi vermeden anlatmak gerekirse ana karakterimizle tanışarak başlıyoruz, Mary. Pek huysuz, aksi, gıcık bir karakter aslında ama ona kızamıyorsunuz bile. Ne sevgi görmüş ne de ilgi, kimse varlığını bile hatırlamıyor sürekli değişen bakıcıları haricinde. Hayatı da birden radikal bir şekilde değişince hikayemiz başlıyor. Hindistan’dan İngiltere’ye olan yolculuk aslında karakter gelişiminin başladığı nokta. Yeni evinde kendine birtakım arkadaşlar ediniyor, uysallaşmakla kalmıyor etrafındakilere de iyi geliyor artık. Yavaş yavaş hayat nedir tanımaya başlayan küçücük on yaşında huysuz bir kız aslında ama bulunduğu yer de pek garip. Kimsenin girmediği yüzlerce odası olan, geceleri ağlama sesleri duyulan ve yine kimseciklerin onunla ilgilenmediği ve bir başına kaldığı garip ıssız bir malikanede yaşamı devam ediyor. Daha yeni başlıyor desek yeridir aslında. Kitaptan uzunca bahsetmek istemiyorum, hissettirdiği duygular daha bahsedilesi çünkü bana kalırsa zaten kesinlikle okumalısınız. Yeri geldi gözüm dolu dolu okudum, yeri geldi içim yumuş yumuş oldu, fazlasıyla üzüldüğüm, acısını tatlısını derinden hissettiğim olaylar da. Yazar da öyle güzel anlatıyor ki hiç sıkılmadım, aksine ara vermek hiç hoş değildi okurken. En etkilendiğim, sevdiğim karakter de Susan Swerby oldu açıkçası. Çok yüce gönüllü bir kadın bana kalırsa, yanında çok güvende hissediyorsunuz okurken. Gayet özverili ve gerçekten de iyi bir kadın. Taşralı olmasına rağmen yine de kendini geliştirmiş demek
Gizli BahçeFrances Hodgson Burnett · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202111,7bin okunma