Hayat bir sinir ve lif sorunudur, hücre sorunu. Düşüncelerimiz bu ağır oluşan hücrelere girip gizlenir, tutkularımız buralarda barınıp düşler kurar. Sen kendini güvenlikte sanırsın belki, güçlü olduğuna inanırsın. Gel gör ki bir odada ya da sabahleyin gökyüzünde gözüne rastgele çarpan bir renk tonu bir zamanlar sevdiğin bir kokunun beraberinde getirdiği gizli anılar, çoktan çalmadığın bir müzikten bir ezgi, unutulmuş bir şiirin yeniden karşına çıkan bir satırı... İnan bana, Dorian, hayatımız böyle şeylere bağlıdır.
...Öyle anlar olur ki burnuma birden beyaz leylak kokusu gelir, hayatımın en tuhaf ayını yeni baştan yaşamak zorunda kalırım.
Lord Henry başını salladı. "Bilmek her şeyin sonu olur. Çekici olan bilememektir. Sis her şeye harika bir güzellik katar."
"Ya da insana yolunu şaşırtır."
"Bütün yolların sonu aynı noktaya çıkar, biricik Gladys."
"Ya o nedir?"
"Hayal kırıklığı."
Biraz önce ölen o sefil köylünün bile durumu benden daha iyi. Ölümden korkum yok benim. Beni dehşete düşüren ölümün gelişidir. Ölümün o dev kanatları çevremizdeki şu kurşun gibi ağır havanın içinde kulaç atıyor sanki.
Kişinin kendi kendini suçlaması doyum verici bir lükstür. Kendimizi suçladığımız zaman başka hiç kimsenin bizi suçlamaya hakkı yokmuş gibi gelir. Kişiyi günahtan arındıran itirafın kendisidir, yoksa günah çıkartan papaz değil.