Yusuf Kaan Çayabatmaz

Yusuf Kaan Çayabatmaz
@kaancay
Kendini ve âlemi okuma gayretinde olan.. fâni.
Bir yerde sorun varsa orda Yahudi parmağı vardır.
3/10
·356 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Komploculuğun Tarihi, uzun süredir kitaplığımda bekleyen, heyecanla okumayı planladığım bir kitaptı. Bu hafta okumaya başladığımda beni sukutu hayale uğratan bu eser, umduğumun çok ötesinde başarısız diye ifade edebileceğim bir çalışma olmuş. Kitap Avrupa düşüncesinde Komploculuktan bahseden sürekli atıflarla dolu, yazardan öte konunun asıl sahibi düşünürlerin görüşlerini içeriyor. Yazarımız da bir akademik çalışma titizliğinde sürekli olarak Avrupa düşünürlerinin ifadelerini sanki mutlak doğruymuş gibi aktarıyor, herhangi bir yorum yada çıkarımda bulunmuyor. Örneğin, kitabın dördüncü bölümünün başında italik olarak yazılmış “ Siyasi birlikteliklerin özgür olduğu ülkelerde gizli cemiyetlere rastlanılmaz. Amerika ‘da sayısız hizip vardır ancak komplolar yoktur” – Alexis de Tocqueville, Democracy in Amerika İfadesini kabul edilmiş doğru bir hüküm gibi üst başlık halinde yazmak ve bu yanlış hükümle ilgili en ufak bir değerlendirmenin olmaması, bende yazarımızın bu kitabı yazmasındaki gayesi neydi acaba? Sorusunu sormama neden oldu. Herhangi bir sıradan okuyucu kitabı eline aldığında, ilgisini çekiyorsa konuyu öğrenmeye, ilgisini çekmiyorsa yazarın konuyu izah ve ispat metodunu öğrenmek ister. Bu kitap Komplo konusunu izah etmekten öte hakikatin etrafında gezip/gezdirip Avrupalı düşünürlerin konuyu nasıl anladıklarından bahsetmekle yetinmiş. Konunun etrafında dolaştığı içinde sağlam bir izahat ve kesinlikle ispat/ delillendirme barındırmıyor. İçerikte yakaladığım birkaç husus ise ziyadesiyle beni rahatsız etti; Birincisi, Paris de Yahudilerin erkek çocuklarını kaçırıp kendi putları için kurban ettikleri, sonrasında halkın galeyana gelerek Yahudileri öldürdükleri konusunda, Yahudilerin günah keçisi olarak lanse edilmesi ifadesi sanki Yahudiler kuzu kuzu yaşayan masum
1000Kitap
Komploculuğun TarihiBarış Başaran · Lejand Yayınları · 20203 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Yusuf Kaan Çayabatmaz

, bir kitap okudu
3/10
·356 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
Barış Başaran
5/10 · 3 okunma
Böyle şeyler Türkiye'de olmaz!
9/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
Minyeli Abdullah, Türkiye’nin ilk İslami romanı olarak tarif edilen, bir Müslümanın İslam ülkesinde Müslümanca yaşam mücadelesini konu edinmiş bir eserdir. Hekimoğlu İsmail’in İslami düşüncesini anlatmak için araç olarak kullandığı bu roman 60’lı yıllar Türkiye’sinin İslam’a ve Müslüman’a bakış açısını, Türkiye’de Müslümanların hangi ızdırapları çektiğini konu edinir. Kitap öyle zor dönemde kaleme alınmıştır ki, bu kitabın o dönemde işlediği konu itibariyle en az 10 yıl yatarı vardır, bu nedenle hikâye mecburen Mısır’da geçmektedir. Düşünebiliyor musunuz? Bir Müslümanın İslami bir hükmü beyan etmesinin bile yasaklandığı bir dönemden geçtik, hatta Allah demenin yasak olduğu dönemler oldu bu topraklar da. Ancak biz bunu bile sanki Afrika da olmuş gibi anlatmak zorunda kaldık… Nitekim yazarımız kitabın yayınlanmasının 16. Yılında, kitaptaki İslami içerik sebebiyle yargılanmış, kitapları toplatılmış, neyse ki Abdullah Afrikalı olduğu için 5 ay sonra beraat etmiştir. Kitap kurgu ve içerik olarak iyi bir kitap denecek düzeyde. Yazarımız İslami hükümleri, prensipleri okuyucuyu yormadan aktarmayı başarıyor. Hikâye sistem ve rejim eleştirisiyle birlikte yerine ne gelmesini gerektiğini de ifade ettiği için, eleştiriler havada kalmıyor. Okuyan herkesin mutlaka istifade edebileceği akıcı, güzel bir eser.
1000Kitap
Minyeli AbdullahHekimoğlu İsmail · Timaş Yayınları · 20233,819 okunma
Zamana niçin ihtiyacımız olduğunun bilincini kaybettik!
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
Momo harabelerde yaşayan kimsesiz bir kız çocuğunun hikayesi. Momo’yu diğer insanlardan ayıran belirgin özelliği herkesi mükemmel bir şekilde dinlemesi ve herkese tam olarak zaman ayırması. Tüm mahalle onu çok seviyor, ona yardım ediyorlar. Kavga edenlerin arasını buluyor Momo, çocuklara yeni oyunlar öğretiyor masal gibi bir hayat yaşıyor ve çevresine de yaşatıyor…. Hikaye böyle başlıyor ve birden duman adamlar beliriyor kentte. Duman adamlar her bir bireye zamandan tasarruf etmelerini salık veriyorlar, işini şöyle yaparsan, zamanını şurada boşa harcamazsan şu kadar zaman tasarruf edersin diye kağıt üzerinde mükemmel hesaplar çıkarıyolar. Dinleyen herkesin hoşuna giden bu zaman tasarrufu şehri ve insanları değiştiyor ve dönüştürüyor. Sadece Momo bu sistemin dışında kalıyor ve duman adamlara karşı durabiliyor…. En yakın dostları Çöpçü Beppo ve hikayeci turist rehberimiz Girolamo da duman adamların pençesine düşmüşlerdir ancak, Hora usta, kaplumbağa Kassiopeia duman adamlara karşı Momo’nun yanında olacaklar ve tüm çalınan zamanları kurtaracaktır Momo. Hikâye masalımsı ve yer yer tutarsızlıklar olsa da derin bir şekilde modern zamanları eleştirdiği için okuyabiliyorsunuz, kitap kendini okutuyor. Günümüz insanı ilişkilerle yoğrulan bu hayatı, daha ilişkisiz hale getirerek sonuç odaklı yaşamaya başladı, bunu hepimiz biliyoruz. Teknoloji hayatımızı kolaylaştırdı ve hız kattı bunu da kabul ediyoruz evet. Ancak bu hızı ve bu rahatlığı niçin istediğimizi unuttuk biz. Annemize, babamıza, dostlarımıza daha fazla zaman ayırmak için kullanılması gereken teknoloji sebebiyle tam tersi hiçbir şeye zaman ayırmaz olduk, güya geçmiş insanlardan bin kat daha fazla iş üretiyoruz, bin kat daha hızlıyız. Bununla birlikte geçmiş insanların birbirlerine ayırdığı vaktin binde birini artık biz
1000Kitap
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,3bin okunma