Yusuf Kaan Çayabatmaz

Yusuf Kaan Çayabatmaz
@kaancay
Kendini ve âlemi okuma gayretinde olan.. fâni.
Bankacılık
yüksek lisans
İstanbul
259 okur puanı
Mayıs 2020 tarihinde katıldı
Ağaçlar sadece odun parçası değildir!
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Tarık Uslu’nun kaleme aldığı Şu Acayip Ağaçlar, yazarın çocukluk yıllarından süzülen samimi hatıralarla okuyucuyu karşılıyor. Kitabın birinci bölümünde, yazarın mahallesindeki incir ağacıyla kurduğu özel bağ yer alıyor. Bu sıcak ve içten anlatım, yalnızca bir çocukluk hatırasını aktarmakla kalmıyor; aynı zamanda çocukların doğaya farklı bir gözle bakmalarına da imkân tanıyor. Yazar, günlük hayatta çoğu zaman fark edilmeyen ağaçların dünyasını merak uyandırıcı bir üslupla okuyucuya sunuyor. Çocuklara yönelik hazırlanmış olan bu eser, ağaçların yalnızca gölge veren ya da meyve yetiştiren canlılar olmadığını gösteriyor. Her ağacın kendine özgü özellikleri, yaşam mücadelesi ve insanlığa sunduğu katkılar bulunduğunu etkileyici bir dille anlatıyor. Kitap boyunca okuyucu, ağaçların bazen şaşırtıcı bazen de hayranlık uyandıran yönleriyle karşılaşıyor. Bu yönüyle eser, çocuklarda hem merak duygusunu besliyor hem de çevre bilincinin gelişmesine katkı sağlıyor. Eserde incir ağacının yanı sıra zeytin, sekoya ve baobap gibi dünyanın farklı coğrafyalarında yetişen ağaçlara da yer veriliyor. Her biri farklı iklimlerde ve farklı şartlarda hayatını sürdüren bu ağaçların karakterleri, özellikleri ve insanlığa sundukları faydalar akıcı bir üslupla ele alınıyor. Böylece okuyucu, yalnızca bir ağaç hakkında bilgi edinmekle kalmıyor; aynı zamanda doğanın zenginliği ve çeşitliliği üzerine düşünme fırsatı da buluyor. Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri ise, doğadaki bu olağanüstü düzeni ve çeşitliliği, arka planda işleyen büyük bir kudretin işaretleri olarak sunmasıdır. Yazar, didaktik bir anlatıma kaçmadan, okuyucunun zihninde yeni pencereler açmayı başarıyor. Ağaçların yaşam hikâyeleri üzerinden verilen mesajlar, çocukların hem bilimsel merakını hem de manevi tefekkürünü
1000Kitap
Şu Acayip AğaçlarTarık Uslu · Uğurböceği Yayınları · 2017196 okunma
Reklam
İnancı olmayanın erdemi yoktur!
8/10
·1025 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
Karamazov Kardeşler, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin son romanı ve dünya edebiyatının en büyük başyapıtlarından biri olarak kabul edilen önemli bir eserdir. İlk kez 1880 yılında yayımlanan bu roman, yalnızca bir aile hikâyesi ya da cinayet kurgusu değil, insan ruhunun derinliklerini, inanç ile şüphe arasındaki mücadeleyi, ahlak anlayışını ve toplumların çözülüşünü ele alan büyük bir düşünce romanıdır. Romanın olay örgüsü, bir miras meselesiyle başlayan baba-oğul çatışması üzerine kurulmuş. Ailenin babası Fyodor Pavloviç Karamazov, sorumsuz, ahlaki değerlerden uzak ve çocuklarına karşı ilgisiz bir karakterdir. Büyük oğlu Dmitri Karamazov ile arasındaki miras kavgası, hikâye ilerledikçe bu çatışma had safhaya ulaşır ve bir süre sonra Fyodor Pavloviç öldürülür. Bütün işaretler Dmitri’yi göstermektedir. Dmitri, ilk sorgulamalar sırasında babasına karşı büyük bir öfke duyduğunu ve onu öldürmeyi düşündüğünü saklamaz; ancak aynı zamanda cinayeti işlemediğini de ısrarla söyler. Dostoyevski’nin kurgusu olağanüstü olaylara dayanan hayali bir dünya değil, gerçek hayattan alınmış izlenimi veren güçlü bir toplumsal zemine sahiptir. Bu yönüyle roman, insan psikolojisini ve dönemin Rus toplum yapısını dikkat çekici bir gerçekçilikle ortaya koyar.Romanın başlıca karakterleri farklı düşünce dünyalarını temsil eder. Büyük kardeş Dmitri Karamazov, tutkularının peşinden giden, savruk ve zaman zaman ölçüsüz davranan bir karakterdir. Ivan Karamazov iyi eğitim almış, sorgulayıcı, aklı önceleyen ve inanç meselelerine eleştirel yaklaşan daha çok ateist bir karakterdir. Küçük kardeş Alyoşa Karamazov ise manevi yönü güçlü, sevgiyi ve merhameti temsil eden, kendisini dini yaşantıya adamış bir gençtir. Evde uşak olarak çalışan Smerdyakov ise (babanın 4. Oğludur, ancak sokakta yaşayan bir
Edebiyat
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,2bin okunma
Ölçü her yerde
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
İmamı Gazali, döneminin eşsiz mütefekkirlerinden biri olduğu ve bu sebeple Hüccetül İslam sıfatıyla vasıflandığı bir gerçektir. İslamın Delili sıfatını etiket olarak almasına sebep olan vasfı ise nerdeyse tüm konuları basit bir denklem haline getirip aptala anlatır gibi, ehli inkara izah etmesidir. Bu izahlar müminin imanını artırırken, kafirin aklını ilzam etmektedir. Mizanül amel kitabı da, bu basit denklemlerden oluşan bir eserdir. Hangi amelleri işlersem hem dünyada hem ahirette mutlu olurum bunu o kadar güzel izah ediyor ki isterseniz inançsız olun hak veriyorsunuz. Gazali bu kitapta amelden kastı sadece namaz, oruç, hac gibi ibadetler değil, amel ile nefsani arzuların terbiye edilmesini, öfkenin dizginlenmesi ve bu niteliklerin kontrol altına alınmasını kastetmektedir. “Akıllı insan peşin olan az miktarı ileride gelecek olan kat ve kat fazlasını elde etmek için terk eder” der Gazali. Bu sebeple insanın sahip olduğu duyguları nasıl dengede tutması gerektiğinin dersini verir. Temelde insanın üç kuvvesi vardır (Akıl, Öfke, Şehvet), bu üç kuvve ifrat(Cerbeze, Tehevvür, Fucur) ve tefrit (Ahmaklık, Korkaklık, İştahsızlık) mertebelerinden uzak ve dengede (Hikmet, Şecaat, İffet) kalırsa eğer insan davranışlarını mükemmelleştirmiştir. Kitaptan bende kalan cümleler; -Ebedi ve yüksek nimetleri elde etme kudretine sahip olduğu halde fani ve düşük şeylere razı olan kişinin aklında kusur vardır, bedbahtlığından ve yüz çevirmesinden dolayı da bu lezzetten mahrum kalmıştır. -Mide, kuvvelerin menbağıdır. -Bir kişinin maksadı, faziletleri elde etmek ve Allah’a yakınlık kesb edip O’nun rızasını elde etmeye çalışmak olmadığı sürece iffet tamamlanmış olmaz. -Sen ilme bütününü vermedikçe ilim sana bir parçasını vermez. -Hakkı insanlar vasıtasıyla tanımayın, siz hakkı tanıyın sonra
1000Kitap
Amel, Ahlâk ve Saadetİmam Gazali · Albaraka Yayınları · 202427 okunma
Eğer aklınız varsa!!
9/10
·519 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
Altay Cem Meriç’in fikir dünyasını üzerine bina ettiği, 11/12 yıllık inanç dünyasındaki birikimini tüm inanlara aktardığı eserinin adıdır “Peygamberliğin İspatı”. Eser konu olarak Hz. Muhammed’in (SAV) Allah tarafından seçilmiş, insanlığa elçi olarak gönderilmiş olduğunun akli delillerinden örnekler sunuyor. Hz. Muhammed’in ilk vahye kadar ki yaşam tarzından tutun, ilk vahiydeki mesaj dahi onun Peygamber olduğunun, hak olduğunun nasıl delil barındırdığını çok basit mantıkla ispat ediyor. Hz. Muhammed sahip olduğu hali, konuşması, yaşam tarzı, cesareti, fedakarlığı, metaneti, stratejisi, gelecekten haber vermesi, dirayeti ….. Resul’e ait her şey O’nun nasıl/neden/niçin? Peygamber olduğunun delili oluyor kitabı okuyunca idrak edebiliyorsunuz. Eserdeki kaynaklar ise özellikle Oryantalistler tarafından hazırlanmış çalışmalardan alınmış ki, bu konuda düşmanın dahi takdir ettiği kabul gören tartışmasız gerçek üzerinden delil geliştirilmiş olsun. Kitap cedel tarzında yazılmış olup bir tartışmaya cevap niteliğindedir. Altay yer yer konuyu anlatmayı kesiyor itiraz ehline laf sokuşturuyor, ben okurken hissettiğim manzara tam olarak şöyle; ACM ehli inkarı ringe çıkarmış, ağzını burnunu kırıyorken birden yumruklamayı bırakıyor, ellerini beline koyup bi güzel fırçalıyor. Ben okurken bu manzarayı gördüğümü söyleyebilirim. Okuyucu kitaptan birçok açıdan istifade edecektir. En başta iman ettiği Peygamberi’ne tahkiki imanı artacaktır. Herhangibir ortamda konu üzerinden mantık geliştirecek ve bu metotla akılları rahat bir şekilde ilzam edebilecektir. Kitabımız iyi hazırlanmış, çok samimi ve haber delili açısından bana çok orijinal geldi. Yazarın üslubu zaten tartışmasız orijinal, öfkesi biraz İhsan Süreyya Sırma’yı andırıyor. Kitabın sonunda okuyucuya yaptığı dua bana Gazali’yi
Felsefe-Düşünce
Peygamberliğin İspatıAltay Cem Meriç · İnsan Yayınları · 20251,712 okunma
Salgında yaşamak!
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
70 yıl öncesine ait bu eser, veba salgını yaşayan Onat şehrinin sakinlerinin bu hadiseyle yaklaşık 1 yıllık serüvenlerini konu alıyor. Albert Camus bir veba şehrinde yaşamış mı, bu hadiseye tanık olmuş mu bilemiyorum. Ancak konuyu öyle farklı açılardan ve öyle derinden yakalamış ki, Covid 19 sürecini geçirmiş birisi olarak evet tam olarak böyle oldu dedirtti bana. Yazarın kaleminin kuvvetli olmasını sağlayan şey de tam olarak bu. Her hangi bir hadiseyi öyle ifade etmeli ki, okuyucu konuya öyle dahil olmalı ki, ortamın rutubetinden terlemeli, soğuğunda titremeli, kasvetinden ürkmelidir. Camus tam olarak tüm bunları bu hikayesinde başarıyor. Onat şehri bir sabah ölü farelerin hikayesiyle yeni bir güne başlıyor, sonrasında sayı artınca durumun ciddiyeti fark ediliyor. Kahramanımız Rieux’un penceresinden takip ettiğimiz hikayede, salgının başlangıcında önce durumun kabullenilmemesi, inkar edilmesi, sonrasında durumu kabullenme gibi süreçler yasın 5 evresini hatırlatıyor (1. İnkar 2. Öfke 3. Pazarlık 4. Depresyon 5. Kabullenme). Hükümet tarafından salgın kabul edilip, karantina ilan edilince şehre giriş çıkışlar yasaklanır ve psikolojik savaş başlamıştır. Kimi kaçmayı planlar, kimi kendisine ait dünyasına çekilir. Ancak doktorsanız sizin omuzlarınıza bambaşka yükler, size sormadan yüklenecek ve sizde ister istemez kendinizi meselenin tam da ortasında bulacaksınızdır. Bu süreç esnasında hayatı, dostlukları, anlamı ve anlamsızlıkları Dr. Rieux ile birlikte sorgulayacak, karısını ve yakın dostlarını kaybetmiş bir doktorun kendini işine vererek bu kaostan kurtulmaya çalışan psikolojik mücadelesine şahit olacaksınız. Camus, kitabında insanın anlam arayışını, öncesi ve sonrasıyla izah ve ispat etmeye çalışıyor. Öncesi her şey normalken yaşamı anlamak, dostluklar, lezzetler vs.
1000Kitap
VebaAlbert Camus · Can Yayınları · 202424,5bin okunma
Reklam