Bütün ömrünü lezzetli yemekler, gösterişli kıyafetler uğruna harcayanlar dünün "az gelişmiş ülkeler" tabirinin günümüzde "az gelişmiş piyasalar" biçiminde tekrar edilişine bir çeşit ilerleme kabulüyle yaklaşıyor. Boynumuzdaki kabuller zinciri şakırdadıkça raksımızı (ölüm dansımızı) hızlandırıyoruz.
İnsanların yaşama hakkı ve imkânı, fizik dünyasının kaçınılmaz zorlamaları yüzünden değil, düşünceler ve kabuller dünyasının gerekleri yüzünden doğar. Hiç bir insan bir diğerini eli, ayağı, beyni vardır diye «var» kabul etmez.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Şüphelenmesine gerek duyacak bir şey olmadığından emin olmaya karar verdi. Sığınacak limandır bazen düşünceler, inançlar, kabuller. Hatta şüphe ettiği için utanır bile insan bazen. Şüphenin maliyeti yüksektir. Sıradan ruhlar bedel ödemeyi sevmez.
“Genel kabuller oluşurken adı üzerinde genele bakılırdı da oluşurdu, herkese bakılmazdı. Bazı insanlar genel kabuller oluşurken yok sayılırdı ya da onlara toplumun dışkısı olarak bakılırdı.”
Oysa akleden yanımızla bizler için hayat, başını da sonunu da sorguladığımız bir süreç olmalı. Evet rüyalar böyle değildir. Genelde kendimizi hiç bilmediğimiz bir atmosferde buluruz ama yine de önünü arkasını sorgulamayız, hemen adapte oluruz. Uyandığımızda da gayet normalmiş gibi anlatırız. Rüyada o kadar fazla ön kabuller vardır. Ama hayat, böyle bir yer değil.
Modern bilim, doğrudan deneysel yöntemle ispatlanamayan ancak bilimsel araşurmanın tutarlı biçimde yürütülmesi için zorunlu kabul edilen bir dizi metafizik ön kabule dayanmaktadır. Bu ön kabuller arasında realizm, kanunsal işleyiş, tekbiçimlilik ve metodolojik natüralizm öne çıkmaktadır.99
Her ne kadar bilim ve din amaçları ve yöntemleri bakımından farklı alanlara ait görünse de tarihsel süreç, bu ön kabullerin büyük ölçüde tevhid inancının (monoteizm) egemen olduğu kültürel ortamda şekillendiğini ortaya koymaktadır. Bilimsel devrimin tek tanrılı dinlerin hâkim olduğu bir kültürel zeminde filizlenmiş olması, bu etkileşimin tesadüfi olmadığını düşündürmektedir.9? Kelâm geleneği ise bu altyapının en sistematik ve felsefi açıdan en olgun biçimini sunan İslâm düşünce geleneğidir.