"mutluluğa erişemezseniz bile doğru yolda olduğunuzu hiç unutmayın, çıkmamaya çalışın bu yoldan. en önemlisi de yalandan kaçının, özellikle de kendi kendinize yalan söylemekten. yalanlarınızı kollayın, her dakika, her saniye gözünüz üzerlerinde olsun. başkalarını da kendinizi de hor görmemeye çalışın: içinizde iğrenç olduğunu fark ettiğiniz her şey, sırf onu fark ettiğiniz için kendiliğinden temizlenmiştir. korkudan da kaçının, zaten korku yalanın bir sonucudur."
İyiliğin sebebini aradıkları yok, öyleyse niye tersini merak ediyorlar ki? Madem kimileri iyi insan olmayı seçiyor, madem bundan haz alıyorlar,',onlara hayatta karışmam, kimse de bana karışmasın.
" tanrı beni çocuk yaratmış, ömrüm boyunca da çocuk bıraktı beni. iyi ama, öyleyse hayat’ın beni hırpalamasına, oyuncaklarımı elimden almasına, narin ellerimle gözyaşlarından sırılsıklam olmuş önlüğümü buruştururken, beni okul bahçesinde bırakıp gitmesine niçin izin verdi? şefkatsiz yaşayamayacağım halde, niye şefkati benden esirgedi?
ah! ne zaman sokakta ağlayan, ötekilerin sürgün ettiği bir çocuk görsem ıstırap duyarım, çocuğun çektiği acıdan çok, eprimiş yüreğime yumruk gibi inen o korkunç şok yüzünden.
dolu dolu hissettiğim varoluşun bütün şiddetiyle her yerimi ağrırım, önlüğün ucunu burup duran eller benimdir, gözyaşlarıyla bükülmüş o samimi dudaklar da benimdir, bu zayıflık, bu yalnızlık benimdir; yoldan geçen yetişkin milletinin gülüşleri, yüreğimin hassas dokusuna sürtülmüş kibrit ateşleri gibi yaralar beni."