·
Okunma
·
Beğeni
·
266,2bin
Gösterim
Adı:
Karamazov Kardeşler
Baskı tarihi:
4 Ağustos 2004
Sayfa sayısı:
832
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752630481
Kitabın türü:
Çeviri:
Recep Şükrü Güngör
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Küçük bir Rus köyünde toprak sahibi olan Fedor Pavloviç Karamazov'un dehşetli, esrarengiz ölümü, kısa sürede yalnız yaşadığı beldenin değil bütün Rusya'nın ilgiyle takip ettiği bir dava haline gelir. Ölümden, toplumda hiç sevilmeyen, ömrünü ilkesizlikler üzerine kurmuş maktulün büyük oğlu Dmitri Karamazov mes'uf tutulmaktadır...

Ne var ki; insanın bilgiyle donatılmış aklı ve maddi deliller, hayatın girift ve akıl almaz oyunları karşısında çoğu zaman aciz kalmakta ve kader ağlarını örmektedir...

Dostoyevski gibi güçlü bir düşünür ve edebiyatçının hayat, ölüm, aşk, erdem, para, fikir, sanat, felsefe ve ruh bilimine dair bir ömür heybesinde biriktirdiklerinin muazzam bir kurguyla birleşmesinden doğan Karamazov Kardeşler, dünya durdukça önemini kaybetmeyecek olay ve insan örgüsüyle, dünya edebiyatının en önemli yapıtlarından olma özelliğini sonsuza dek koruyacaktır...
832 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Okuduklarım arasında Sefiller ile beraber baş köşede yerini almış oldu bu roman. Edebi bir dille anlatıldığı gibi psikolojik olarak da özel bir anlatımı mevcuttur. Aşk, nefret, kan, dava ve daha birçok konularda sürükleyici özelliğe sahip olan bu kitap, 4 Karamazov kardeşlerin hayatından bahsetmektedir. Roman insanın direk kalbine nüfus edebildiği için eşsiz bir romandır. Kitabı okuyacağınız için pişman olmayacaksınız.
1232 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Şimdi ben bu 'Başyapıt' kitabını nasıl inceleyeyim? Nereden başlayacağımı bilmiyorum ki. Bahsedilecek o kadar çok nokta, o kadar çok yer var ki... Neyse, Ya hakk!

Bu kitap Dostoyevski'nin zirve kitabı olmakla beraber son kitabı özelliği de taşıyor.
O zaman diyebilir miyiz ki Fyodor Dostoyevski zirvede bırakıyor?

Neyse kitaptan bahsedelim biraz;

                                Şehvet
                                             
                  Hırs                        Para

Tam "Bermuda Şeytan Üçgeni" gibi oldu.
Ne güzel üçgen ama...
Size şimdi üçgenin iç açıları toplamını  söyleyeceğim. Ya da hayır vazgeçtim. Herkes 360(ironi) derece olduğunu biliyor zaten.
Şehvet, hırs ve paranın toplamını söyleyeceğim sizlere.

   Şehvet+Hırs+Para= Karamazovlar(Alyoşa hariç)

İştee! Karamazovların formülünü çözmek bu kadar basit.

Kitap hakkında konuşulacak çok şey var aslında ama etrafımda bu kitabı okuyan kimse yok. -laf aramızda aslında etrafımda kitap okuyan da pek yok- Onun için buraya bir monolog şeklinde içimi dökmek istedim. Monolog demişken Fyodor Dostoyevski'nin her kitabında olduğu gibi Karamazov Kardeşler'de de yaptığı psikolijik tahlilleri aklıma geldi. Aforizmaları peki? Offf hayran kalmamak elde değil.
Lev Tolstoy onun hakkında; "Tanrı yönetiyor kalemini." derken hiç haksız olmadığını tekrar, tekrar ve tekrar öğrenmiş oldum. "Neden üç defa tekrar kelimesini kullandı bu." demeyin lütfen. çünkü dört kitabını okudum.

Aslında bu kitabın içeriğinden çok güzel bahsederdim de incelememi okuyacak olan arkadaşlara spoiler olmasın diye bu kitabı harcatmak istemedim.(Çaktırmayın, bu kitabı inceleyecek yetkinlikte olduğumu düşünmüyorum.)

Sadece size şunu söyleyebilirim; Hayata dair her şeyi öğrenmek istiyorsanız, bu kitabı okumalısınız. İşte o zaman aşkı, İhaneti, kardeşliği, nefreti, dini ve daha birçok şeyi tekrar öğrenirsiniz. Çünkü Fyodor Dostoyevski'nin kalemi hayatın ta kendisidir, hayat ise Fyodor Dostoyevski için cehennemdir.

Bir de şey, kol kası yapmak istemiyorsanız, Karamazov Kardeşler(2 cilt) kitabını Yordam Yayınevi'nden okuyun.
  • Anna Karenina
    8.8/10 (5,1bin Oy)5,8bin beğeni18,7bin okunma38,8bin alıntı153,8bin gösterim
  • Babalar ve Oğullar
    8.1/10 (6,2bin Oy)5,6bin beğeni23,9bin okunma24,9bin alıntı221,6bin gösterim
  • Gazap Üzümleri
    9.1/10 (5,7bin Oy)6,2bin beğeni17,9bin okunma33,5bin alıntı170,3bin gösterim
  • Ana
    8.6/10 (4.390 Oy)4.624 beğeni17,6bin okunma29,2bin alıntı96,8bin gösterim
  • Savaş ve Barış (2 Cilt Takım)
    8.7/10 (2.899 Oy)3.530 beğeni12bin okunma26,4bin alıntı133,1bin gösterim
  • Böyle Söyledi Zerdüşt
    8.4/10 (4.881 Oy)6bin beğeni20,3bin okunma94,5bin alıntı215,1bin gösterim
  • Martin Eden
    9.2/10 (13,6bin Oy)18,9bin beğeni34,7bin okunma90,5bin alıntı423,2bin gösterim
  • İki Şehrin Hikâyesi
    8.5/10 (7,6bin Oy)7,6bin beğeni27,8bin okunma30,8bin alıntı201,8bin gösterim
  • İnce Memed 2
    9.3/10 (4.588 Oy)4.693 beğeni14,8bin okunma16,9bin alıntı46,3bin gösterim
  • Dava
    7.7/10 (7,5bin Oy)7bin beğeni32,1bin okunma19,1bin alıntı174bin gösterim
1025 syf.
·10 günde·9/10 puan
YouTube kitap kanalımda Dostoyevski'nin hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz:
https://youtu.be/0i9F0L1dcsM


https://i.ibb.co/7jghFLT/1.jpg

Karamazov Kardeşler : Dostoyevski olağanüstü bir olaydır; belki de Rus bilincine özgü, eşi görülmedik bir olaydır, demişti Oğuz. Sonrasında da "Çirkin kitap yoktur, az Rus klasiği vardır." dedi. Haklıydı. Bugün burada sizinle bir yapbozu tamamlamak için bulunuyoruz. Bu yapbozun adı ise varoluş yapbozu.

https://i.ibb.co/RvB530g/2.jpg

İnsancıklar : Yapbozun ilk parçası benim, bilirsiniz ki bir yapbozu tamamlamak için genellikle en kolay parçalardan başlanır. Dostoyevskici evren, parçalar halindeki bir evrendir, parçaları da parçalar halindeki başka evrenleri içerir. O yüzden Dostoyevski yapbozuna başlamanın ilk adımı en acı adımlardan ilki olan İnsancıklar parçasıdır, değil mi Karamazov?

Karamazov Kardeşler : Kesinlikle. Hatta okurlarımın beni tam olarak anlayabilmesi ve Dmitri, Fyodor, Gruşenka, Katerina karakterleri arasındaki açık uçlu ilişkileri öğrenebilmesi için zamanın eleştirmeni olan Belinski'nin de okuduğunda gözyaşı döktüğü İnsancıklar parçasından başlanması gerekir. Zaten insan, doğduğu anda gözyaşına boğulur belki de geleceğini hisederek. Bu yüzden hayat, gözyaşı havuzunda yüzmeyi bilenlere layıktır.

https://i.ibb.co/PTr6G24/3.jpg

Karamazov Kardeşler : Yüce İsa adına! Gözlerim çift mi görüyor?

Öteki : Parçalarından biri de benim Karamazov. Bilirsin, İnsancıklar'dan sonra ben gelirim. Psikolojide alter ego adıyla geçen, "öteki ben" olarak da tanımlayabileceğimiz, görünmek ve olmak istediği bir insanla birlikte gezen bir insanı anlatırdım, Yakov Petroviç. Namıdiğer Bay Golyadkin. İnsancıklar kitabından sonra ne kadar eleştirilsem de yapbozda olmazsa olmaz bir parçayım bence.

Karamazov Kardeşler : Bilirim, bilirim. Bilmez olur muyum! Zaten Dostoyevski'nin varoluş yapbozuna devam edilebilmesi için senin okunman gerekir 2. olarak. Çünkü sayfalarımın arasında anlattığım Ivan Karamazov ile Şeytan'ın karşılaşması, engizisyon başkanı ile İsa'nın konuşması bile bir "öteki ben" kümesine girer. Hatta sevgi ile nefret, zevk ile acı, alçakgönüllülük ile gurur bile birbirinin "öteki ben"idir bence. Dostoyevski'nin sıkça uyguladığı karşıtlıklar ile kurulan edebi metronomun sesi ilk olarak sende duyulur.

https://i.ibb.co/Gc9gQYM/4.jpg

Ev Sahibesi : Artık bir evim var, İnsancıklar ve Öteki sayesinde. Aynı zamanda devrimci bir grup olan Petraşevski grubuna da katıldı bu sırada beni yazan. Dostoyevski'nin bu kadar mali kriz içinde olduğu bir zamanda çektiği zorluklar arasında yazdığı bir kitabı anlatabilmek de çok zor doğrusu. Bilirsin Karamazov... Ordınov nasıl bakardı benim kitabımda?

Karamazov Kardeşler : Sanki insanların en derin parçasına ulaşabilmek için bakardı Ordınov. İnsanın içindeki o sahipsiz varoluş parçasını bulabilmek için en derin bakışlarıyla bakardı karşısındakine. Okurun benim içimdeki karakterlerin bakışlarını ve anlık duygu değişimlerini tam olarak anlayabilmesi için yapboza Ordınov parçasını da koyması gerekir önce.

https://i.ibb.co/HXQt07P/5.jpg

Beyaz Geceler : Ah, ne güzeldir sadece St. Petersburg'da mayıs ile temmuz ayları arasında görülen gecelerin kararmaması olayı! Ne kadar şanslı bir ulusuz biz! Bembeyaz gecelerimiz olmuştu senle Karamazov, hatırla!

Karamazov Kardeşler : İnsancıklar'dan sonra senle öğrendim yarım kalmayı, senle öğrendim yarımlarımı tamamlamam gerektiğini. En iyi buluşma yarım kalandır, dedim. Geceleri beyazlaştırdım, gündüzlerimi geceleştirdim senle birlikte. Günlerim birbirine girdi. Sen olmasan erkek ve kadın kalbinin derinliklerinden yukarılara da çıkamazdım. Çünkü içimde anlattığım en renkli Rus geceleri bile senin acı ve yarım kalmışlık eleğinden geçmiş birer özdür, dedim. Varoluş ise özden önce gelir, dedim. Bir kitap düşünün, kitapların yayın hayatları boyunca 'olacakları' varlık çizilmiştir. Onların özü ise Karamazov Kardeşler'dir ve bir ulusun, Rus ulusunun halk bilincini ve varoluşunu tamamen eline almıştır. Sartre sever miydin bu arada?

Beyaz Geceler : Bayılırım!

Karamazov Kardeşler : Nasıl seviyorsun yahu? Adam 1905'de doğdu. Sen ise 1848'de?

Beyaz Geceler : Konu Dostoyevski ise gelecek bir teferruattan ibarettir. Çünkü o daha adı konmamış ve bilimin ancak çok sonra keşfettiği ve adlandırdığı telepatik, histerik, sanrılı, sapıkça fenomenleri keşfetmişti. Stefan Zweig böyle demişti biyografisinin 186. sayfasında. Böyle bir adamdan geleceği görmesi beklenemez mi?

https://i.ibb.co/PGXF8fk/6.jpg

Stepançikovo Köyü : Foma Fomiç'i tanır mısın Karamazov?

Karamazov Kardeşler : Tanımam mı? Aslında Rus insanı içinde bulunabilen ve tam da yazımından etkilendiğim Gogol'ün tasarlayabileceği bir karakterdi Foma. Zaten içimde kurguladığım Fyodor Pavloviç Karamazov karakterinin uçarılıkları, Gruşenka'nın rahatlıkla alaya alınabilecek hareketlerini senden öğrenmiştim.

https://i.ibb.co/3fy7jWY/7.jpg

Ezilenler : Eziliyorum, çekilin üstümden! Çekilin!

Karamazov Kardeşler : Ezilmeden, öğrenemezsin. Acı çekmeden varoluş yapbozunu tamamlayamazsın. Üstündeki kitaplar olmasaydı sen de olmazdın. Ezileceksin ki öyle öğreneceksin. Dmitri, Alyoşa ve Ivan Karamazov kardeşler bu konuda sana çok şey borçlu.

I. Nikolay : Noluyo kardeşim, ne bu tantana? Devrimci Petraşevski grubuna katılanların cezası bugünden sonra idamdır!

(Birkaç gün sonra I. Nikolay belki de Rusya'nın edebiyat geleceğini kurtarmak istercesine)

I. Nikolay : Ya da hadi neyse, affettim Dostoyevski'yi. Ama sürgün cezasından kurtulamazsın!

https://i.ibb.co/JsswzsY/8.jpg

Ölüler Evinden Anılar : Çekmeyin, yahu! Çekmeyin beni... Ne yapıyorsunuz?

Karamazov Kardeşler : Sen benim "ego"msun. Orta noktamsın. Hatta Dostoyevski'nin kitaplarını Ölüler Evinden Anılar öncesi ve Ölüler Evinden Anılar sonrası olarak ikiye ayırabiliriz. Aynı İsa Öncesi ve İsa Sonrası gibi. Ama benim oluşmamda çok büyük paya sahipsin. Senden öncesi tam bir tutku basamağıydı, yani "id"di. Senden sonrası ise kaçınılmaz bir süperego olacak. O yüzden kitaplar çekiyor seni. Sen ego olduğundan dolayı id ve süperego arasında gidip geliyorlar senin yönetimin altında. Kaçınılmazsın.

Eğer Dostoyevski'nin omuzlarındaki melekleri görebilseydik, solundaki melekler Ölüler Evinden Anılar öncesi kitapları, sağındaki melekler ise Ölüler Evinden Anılar sonrası kitapları olurdu. Çünkü tez ile antitezin harmanlanıp bana dönüştüğü yerin tam da ortasısın! Renklerin geldiği yersin. Dostoyevski'nin beyninin sol ve sağ lobu arasındaki o saydam çitsin, okyanuslarda suyun karışmadığı yerleri kıskandıran o sınır sensin! Sen Rus ulusunun arafısın, senden öncesi cehennem ise senden sonraki Dostoyevski, Rus Tanrısına inanan, kurtuluşunu Ortodoks Rusya'da bulmaya çalışan cennetsi Dostoyevski'dir!

Ölüler Evinden Anılar : Ben neymişim be abi!

II. Aleksandr : Gözyaşlarına boğdu bu kitap beni! Nasıl bir kitap bu, Dostoyevski? Lanet olası federaller! Kaldırıyorum köylülerin köleliğini, serfliği! Kalmayacak bundan sonra özgür olmayan köylü! Milyonlarca köylü artık özgürdür!

https://i.ibb.co/0msqnpf/9.jpg

O sırada Dostoyevski ağzından köpükler saçıyordu. Sara hastalığını belki de en şiddetli yaşadığı zamanlardı hapishaneden sonrası. Sara olmasaydı Karamazov Kardeşler de olmazdı. Çünkü;

"Siz sağlıklı insanlar, siz," diye vaaz eder coşkuyla, "krizden hemen önceki son anda saralının içine nasıl bir sonsuz haz duygusu dolduğunu asla bilemezsiniz." demişti Stefan Zweig'ın biyografi kitabının sayfalarında. (s.114)

https://i.ibb.co/ZV4Qh65/10.jpg

Yeraltından Notlar : Yerin üstünde keyifler nasıl?

Karamazov Kardeşler : İnan ki, sen olmasaydın ben de olmazdım. Zirveyi senin sayende gördüm. Yeraltındaki ve en dipteki gözyaşlarıyla beslenerek büyüdüm. En derini seninle birlikte kederleriyle kazan insan aslında sevinçlerine bir kuyu potansiyeli oluşturur gibi düşünmüştüm.

https://i.ibb.co/6Bc6ZDX/11.jpg

Suç ve Ceza : İşte ben, id, ego ve süperegonun en net hissedildiği kitaplardan biriydim. Sonya ile masumlaştım, Raskolnikov ile Napolyon olmak istedim. Svidrigaylov ile gizemin ta kendisi oldum. Raskolnikov'un vicdan azabını bırakmayan Porfiri oldum. Ben baltaydım. Benle birlikte geçmişti Rus Edebiyatı uçuşa! Hatırla!

https://1.bp.blogspot.com/...gL/s1600/1.resim.jpg

Karamazov Kardeşler : Ben ise havaneliydim. Dmitri Karamazov'un gözünün döndüğü yerde senin sayende öğrenmiştim tutkuların ve nefretlerin en derinini. Senin sayende kleptomaniye savrulmuştum. Senin sayende vicdan azabının yoğunluğunu tüm dünyaya tanıtmıştım. Senle kurtulmuştu aslında Rus ulusunun geleceği...

https://i.ibb.co/0YNhr8k/12.jpg

Kumarbaz : Ruletteki kırmızı ile siyah renkleri arasında sanki ölüm ile yaşam arasında yuvarlanır gibi yuvarlanırdı Dostoyevski. Mali sıkıntıları arasında yazdığı ben olmasaydım, karşıtlıkların, kumar tutkusunun ve aşkın bir kumar olduğunun da farkına varamazdın!

Karamazov Kardeşler : Bu kumarın krupiyesi benim! Ben topladım senden önceki kitapları buraya, çünkü onlar da iliklerine kadar mali zorluk içerisinde sürünüyordu. Hayatın kumar olduğu yerde Dostoyevski'nin oynadığı kumardan ne zarar gelirdi?

https://i.ibb.co/R71LrNJ/13.jpg

Budala : Suç ve Ceza'nın tamamlayıcı elementiydim. Raskolnikov'da eksik bırakılan ne varsa Mışkin tezatlığıyla sağlardım. Rogojin ve Nastasya Filippovna karakterleriyle tanıtıldım. Her zaman budala dendi bana. Ama I. Nikolay'ın Dostoyevski'yi idam cezasına çarptıracağı sırada affettiği yerde hissettiklerini belki de içimde anlattığım idam mahkumu sahnesindeki saniyelerde keşfedebilirdi okurum. Zaten saniyeleri saatleştiren adamdı Dostoyevski. 50 yaşında binlerce yıllık acı çekmiş demişti Zweig onun için.

Karamazov Kardeşler : Sen olmasaydın Suç ve Ceza tamamlanamazdı! Suç ve Ceza bir aksonsa, sen ise bir dendrittin insanın sinir hücreleri gibi. Akson ile dendritler arasında gidip gelen edebi stimülasyonlarımı senin aracılığıyla keşfettim.

https://i.ibb.co/k21Kdn7/14.jpg

Ecinniler : Neçayevizmi benle tanıdı Rus okuru. Zaten Dostoyevski'nin amacı da buydu. Rusya'yı, Rus bilincini, Rus halkı olabilmeyi ve ben-insan'dan evrensel-insana geçişi anlatmak istiyordu. Aynı Hz. İsa gibi! Ben ise ahlak ile politikanın birleştiği noktaydım. Entelijansiya kesimini ben tanıttım. Karamazov Kardeşler'deki çeşit çeşit katmandan insanı tanımak isteyen okur beni es geçmemeli! Bakın, nasıl da heybetliyim bir siyaset adamı gibi!

https://i.ibb.co/mFcnmjR/15.jpg

Karamazov Kardeşler : Sen niye hiçbir şey yapmıyorsun? Senin özelliğin ne?

Delikanlı : Benim özelliğim, Edward Hallett Carr'ın da biyografisinde demiş olduğu, "Dostoyevski'nin hiçbir romanında bu kadar kişi yoktur ya da hiçbir romanında, kitap kapatıldıktan sonra okuyucunun aklında kesin bir izlenim bırakan bu denli az kişi yoktur," Tam olarak buyum. Versilov ile Makar karakterlerinin baba rolleri arasında kutsal Rusya ve Neçayevizm akımının sönmesini anlatmaya çalışmıştım.

https://i.ibb.co/MV5XN2g/16.jpg

Karamazov Kardeşler : Sadece isim benzerliği, üzgünüm.

Eti Pavloviç Karamazov : Özür dilerim!

Ölüler Evinden Anılar kitabından sonra Dostoyevski'nin sağındaki Ortodoks Rusya ve Panslavist melekler ayaklanmıştı. Öncesi "id"di. Savrulmuş tutkular, başıboş hayaller ve liberal Avrupa'ya yan gözle baktığı gençlik hovardalığı zamanlarıydı. Karamazov Kardeşler de aslında bir nevi yükseliş sırasındaki duraklamaydı. Çünkü Suç ve Ceza ile Budala zaten çıtayı en yükseğe koymuştu.

https://i.ibb.co/QF78J1P/17.jpg

Puşkin Konuşması'nda çıtayı, Rus milli halkı bilincini, Puşkin'in değerinin bilinmesi gerektiğini dinleyenlerine olabildiğince şevkli bir şekilde anlatabilen Dostoyevski aslında Hristiyan doktrininde Tanrı'nın Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'tan oluşan teslis inancında Gogol ve Puşkin ile birlikte edebi bir teslise ulaşmıştı. Bütün insanlar adına acı çekmek istiyordu! Ben-insan'dan evrensel insana ulaşmayı, Hz. İsa gibi dünyanın bütün acılarını kendi vücudunda toplamayı ve Rus ulusunu kurtarmayı istiyordu! Karamazov Kardeşler'in başarısı işte buydu! Puşkin'e Rus Tanrısı diyen okurlar Dostoyevski'ye peygamber diyorlardı!

https://i.ibb.co/nbpcDVC/18.jpg

Karamazov Kardeşler yazımı sırasında icra edilen Puşkin Konuşması'nda Dostoyevski'nin anlattıklarından sonra küsler barışıyordu, 20 yıldır konuşmayan insanlar birbirleriyle konuşmaya başlamıştı, küsleri aşkla tutuşturan, dargınları barıştıran bu olağanüstü adam edebiyatındaki karşıtlıkları ustaca kullanımını nasıl insan hayatına bu kadar derin bir şekilde yansıtabiliyordu?! Gözyaşları, Dostoyevski'nin istediği derinlikte yüzebileceği havuzuydu. Turgenyev ise bu milli havuzun içinde liberal Avrupa ütopyasıyla birlikte boğulmuştu.

https://i.ibb.co/yFP5Tc6/19.jpg

Omuzlarda geziyordu Karamazov, mutluluktan uçuyordu, hayat boyunca geçmek bilmeyen mali krizi flörtü Suslova ile tanışmasından sonra eşi Anna ile çocuklarının olmasının da etkisiyle birlikte varoluşuna ulaşmaya çabalıyordu.

https://i.ibb.co/W0K0r93/20.jpg

Ve tamamlanmıştı. Dostoyevski'nin varoluş yapbozu en nihayetinde tamamlanabilmişti. Sonbaharı İnsancıklar, kışı Ölüler Evinden Anılar, baharı Suç ve Ceza, yazı Bir Yazarın Defteri olan bu ulu adamın varoluşunun en büyük öz parçası Karamazov Kardeşler'di. Evet, Rus Tanrısının edebiyat çarmıhına Gogol ve Puşkin ile birlikte gerilen bu olağanüstü adam varoluşunu Karamazov Kardeşler ile çoktan tamamlamıştı. Dostoyevski'nin ilk ürünlerinde etkisi net bir şekilde görülen Puşkin'in Yevgeni Onegin'den kaldırılan şiirine ufak bir ekleme yaparak sonsuzlaştırmak isterim yazımı:

"Ortasında yosmaların dua düşkünü,
Ortasında dalkavukların gönüllü,
Ortasında her günkü moda sahnelerin,
Nazikçe, güleryüzlü ihanetlerin,
Ortasında soğuk kararlarının
Katı yürekli bir koşturuşun,
Ortasında bezdirici boşluğunun
Hesaplaşmaların, düşüncelerin ve konuşmaların,
O burgaçta, ki Dostoyevski ile ben durmaksızın
Sevgili dostlarım benim, yıkanmaktayız."
1025 syf.
Değerli okurlar siteye üye olmadan önce, okuyacağım kitapları ben seçerdim. Seçtiğim kitaplarda da genellikle uygun fiyat seçeneği, daha çok dikkat ettiğim bir unsurdu. Ama siteye üye olduktan sonra, kitapların beni seçtiğinin ayrımına vardım. Ne garip bir hissiyat değil mi? Bir zamanlar otorite senin elindeyken, bu otoriteyi kitapların sahiplenmesi. Ama hiç şikâyetçi değilim. Bilâkis bu sayede, önceden niteliksiz bir okur iken, nitelikli bir okura dönüşmek yüreğimin en gizli köşelerinde tarifi olunamaz sevinçler yaratmakta. Ve biliyorum ki, bu fani dünyadan ayrılıp veda vakti geldiğinde ardımda, çocuklarıma çok değerli kitaplar bırakabileceğim.

Bazen hissettiğimiz hisler o kadar çok yoğundur ki, hislerimizi telaffuz ederken uygun cümleleri dile getirmede zorlanırız. Bilgi eksikliğimiz değildir, hislerimizi tercüman etmemize engel teşkil eden. Çünkü biliriz ki, hislerimizin izahında hangi kelimeleri kullanırsak kullanalım, kelimelerimizin kifayetsiz kalacağının ayrımındayızdır.

" Karamazov Kardeşler " Dostoyevski'nin eşsiz kaleminden hasıl olmuş bir eser. Kitaplığımda uzun bir süredir mevcut iken, neden bu zamana kadar okumayıp da muallakta bıraktığım için, kendi kendimi sorguladığım bir eser. Belki de, kitabın kalın olmasıydı gözümü korkutan. Kim bilir... Ne kadar da yersiz bir düşünceymiş hissettiğim. Kitabın kalınlığı ilk etapta gözümü korkutsa da, sayfalar arasında ilerledikçe, nasıl yanlış bir yargıya vardığımın ayırdına vardım. Evet, Dostoyevski'nin okuru yormayan yalın bir anlatımla okurun beğenisine sunduğu kitabı, kalın olmasının yanı sıra, bölümler arası geçişlerde dahi, takılmadan ve zorlanmadan ilerleyebilecek bir atmosfere sahip.

Dostoyevski'nin kitaplarını okuyan arkadaşlar bilirler. Yazarın din ve geleneklere nasıl bağlı olduğunu ve bu bağlılığını da bir şekilde kitaplarına yansıttığını. Bu durum Dostoyevski okuyucusunun yabancı olduğu bir şey değildir zira, okur aşağı yukarı bütün romanlarında aynı temanın işlendiğine şahittir. Bu kitabında da ayan bir şekilde, Tanrısal inancını verdiği örneklerle kahramanları vasıtasıyla hem sorgulamış, hem de biz okurların sorgulamasını sağlamıştır.

Dostoyevski'nin betimlemelerinde vurgulamış olduğu, kişi ve yer tasvirleri ayrıca psikolojik analizleri karşısında etkilenmemek yada büyülenmemek mümkün mü? Anlatım o kadar eşsiz ki sanki, siz de kurguya dahil olmuşsunuz.

Esere kısaca değinecek olursak; babaları olan Fyodor Pavloviç ve birinci eşinden olan Dmitri Fyodoroviç, ile ikinci eşinden olan İvan ve Aleksey Fyodoroviç arasında gelişen sevgisizliğin tetiklediği çıkar çatışmalarına değinilmiş. Üstüne üstlük baba ve oğulun Gruşenka isimli acılarla yoğrulduğu için, hayatı tiye alan bir kadına aşık olmaları kurgunun ana teması. Çocukların anneleri sağ olsaydı belki de, baba ve çocuklar arasındaki iletişim daha farklı bir boyutta gelişecekti. Kim bilir....

Annesi olmayan çocuğun görünmez olduğunu söylerler. Maalesef hayat herkese eşit davranmıyor. Kimileri rahat ve sıcacık aile yuvasında hayattan bihaber iken, kimilerinin de daha küçücük yaşta omuzlarına taşımakla mükellef oldukları ağır sorumluluklar yüklenmekte! Hem boşuna mı, demiş atalarımız, " Yuvayı yapan dişi kuştur. " diye!

Dostoyevski'nin keskin zekâsı ile harmanlamış olduğu ve sayfalar arasında ilerledikçe benim gibi, kendi hayatınızdan bir parça bulacağınız eseri mutlaka okumalısınız...
1008 syf.
·23 günde
Dostoyevski'nin son kitabı Karamazov Kardeşler dünya edebiyatına damga vurmuştur. Karakter seçimi, betimlemeler, dini ve felsefi konular üzerine olan tartışmalar insanı içine çektikçe çekiyor. Sayfa sayısı çokluğu ve klasik olması nedeniyle okuması zor olsa da tek kelimeyle mükemmeldi. Baba ve oğulları etrafında geçiyor hikaye. Alyoşa herkes tarafından sevilen, merhametli küçük oğul. İvan iyi bir öğrenim görmüş, inanç konusunda sıkıntı yaşayan ve mantığıyla hareket eden ortanca oğul. Dmitri ise sevgi ve erdemli olmayı temsil etse de davranışları buna uymayan büyük oğuldur. İyi ve kötülerin çatışması kadar karakterlerin kendi içlerindeki çatışmasına da şahit oluyoruz. Baba cinayeti etrafında toplumun adalet ve ahlak sistemi eleştiriliyor. Her okumada farklı tatlar alacağımız bir kitap. Okuyun ve okutun :)
1025 syf.
YAŞA, VAR OL KARAMAZOV!

Adın çıkmış Karamazov'a! İnmez soyluya. Mujiklerin dilinde bile kötü anılır Karamazov adı. Şanın iyisi kötüsü olur mu? Oluyormuş, darağacının, sürgünün, kodesin, psikolojik çöküntülerin tadı damağına erişince anlaşılıyormuş. Masumiyetin, doğruluğun canı cehenneme, hele olaylar silsilesi birbirine uygunsa kanıtların da işlerliği o yöne kayıyorsa, katil kim ortada! Suçlu muhakkak kötülüğüyle nam salmış biri olmalıdır. Roman, iyi ve kötü arasındaki çizgilerin ve herkesin insanlığa olan inancının test edildiği bir dünyayı çağrıştırıyor.

Dostoyevski romanına konu ettiği olayı yaşanmış ya da yaşanması mümkün bir olaymış gibi ele alır. Hatta öyle yeri gelir ki bu olayların yaşandığına dair kesin bir algı bile oluşur içimizde. Şu ana kadar okuduğum kitaplarında verilmek istenen mesajlar bağışlanmak ve vicdan muhasebesi üzerine kurulu varoluşçuluktur. Olay suç ve suçlar işleyen insanın etrafında başlar, sonra onun suçu neden işlediğini irdeleriz, sonra psikolojik anlamda baş ve yan karakterleri inceleme kısmı başlar. Roman ilerledikçe önümüze birçok karakter çıkar bu karakterler muhakkak bize tanıtılır, gözümüzde o karakterin bir yapısı oluşur. Yalnızca karakterler değil bir meyhane, memur odası, çiftlik, inek. Genel anlamda bunların üzerinde kısa da olsa durulur. İnsancıklar kitabında mektuplaşma üzerinden birbirlerini hayatta tutmaya çalışan iki insan profilini görmüştük, Öteki kitabında insanın iki kişilik üzerinden nasıl tutunmaya çalıştığını, Suç ve Ceza'da ise o an kendi içinde kabul gören bir cinayetin daha sonra insanı nasıl gıdım gıdım erittiğini, insanın asıl mahkemesinin kolluk kuvveti zoruyla hakim önüne çıkarıldığı mahkeme olmadığına şahit olmuştuk. Peki Karamazov Kardeşler bize ne anlatıyor?

İlk olarak Dostoyevski karakterleri ve aileyi öyle cümlelerle anlatmış ki Karamazov'luk yapılan tüm olumsuz işlerin önüne çekilen perde niteliğinde. Baba Fyodor Pavloviç'ten doğan kötülük zamanla evlatların arasında da yayılarak insanların kaderine sirayet ediyor. Bir kitaba başlarken o kitabın yaşanmış bir olaya dayanıp dayanmadığına bakın. Kitap boyunca bir kurguyu mu yoksa yaşanmışlığı mı okuyorsunuz bu epey önem arz ediyor. Peki kitaba konu iş bu olaylar yaşanmış mı? Kısmen gerçek. Dostoyevski hayatını ve fikirlerini tamamen değiştiren Sibirya sürgünü sırasında tanıştığı bir adamın babasını öldürmesini unutamıyor olsa gerek tüm romanın kaderi bu olay üzerinden ilerliyor. Gerçekçilik kısmına ek yapılacak diğer bir husussa romanın herkes tarafından sevilen, sayılan Alyoşa'nın Dostoyevski'nin 3 yaşında ölen oğlu ile aynı ismi taşıması. Benzerlikler bu kadarla mı sınırlı kalıyor? Aslında Dostoyevski'nin dine ve din adamlarına olan yaklaşımını, Amerika ve Avrupa hakkındaki görüşlerini karakterler üzerinden yansıttığından üst perdeden bu gerçekliği de yakalamış oluyoruz. Dostoyevski diğer romanlarında olduğu gibi kendini tamamen kendini saklamıyor, karakterler üzerinden fikrini empoze etmeyi başarıyor. Her yazar elbet kendinden, fikirlerinden bir şeyler katar yazdıklarına ancak söz konusu Dostoyevski olunca bunu daha derin ve yoğun hissediyor okur.

DİN

Dostoyevski'nin sürgünden sonra dine olan yaklaşımının değiştiği ve yaşam şeklini de büsbütün olmasa da değiştirdiğini okuduk, öğrendik. Bu kitabında da din kavramı o kadar çok işleniyor ki bir başlık olarak açmasam olmazdı. Oğul Alyoşa'nın kilise yaşamı sürmesi, kendine rehber olarak edindiği Zosima'nın ona verdiği öğütler, İvan'ın tanrıtanımazlığı (tam olarak olmasa da) savunması, iyi ya da kötü tüm karakterlerin Tanrı, İsa ve Hristiyanlık üçlüsünden biri olmadan cümle kurmaması, işte tüm bu hususlar aslında Dostoyevski'nin yaşamının son demlerinde din ile nasıl iç içe olduğunu ve cümlelerinden yaşamına kadar nasıl sirayet ettiğinin göstergesi. Bunu Bir Yazarın Günlüğü kitabında da çok net görmüştüm. Bir diğer önemli husus da İvan'ın anlattığı Büyük Engizisyoncu hikayesinin antitezini sonraki bölümde ölüm döşeğindeki Staretz Zosima'nın vermesi. Resmen soru-cevap şeklinde ilerleyen bir süreç. Öyle bir kitap ki, okuyan ateist, deist, agnostik, nihilist, dindar, yarı dindar olsa da kapağı kapattığında yüzümde ''ne güzel bir kitap okudum ben''in tebessümünü bırakacaktır. Öncelikle "çoğunlukla" tamamen öznel olan bu kitap, dinden başka hiçbir şeyden bahsetmiyor. (!) Büyük Engizisyon Mahkemesi'nin monologu, Staretz Zossima'nın konuşmaları gibi, o kadar kesin, o kadar güçlü ve o kadar güzel ki, Haiti cumhurbaşkanlığı sarayında yaşanan 7.0 büyüklüğündeki deprem kadar yıkıcı!

DİPNOT: İlyuşa'nın arkadaşı bilgiç Kolya'nın çok değil birkaç ay önce gündemimizi epey meşgul eden Atakan ile benzerlik göstermesi. Hatta neredeyse aynı diyebilirim. Yaşamın ilk çeyreğinde çok okuyan olarak çok da bildiğini ispata girişen bir çocuğun yaşadığı kimlik karmaşasının en temiz örneği olabilir.

Karamazov Kardeşler her şeydir. Bir polisiye kitabı (Ahmet Ümit ve Grange hayranları için), bir deneme kitabı (Montaigne ve Camus hayranları için), insan ruhunun titiz bir şekilde incelenmesi (Dostoyevski hayranları için) umut ve hayal kırıklıklarının da payıyla belki de Dostoyevski sosyalistleri hiç ama hiç sevmiyor!

Savcı İppolit Kiriloviç'in tahliller, durum değerlendirmesi ve psikolojik anlamda cinayetin tüm ihtimallerini karşılaştırmalı anlatımı cidden muazzamdı. Okurken çok büyük keyif aldım. Olayı savcıdan dinledikten sonra katilin kim olduğunu bildiğim halde ona hak vermemek elde değildi. Ancak aklıma takılan bir konu oldu savcı hem iddia makamı hem savunma. 1800'lü yılların Çarlık Rusya'sında aleni bir şekilde bazen hakarete, bazen de Karamazov ailesinin iç yapısına ilişkin şahsi yorumlar getirmeyi ihmal etmiyor. Adalet adına hareket edilebilir ama hakaret edilemez. Garip bir durumdu. Diğer yandan Rusya'nın en ünlü avukatının savunması da tribüne oynmanın ve demagojinin en naçizane örneklerindendi. Elinde çok zayıf materyaller olmasına rağmen tavşandan şapka çıkardı. İşe yaradı mı? Okuyun ve görün.

Game Of Thrones gibi kitabın içindeki karakterlerin türleri, türevleri, karmaşaları o kadar çok ve yoğundu ki yarım kalmışlık hissi sardı. 1025 sayfa kitabın bir an için sıkmadı, bir an için ayrıntıların içinde kendimi boğulmuş hissetmedim. Şibumi kitabında mağara bölümü vardır mesela muazzam bir kitap olmasına rağmen o bölüm beni neredeyse boğmuştu, çoğu kitap bana bunu yaşattı. Ancak Karamazov Kardeşler bırakın o sıkıntıyı eksik kalmışlığıyla beni hayal kırıklığına uğrattı. Sorular, sorular aklımdaki sorular, aklımda bir kenarda, şimdi soruların cevabını verin bana:

Mitya'nın akıbeti, İvan'ın akıbeti, Alyoşa? Tüm bunlar öyle yarım kaldı ki! Belki ömrü yetse bunun devamını yazardı Dostoyevski, kim bilir. Oğuz Atay gibi Dostoyevski de en önemli saydığı kitabını yazarken gözlerini yummuş. O sebeple en değer verdiği kitap olarak Karamazov Kardeşler kaldı geriye. Çoğu kitleye göre dünyanın en iyi kitabı ünvanına sahip Karamazov Kardeşler. Ya sizce? Suç ve Ceza'nın önüne geçebilmiştir bu kitap. Bence bir :) Sevgiler, saygılar, iyi okumalar :)

SPOİLER: Kısaca Karamazov Kardeşler, kendime not: 19. yüzyıl Rusya'sında Tanrı'nın, özgür iradenin ve ahlakın etik tartışmalarına derinden giren tutkulu bir felsefi roman. Modernleşen bir Rusya'ya karşı kurulan inanç, şüphe ve akılla ilgili manevi mücadelelerin karmaşık bir draması. iyi ve kötü arasındaki çizgilerin ve herkesin insanlığa olan inancının test edildiği bir dünya. Karamazov kötülüğün nam salmış hali.

https://www.youtube.com/watch?v=Hp4AanxpAKU
1008 syf.
·1 günde·9/10 puan
Uzun zaman sonra ilk defa bu kadar kalın kitap okudum ve kitaptan çok ben bittim Dostoyevski hayranı olarak tabii ki kitap muhteşemdi diyorum. Sadece biraz kalın ve betimlemeleri uzun olduğu için (normal olarak) okunması kolay olmayan bir kitap. Ahmet Ümit'in Beyoğlu Rapsodisi kitabında Dostoyevski'nin kitaplarının aslında polisiye türüne girebileceğini okumuştum. Şöyle bir düşününce hak verdim. Tam olarak polisiye olmasa da genel olarak aslında o tarz bir kitap, okuyanlar beni anlayacaktır Okul zamanı okumanızı kesinlikle tavsiye etmem, tatilde okursanız sizin için daha kolay olur. En azından çok fazla bölünmeden kısa sürede bitirirsiniz kitabı. Olaylar, kurgu, üslup harikaydı. Dostoyevski okumamış bir insan eksik kalmıştır bana göre. Çok büyük bir kayıptır.
1025 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Böylesine önemli ve tüm edebiyatseverlerin okuması gereken bir kitaba benim gibi basit bir okuyucunun inceleme yazısı yazmasının gereksiz bir şey olduğunu düşünerek açıkçası yazmayı pek istemedim. Ama genellikle okuduğum kitaplar hakkında hiç olmazsa bir kaç satır da olsa bir şeyler yazma alışkanlığı beni rahat bırakmadı. Affınıza sığınarak kitap hakkında çok uzun olmamak kaydıyla kendi düşüncelerimi yazıya dökeceğim.

Öncelikle şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bu kitap sadece bir roman değil. Roman'ın çok ötesinde bir şey. Sanki Dostoyevski bütün bir ömrünce içinde biriktirdiği, yazmak isteyip yazamadıklarını, söylemek isteyip söyleyemediklerini, eleştirmek isteyip eleştiremediklerini kısaca hayatı boyunca kafasında taşıdığı tüm düşüncelerinin tamamını neredeyse bu kitaba yansıtmış. Kitap aslında baştan başa bir çatışma, eleştiri ve felsefi düşünce kitabı.

Her şeyi o kadar güzel bir şekilde kurgulamış ve yerleştirmiş ki siz okurken, olayların heyecanından vah vah, tuh tuh diyerek farketmiyorsunuz ama sonrasında yazar burada ne demek istedi diye düşündüğünüzde ancak anlatmak istediğinin farkına varıyorsunuz.

Örnek vermek gerekirse: Siz, küçücük bir çocuğun hem de annesinin gözlerinin önünde tazılara parçalatılarak öldürtülmesine isyan ederken, yazarın aslında o annenin, bu vahşeti yapan efendinin hala ayaklarına kapandığına şaştığını söylemesindeki amacının ne olduğunu hiç düşündünüz mü acaba ? veya başka bir örnek verirsek, 5 yaşındaki çocuğu işkence görürken , yatağında rahat rahat uyuyan anneyi bize niçin anlatmıştı acaba ? Başka bir örnek daha vermek istersek ; esas duruştaki emir erini durmaksızın tokatlayan subayın hikayesini yazmasındaki amaç neydi acaba ? 14 yaşındaki bir çocuğun ağzındaki sosyalizm kelimesi, babasına yapılan onursuzluğu içine sindiremeyen küçücük bir çocuğun yaşadığı dram neden kitapta yer aldı acaba ?

Bin sayfa civarındaki kitapta yazılan olayların tamamının burada anlatılmasına imkan yok tabii ki. Benim demek istediğim yazarın kitapta yazdığı her cümlenin, her olayın kesinlikle bir karşılığının, bir amacının, bir mesajının olduğudur. Bence bu kitap, yazarın bir sanat abidesidir.

Başta da yazdığım gibi yazar kitapta dönemin sosyal, siyasal ve dini yapısı başta olmak üzere inanç ve inançsızlık, ahlak ve ahlaksızlık, adalet ve adaletsizlik, yoksulluk ve zenginlik, onur ve onursuzluk, iyilik ve kötülük, cahillik, zorbalık ...vs , gibi bir çok konudaki çatışmaları , yanlışları, doğruları ve bütün bunlar karşısındaki kendi düşüncelerini, kurguladığı olaylarla örnekleyerek, felsefi olarak bize anlatıyor. Ayrıca dönemin Rusya'sında olan yenilik ve değişikliklerden de zaman zaman bahsediyor.

Yazarın kitabın en son kısımlarında, Alyoşa'nın ağzından çocuklara verdiği öğütler ise sanki okurlara verilmiş son veda mesajları gibiydi.

Kitabın konusu ise adlarına Karamazov denen üç kardeş ve kendisine baba denemeyecek kadar ahlaksız ve karaktersiz olan bir babanın dramatik hikayesini anlatıyor. Bu arada bir kardeş daha var ama nedense onu pek Karamazov'lardan saymıyorlar.

Son söz olarak, mutlaka okunması gereken bir kitap diyorum.
1025 syf.
·14 günde·Beğendi·10/10 puan·Ne Okusam'dan
**DOSTOYEVSKİ HAKKINDA**

•Ey Dostoyevski, sana sesleniyorum! Seni bu kadar ruhun bilinmeyen derinliklerine yönelten irade neydi? Ruhun ıssız ve keşfedilmemiş koridorlarında tek başına gezmeye korkmadın mı? Nasıl oldu da imkansızı tek başına gerçekleştirmeye cesaret ettin ve kendi öz ruhunla tanışma kudretine eriştin? İnsanın kendisiyle tanışması hiç bu kadar yüksek seviyelerde olmamıştı ama sen bizim hala çözemediğimiz o karmaşık, değişken, çelişkili ama bir o kadar da sevgi dolu ruhunu nasıl çözdün?

•Dostoyevski derken sanki eşsiz bir ruh bilimci canlanıyor zihnimde. Filozoflar, edebiyatçılar, sanatçılar, bilim adamları ilham alıyor Dostoyevski’den; onu örnek alıyorlar. İnsanlara hayatın bilinmeyenlerini, bir de insanların ifade edemediklerini bir anda gözlerinin önüne getiren aykırı bir insan Dostoyevski. Dostoyevski insana sorular sorduran; insanı gıdıklarcasına meraklandıran, coştukça coşturan ve sonunda yine acılar, entrikalar içinde ağır trajedi ağrılarıyla başbaşa bırakan zıtlıkların renkliliğine sahip bir biyolojik varlık.

•“Kendisinden bir şeyler öğrendiğim tek psikolog Dostoyevski olmuştur.” (Nietzsche)

•“Dostoyevski psikologların psikoloğudur.” (Stefan Zweig)

•“Dostoyevski bilinçdışının yer altı dünyasına doktorlardan, hukukçulardan, suç uzmanlarından ve psikopatlardan daha derin bir şekilde sokulmuştur.” (Stefan Zweig)

•“Dostoyevski bana bütün bilim insanlarından daha fazlasını verdi. Gauss’tan bile...” (Einstein)

•“Dostoyevski sanatçılığının otuz yılı boyunca sara hastasıydı.” (Stefan Zweig)

•“Sinirli bir halde, kaygı ve ıstıraplar içinde yazıyorum. Ne zaman gayretle çalışsam fiziksel olarak da hastalanıyorum” (Dostoyevski)

•Dostoyevski’nin ölüm haberini alan Tolstoy bir arkadaşına yazdığı mektupta şöyle der: "Onu bir kez olsun görmedim ve onunla hiç konuşmadım ama şimdi ölünce, birden anladım ki, Dostoyevski bana en yakın, en kıymetli, en gerekli insanmış…"

•Stefan Zweig, Dostoyevski’nin karakterleri hakkında şöyle söyler: “Hepsi, hepsi de acı çekmeyi sever, çünkü acıda yaşamı, sevgiliyi daha çok hissederler, çünkü bilirler ki, “insan bu dünyada sadece acı sayesinde gerçekten sever” ve onlar da bunu ister, her şeyden çok bunu! Bu onların en güçlü varoluş kanıtıdır: düşünüyorum, öyleyse varım yerine şunu koyarlar: “Acı çekiyorum, öyleyse varım.””

•Dostoyevski'nin karakterleri deliliğin sınırlarında dolaşan, insan ruhunun en karanlık, en gizemli yanlarını açığa çıkaran karakterlerdir.

•Dostoyevski, büyük filozof, büyük psikolog, büyük romancı annesini, babasını, eşini, ağabeyini kaybetmiş, İnsancıklar adlı ilk romanıyla meşhur olmuş, ardından idama mahkum olmuş, idama giderken son anda sürgüne gönderilmiş, hastalık, sefalet ve borçlarla kıvranmış, "acıların insanı" olarak yaşamış ve romanlar yazmış.

•Dostoyevski aslında çok dindar, inançlı bir kişilik; bu kişiliğini sürgün hayatında okuyabileceği tek kitap olan incile ve hayatın bitmeyen sillelerine maruz kalmasına rağmen, sahip olduğu, bitmeyen sevgisine borçlu.

•Felsefe ile de yakından ilgili; ama felsefeyle bu kadar yakından ilgili birisinin bu kadar inançlı olması da aslında Dostoyevski’nin sahip olduğu bohem kişiliğiyle büyük bir tezat oluşturuyor. Tezatların ve aykırılıkların insanı olan Dostoyevski sanki bütün insanların özelliklerini bir karışım halinde kendi ruhunda toplamış.

•Dostoyevski romanlarında Tanrı'ya, felsefeye, etik'e, ahlâka, hayatın anlamına dair çok önemli sorular sorar.

**KARAMAZOV KARDEŞLER HAKKINDA**

•Dostoyevski’nin yaşarken yayınlanan son kitabı olan Karamazov Kardeşler, iki yıl gibi bir sürede tamamlanmış ve 1880 yılında yayımlanmıştır. Yazar, kitap yayımlandıktan dört ay sonra hayatını kaybetmiştir.

•Karamazov Kardeşler’de bir bölüm olarak yer alan “Büyük Engizisyoncu” bölümü Dostoyevski’nin bütün felsefesini sunduğu ve incelikle anlattığı bir bölümdür.

•”Karamazov Kardeşler yazın dünyasının en büyük başarılarından biridir.” (Einstein)

•Karamazov Kardeşler, bir diğer büyük Rus yazar Tolstoy’un evini terk ederken yanına aldığı tek kitaptır. Ve Tolstoy: “Karamazov Kardeşler en sevdiğim kitaptır.” der.

•İşte size büyük bir yazarın ölümünden birkaç ay evvel hayatta iken kaleme aldığı en büyük eserine inceleme yapmama geldi sıra. Ama bu ne benim haddim ne de kudretim değildir. Kendimce bir şeyler not almak istiyorum sadece. Çünkü bunu yapmazsam Dostoyevski’ye vefasızlık yapmış sayacağım kendimi.

•Karamazov Kardeşler yazarın tüm karakterlerin tamamını nerdeyse kendi hayatından ve kişiliğinden yoğurduğu bir eser. Öyle uzaklarda değil kendi ruhunda, zihninde yaşattığı ve vücuda büründürdüğü bir eser.

•Romandaki İvan Karamazov inançsız ve felsefi kişiliğini, Dimitri Karamazov coşkulu ve bohem kişiliğini, Alyoşa Karamazov inançlı ve tüm insanlara istisnasız sevgi dolu olan, saf kişiliğini, Smerdyakov epilepsi hastalığına müptela ve kendini beğenmiş, kindar kişiliğini, Fyodor Pavloviç ise sarhoş, şehvet ve para düşkünü, bencil kişiliğini yansıtmaktadır. İşin ilginç yanı romandaki üç Karamazov kardeşlerin babası olan Fyodor’a kendi ismini, romanın inançlı ve en olgun karakteri olan Alyoşa’ya ise üç yaşında vefat eden oğlunun ismini vermiştir. Bence diğerlerinin de manası vardır ama şimdilik bu kadar öğrenebildim.

•Karamazov Kardeşler Dostoyevski’nin kendi hayatını, çekişmelerini, ikilemlerini, acılarını ve hayata bakış açısını edebi ve felsefik bir şekilde kaleme aldığı bir eser. Bire bir aynısı olmasa da büyük benzerlikler barındırmakta. Gerçek hayatta Dostoyevski’nin babası bir cinayete kurban gitmiş ve ilk epilepsi krizini de bu dönemde yaşamıştır. Gerçekte babasını pek sevmeyen Dostoyevski bir taraftan babasının ölmesini dilemiş ama sonra babası öldüğünde buna çok üzülmüş ve hayatı boyunca kendini suçlamıştır. Sara krizlerini de bu psikolojisinin tetiklediği tahmin edilmektedir.

•Karamazov Kardeşler’in olay örgüsünü uzuuun uzadıya anlatmayı böyle büyük bir eser için gerekli görmemekle beraber, belli başlı konu başlıklarına değinmek istiyorum.

••Tam bir aile dramı mevcut bu eserde; öyle ki kardeşlerin üçü de birbirini tam olarak tanımamakta, babaları tarafından değil de iki farklı annenin zengin akrabaları tarafından büyütülmüşlerdir. İvan ve Alyoşa’nın anneleri bir olmalarına rağmen beraber olamamışlardır. Bu belki de eserin en bariz ve en baskın konusudur.

••Tam bir felsefe metinleri mevcut bu eserde. İnançsızlık ile inancın kutuplarında gidip gelecek, belki de uçurumun ucundan döneceksiniz. Çünkü burada “Büyük Engizisyoncu” hikayesi sizi tam ikna edecekken inancın öpücüğü sizi tekrar normale döndürecek. Bu eserde etkilendiğim en vurucu olay, bu hikaye idi. Çünkü Dostoyevski’nin her karakteri çok güçlü ve ikna edici. Müthiş bir şey bu; bir yazarın her karakterinde bu denli büyük bir etki bırakabilmesi. Bu diğer karakterlerde de bu kadar bariz; yan karakterler de bir anda ana karakter olabiliyor ve ruhunuzda derin insani izler bırakabiliyor. Gerçekten müthiş bir şey bu.

••Ve son olarak tam bir cinayet romanı bu eser. Cinayetin ve cinayet sonrası sanığın avukat savunmasının ve savcının iddialarının bu kadar ince ince, milim milim düşünülmesini aklım almadı inanın, hala hazmedemiyorum, bir insan bu kadar teferruata nasıl istediği gibi şekil ve yön verebilir. Benim aklım hala almıyor inanın. Bunu söylerken bu kadar fazla detayı, kesinlikle Sherlock Holmes ve Agathe Christie romanlarında bile okumadığım için gerçekten çok fazla şaşırdım. Ve mükemmeldi, tek kelimeyle müthişti...

••Tabi burda önemli bir nokta da şu idi: Adalet için uğraştığını söyleyen mahkemelerin icraasında çalışan avukat, savcı ve hakimlerin hiçbir zaman bir çizgide birleşemediklerini ve bunun nerdeyse imkansız olduğunu, her zaman, konuma ve şahsa göre değişkenlik arz edebileceğini bizzat görmüş olmak, insanı fena halde bodoslama taşa duvara, kafa göz çarptırıyor. Adalet, bu kadar göreceli ve esnek kanun ve yorumlamalarla nasıl mümkün olabilir, diyorsunuz. Galiba bu da Dostoyevski’nin hayat tecrübesi. Tam bir adalet ne kadar mümkün, şahit olmak isterseniz bu romanı kesinlikle okumalısınız. Hele de avamın hukukçu diye tabir ettiği hukuk ile iştigal edenler mutlaka ama mutlaka okumalı; çünkü onların bizden daha fazla ders çıkarma sorumluluğu ve ihtiyacı var.

•Yazacak çok şey var ama bir şeyi uzatmanın ona sıkıcılık ve iticilik kazandıracağını düşünerek, biraz da sizlerin değerli vakitlerini düşünerek bitirmek istiyorum. Vaktinizi aldığım için özürlerimi sunarım.

•Hayatınızda mutlaka okumanız gereken bazı eserler vardır. İşte Karamazov Kardeşler o eserlerin arasında, listenin en başlarında bulunması gereken bir eser.

•••Son olarak, sakın romanın 1025 sayfa olduğunu görüp de, bu eserin kısaltılmış çevirisini okumaya kalkmayın. Bu kadar hızlı okuyacağınız bir eseri neden kısaltılmış okuyasınız ki. Tabi bir de, bu eseri katletmek olur ki, eserin büyüklüğünden ve lezzetinden kendinizi mahrum etmiş olursunuz.

•••••••KİTAPLA KALIN•••••••
•••••••EVİNİZDE KALIN••••••
•••••••AFİYETLE KALIN••••••
872 syf.
·8/10 puan
Açıkçası Dostoyevski’nin kalemine son kitabından başlamak bence bir hataydı bu yürümeyi bilmeden koşmak gibi bir şey oldu ama kitaba gelirsek çok yoğun dini ve felsefik bölümlerini ne yazık ki keyifle oluduğumu söyleyemeyeceğim ki çok uzun zamanda bitirmem bunu açık gösteriyor ama konusu ve karakterlerin duygularını sanki kitabın içindeymişçesine hissettirdi bana Dostoyevski,ilk kitabından başlayıp yavaş yavaş ilerlemek daha güzel olabilirdi,en azından belki de sıkıldığım bölümlerde bu kadar sıkılmayacaktım..B
ilmiyorum..
1008 syf.
·18 günde·Beğendi·10/10 puan
Bugün ani bir kararla uzun süre önce okumuş olduğum #karamazovkardeşler in yorumuyla geldim. Bu klasik hakkında ne söyleyebilirim inanın bilmiyorum. Kezban Sıtkı Berrin Esen ile birlikte okuduk. Bizi biraz zorlamış olsa da iyi ki okuduk diyebiliyorum. 1025 sayfalık bir kitabı okumak zaten insanı zorluyor özellikle de bu kitap klasik ise iki katı zorlanma oluyor. Dostoyevski yine yapmış yapacağını ve iyi ile kötü çatışmasını gözler önüne sermiş. Karakterler arasındaki çatışmalar ayrı bir olay ama önemli olan karakterlerin kendileriyle çatışmaları. Bu çatışmalar sonucunda ortaya çıkan edebi tat ayrı bir güzellikti. Baba Karamazov'un kötü ünü her yere yayılmıştı bu ün yüzünden başına gelmeyen kalmadı. Baba ve oğullarının hayatları anlatılıyor kitapta. Her karakter kendine özgü ve farklı konuları anlatıyor. Bu klasikte beni en çok yoran çok detay olmasıydı. Aslında bu klasiği yorumlamak çok zor, neresini anlatsam inanın bilmiyorum. Ama umarım bir gün okursunuz ve beni anlarsınız. ( Okumuş olanlar beni daha iyi anlar diye düşünüyorum.) Fyodor Dostoyevski Karamazov Kardeşler
Ah, anlayamadı, hiçbir şeyi, ona niçin koştuğumu anlayamadı; sadece adi, alçakça şüpheler taşıdı içinde! Kendi gibi sanırdı herkesi!
Fyodor Dostoyevski
Sayfa 919 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Güzellik ürkünç müthiş bir şeydir, ürkünçtür çünkü tanımlanamaz...Aklın yüz karası dediği şey, yüreğe katıksız bir güzellik olarak görünebiliyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Karamazov Kardeşler
Baskı tarihi:
4 Ağustos 2004
Sayfa sayısı:
832
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752630481
Kitabın türü:
Çeviri:
Recep Şükrü Güngör
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
Küçük bir Rus köyünde toprak sahibi olan Fedor Pavloviç Karamazov'un dehşetli, esrarengiz ölümü, kısa sürede yalnız yaşadığı beldenin değil bütün Rusya'nın ilgiyle takip ettiği bir dava haline gelir. Ölümden, toplumda hiç sevilmeyen, ömrünü ilkesizlikler üzerine kurmuş maktulün büyük oğlu Dmitri Karamazov mes'uf tutulmaktadır...

Ne var ki; insanın bilgiyle donatılmış aklı ve maddi deliller, hayatın girift ve akıl almaz oyunları karşısında çoğu zaman aciz kalmakta ve kader ağlarını örmektedir...

Dostoyevski gibi güçlü bir düşünür ve edebiyatçının hayat, ölüm, aşk, erdem, para, fikir, sanat, felsefe ve ruh bilimine dair bir ömür heybesinde biriktirdiklerinin muazzam bir kurguyla birleşmesinden doğan Karamazov Kardeşler, dünya durdukça önemini kaybetmeyecek olay ve insan örgüsüyle, dünya edebiyatının en önemli yapıtlarından olma özelliğini sonsuza dek koruyacaktır...

Kitabı okuyanlar 17,7bin okur

  • Aşkın bektaş
  • Taylan akçay
  • Hilal Akbaş
  • Gizem ULGAR
  • Zeliha
  • slndi
  • Esra Nur
  • Elvin Azizov
  • Yılmaz ışık
  • Ayşegül Esma

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%18.8
13-17 Yaş
%7.5
18-24 Yaş
%13.4
25-34 Yaş
%22.6
35-44 Yaş
%23.1
45-54 Yaş
%7.5
55-64 Yaş
%2.2
65+ Yaş
%4.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%44.9
Erkek
%55.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%3.1 (178)
9
%1.8 (102)
8
%1.3 (72)
7
%0.4 (20)
6
%0.2 (10)
5
%0.1 (7)
4
%0 (2)
3
%0 (2)
2
%0
1
%0 (2)

Kitabın sıralamaları