Uzun zamandan beri şafağı, dağların üzerinde bu tarifsiz ihtişamı ile görmemiştim. Uzun zamandan beri Torgayın böyle öttüğünü duymamıştım. Torgay, bu tarla kuşu, gittikçe aydınlanan gökyüzünde yükseldi, yükseldi ve tâ yükseklerde küçük, gri bir top gibi asılı kaldı. Tıpkı bir insan yüreği gibi, bulunduğu yerde durmadan kımıldıyor, çırpınıyor, bozkırdan sonsuza titreşimler gönderiyordu. Bir gün Suvankul bana: "Bak, bizim tarla kuşumuz, torgayımız ötüyor!" demişti. Ne güzel değil mi? Torgayımız bile vardı bizim!