Nazik olan insan, bir zamanlar kırıp dökmenin ne demek olduğunu bilen kişidir.
Saygılı olan insan, saygısızlığın açtığı yaraları görmüş olandır.
Güçlü olan insan, güçsüz kaldığı gecelerin içinden geçerek ayağa kalkmıştır.
Merhametli olan insan, acımasızlığın karanlığını tanımış ve o karanlıkta kaybolmamayı seçmiştir.
İyi olan insan ise kusursuz doğan değil, kötülüğün eşiğinden dönmeyi başaran kişidir.
Çünkü insanı değerli kılan, hiç düşmemiş olması değildir; düştüğü yerden nasıl kalktığıdır.
En güzel kalpler, en büyük savaşları vermiş olanların kalpleridir.
En güçlü karakterler, en sert fırtınaların içinden geçenlerde şekillenir.
Ve en derin iyilik, kötülüğü tanıdığı hâlde onu seçmeyen ruhlarda yaşar.
Bu yüzden bir insanın bugün kim olduğuna bak; dün kim olduğuna değil.
Çünkü değişim, insanın kendine karşı kazandığı en büyük zaferdir.
Geçmiş, bir kader değil; geleceği inşa eden bir öğretmendir.
İnsan, her hatasından bir erdem, her yarasından bir bilgelik çıkarabildiği ölçüde olgunlaşır.
Ve belki de hayatın en güzel gerçeği şudur:
Bir zamanlar karanlıkta kalanlar, ışığın değerini en iyi bilenlerdir.