Puan vermedi·368 syf.··
2026 30. kitabı
Merhaba arkadaşlar! Bugün, sizi ilk sayfasından itibaren içine çekecek, gizem ve intikam dolu, adeta soluksuz okuyacağınız muazzam bir kitabın yorumuyla karşınızdayım: Selin Solaris’in kaleme aldığı "Geriye Sadece Karanlık Kaldı". Biri hayatın tüm yükünü omuzlamış yaralı bir barmen, diğeri ise adaletin peşinde ama kalbi intikamla yanan bir komiser... İkisinin de yolları, hayatlarındaki en değerli insanı, yani Mert’i kaybettikten sonra hiç beklenmedik bir şekilde kesişiyor. Gelin, bu büyüleyici ve karanlık hikayenin detaylarına birlikte bakalım: Güneş, alkol bağımlısı ve borç bataklığındaki babasından sürekli şiddet gören, hayatın erken yaşta hırpaladığı bir barmendir. Bir gün kapısındaki siyah arabaların ne anlama geldiğini çözemezken, kendini Mert’in güvenli koruması altında bulur. Ancak kader, Güneş'in sığınabildiği tek liman olan sevgilisi Mert'i ondan koparır. Arden Deniz ise henüz küçük bir çocukken annesini ve kardeşini korumak için her şeyi yapmaya hazır, erkenden büyümek zorunda kalmış bir komiserdir. Canından çok sevdiği kardeşi Mert’i babasından korumayı başarsa da ne yazık ki mafyanın karanlık ellerinden koruyamamıştır. Güneş sevgilisini, Arden ise kardeşini kaybetmiştir. İkisinin de içinde açılan devasa boşluk, tek bir duyguyla dolar: İntikam. Büyük Karşılaşma: Güneş, intikam almak için Bülent Ali Yaman’ın evine gizlice girdiğinde orada hiç tanımadığı bir adamla karşı karşıya gelir. Ne yapacağını bilemeden oradan uzaklaşır ama sabah sorgu odasında gözlerini açtığında onu sorgulayan kişi, gece aynı evde karşılaştığı adamdan başkası değildir: Komiser Arden Deniz! Bu tesadüfi karşılaşmadan sonra yolları bir daha ayrılmayan ikili, birbirlerinin arkasını kollayıp yardımına koşarken aslında en büyük ortak noktaları olan Mert’ten tamamen habersizdirler. Ne
Geriye Sadece Karanlık KaldıSelin Solaris · Martı Yayınları · 2026230 okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 70. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 19:45
Grégory Samak’ın kaleme aldığı "Gizli Kitap" tarihin akışını değiştirme gücüne ve bunun getirdiği ahlaki sorumluluklara odaklanan, tempo dozu yüksek, felsefi bir dönem gerilimi. Kitap, İkinci Dünya Savaşı'nın gölgesinde, Avusturyalı yaşlı bir sahaf ve kitap koleksiyoncusu olan Elias Ein'ın, evindeki gizli bir bölmede insanlığın geçmiş ve gelecekteki tüm yazgısını barındıran mistik bir kitap keşfetmesiyle başlıyor. Elias; Nazi rejiminin getirdiği acıları derinden yaşamış, vicdanı ve geçmişin trajedileri arasında sıkışmış, insanlığı kurtarma arzusuyla yanıp tutuşan bir karakter, ancak tarihin trajik sayfalarını yeniden yazmaya ve Adolf Hitler’in yükselişini engellemeye çalışırken, kaderle oynamanın ve "Tanrıcılık" rolüne soyunmanın öngörülemez, yıkıcı bedelleriyle yüzleşmek zorunda kalıyor. Kitap kapağındaki kasvetli kütüphane ve Nazi sembolünün de anlaşılacağı üzere, iyi niyetle atılan adımların bile kelebek etkisiyle nasıl büyük felaketlere yol açabileceğini sorgulatan, sürükleyici kurgusunun ardında derin bir kader, pişmanlık ve vicdan muhasebesi barındıran sarsıcı, "ya şöyle olsaydı?" Dedirten bir okuma oldu.
1000Kitap
Gizli KitapGregory Samak · Pegasus Yayınları · 2016362 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·336 syf.··
2026 6. kitabı
Znachor (Şifacı) – Kitap İncelemesi Bazı kitaplar vardır; olay örgüsünden çok insanın kalbine dokunan yönüyle hatırlanır. Tadeusz Dołęga-Mostowicz’in Znachor adlı eseri de bunlardan biridir. Roman, hafızasını kaybeden başarılı bir cerrahın hayatını yeniden kurma mücadelesini anlatırken, okuyucuyu kimlik, merhamet, sevgi ve kader üzerine düşünmeye davet eder. Eserin en güçlü yanı, insanın sahip olduğu unvanların ve statünün ötesindeki gerçek değerini göstermesidir. Hafızasını kaybetse de iyilik yapma isteğini kaybetmeyen başkahraman, insanlığın özünün koşullardan bağımsız olduğunu hatırlatır. Yazar, sade fakat etkileyici anlatımıyla karakterlerin duygularını okuyucuya başarıyla geçirir. Znachor, yalnızca bir kayboluş ve yeniden buluş hikâyesi değil; aynı zamanda umudun, affetmenin ve sevginin iyileştirici gücünü anlatan zamansız bir romandır. Kitabı bitirdiğinizde aklınızda olaylardan çok, insan olmanın anlamına dair sıcak bir his kalır
ZnachorTadeusz Dołęga-Mostowicz · Bellona · 20171 okunma
İnsanın ruhunda iz bırakan bir kitap
10/10
·576 syf.··
2026 1. kitabı
Dolunayın Kırık Aynasını biz Cariyenin İkinci Hayatı adıyla okuduk iyi ki de okuduk. O zamanlar wattpadde son yarışmada birinci seçilen beş kitaptan biriydi ve o zamanda bu kitabın hakkının verilmediğini milyonluk kitaplardan, artık sıradan gelen hepsi aynıymış hissi veren o kitaplardan farklı olduğunu düşünüyordum hala da öyle düşünüyorum. Baktım yorumları doğru düzgün yok hesap açıp sırf kitap biraz daha görünsün, farklı kitaplarında sesi olsun hep mafya, zoraki evlilik gibi kitaplar dışında da kitaplar görelim. Bunun içinde yazarı desteklemek gerekir. Gelelim kitap incelemesine oldukça uzun bir inceleme yazacağım. Tarihi kurgu ile fantastik unsurları bir araya getiren Dolunayın Kırık Aynası, okuyucusunu yalnızca farklı bir döneme değil, aynı zamanda kaderin yeniden yazılabileceği bir dünyanın içine sürüklüyor. Bazı yaralar zamanla iyileşir, bazıları ise insanın ruhuna kazınır. Dolunayın Kırık Aynası, tam da bu noktadan hareket eden; ihanet, aşk, güç ve intikam temalarını merkezine alan sürükleyici bir tarihi kurgu romanı. Romanın merkezinde, saraya cariye olarak giren genç bir kadın bulunuyor. Hayatı boyunca sevdiği adama güvenen, onun için fedakârlıklar yapan ve geleceğini onunla hayal eden bu kadın, en büyük darbeyi yine sevdiği kişiden alır. Güvendiği adamın ihaneti sonucunda hayatını kaybetmesi, hikâyenin yalnızca başlangıcıdır. Çünkü ölüm onun sonu değil, ikinci hayatının başlangıcı olur. Kahramanımız gözlerini yeniden açtığında geçmişe dönme fırsatı elde eder. Bu kez kaderin kurbanı olmak yerine onu değiştirmeye kararlıdır. Önceki yaşamında yaptığı hataları bilen, insanların gerçek yüzlerini tanıyan ve gelecekte yaşanacak olaylardan haberdar olan genç kadın, sarayın tehlikeli koridorlarında çok daha güçlü bir şekilde yürümeye başlar. Ancak intikam almak
1000Kitap
Dolunayın Kırık AynasıTuğçe Sarıgül · Dokuz Yayınları · 202615 okunma
9/10
·578 syf.··
2026 63. kitabı
Kitap Yorumu : Bir Rüya İçin Ağıt 2 / Gülşen & Şehnaz Haşimoğlu Özet; Cesur, Zeyno’nun kendisine ihanet ettiğini düşünmesine rağmen onu annesinden korur ve kaçabilmesi için Ferman’la işbirliği yapar. Zeyno’nun hayatına bu süreçte Azer Özdağ girer.Ona aylarca güvenli bir sığınak sunar, korur ve yanında olur. Ancak zamanla Zeyno, Azer için yalnızca korunması gereken bir kadın olmaktan çıkar. Öte yandan herkesin onu korumak adına sakladığı gerçekler ve eksik bırakılan bilgiler, Zeyno’nun olayları kendi yöntemleriyle çözmeye çalışmasına neden olur. Bu yüzden kaçmayı bırakır. Artık amacı yalnızca başlatılan davayı sonlandırmak değildir. Hayatı boyunca saklanarak yaşamamak, kendi doğrularının arkasında durmak ve eğer hâlâ bir ihtimal varsa Cesur’la olan hikâyesine sahip çıkmaktır. Ancak olaylar çoktan kişisel hesaplaşmaların ötesine geçmiştir.Artık mesele yalnızca bir iftira davası değil, üç aile arasında yaşanan büyük bir güç savaşına dönüşmüştür. Herkes kendi hamlesini yaparken kurban olarak seçilen kişi yine Zeyno olur. Beklenen yüzleşme sonunda gerçekleşir. Fakat bu kez Zeyno yalnız değildir. Babası, her şeye rağmen kızının yanında durur. Affetmese bile onu yalnız bırakmaz. Şivan’ın gelişiyle birlikte Kadıoğlu Konağı’nın eksik halkaları da tamamlanır ve aile, birlik olmanın ne demek olduğunu bir kez daha gösterir. Hikâye ise Cesur ve Zeyno’nun evliliklerinin devam edip etmeyeceğine karar verilecek olan aşiret toplantısıyla son bulur. Yorum; Sanırım bu kitap hakkında ilk söyleyeceğim şey şu olurdu: Üzgünüm..Çünkü bu hikâyeye veda etmek gerçekten zor oldu. Ama aynı zamanda mutluyum. Çünkü karakterler, bunca yaşanan şeyden sonra hak ettikleri sona ulaştılar. Ben her zaman tüm zorluklara rağmen birbirine tutunmaya çalışan karakterleri sevmişimdir. Bu yüzden Cesur ve
Bir Rüya İçin Ağıt 2Şehnaz Haşimoğlu · Lapis Yayınları · 2023374 okunma
Spoiler İçerir !
Puan vermedi·88 syf.··
2026 11. kitabı
Kitabımızın ana karakterlerinden biri olan Baron; gençliğin verdiği canlılığı kendinde gösteren, çapkın ve hovarda bir delikanlıdır. Bu adam hayatı günü birlik yaşayan, yalnızlıktan hoşlanmayan bir kişiliktir. Bu tarz insanlar dışarıdan kusursuz gibi dururlar. Kıyafetleriyle, özgüvenleriyle, olduğunu sandıkları entelektüellikleriyle kendilerini çabucak belli ederler. Ama özlerinde en büyük boşluklar bunlardadır, neden mi ? Etik değerleri olmayan, şehvetleri uğruna gözlerini karartan, gündelik yaşamdaki sıradan olayları " şavaşta her yol mübahtır " mottosunu kendi lehlerinde meşru kılma hakkını kendilerinde görerek acizlik derecesindeki davranışları yapmaktan asla çekinmezler. İşte baron gibi karakterlerin bazen hakkından gelmek için on iki yaşlarında cesur bir çocugun dirayet göstermesi yeterli oluyor. Firavun' a bir sinek yeterken kader Baron' a daha cömert davranıp bunu bir çocukla yapıyor. Merak etmeyin baron ölmeyecek ama binbir çabayla uğraştığı amacına ulaşamayacak. Bu son beni onun ölümünden daha bahtiyar etti. Teşekküler zweig...
Yakıcı SırStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202551,4bin okunma