Kader

A
Ben annemden niçin gittiğini bildiğim için nefret ediyorum. Biliyo- rum, çünkü o benim içimde." Lee ayağa fırladı. "Sakın!" dedi sertçe. "Duydun mu? Sakın bir daha görmeyeyim. Elbette içinde taşıyor olabilirsin. Herkes taşır. Ama ötekini de taşıyorsun. Bak, kaldır başını! Bana bak dedim!" Cal başını kaldırıp bitkin bir tonda, "Ne istiyorsun?" dedi. "Ötekini de taşıyorsun içinde. Dinle beni! Öyle olmasan, taşıyor muyum diye merak bile etmezdin. İşin kolayına kaçma sakın. Ken- dine atalarını mazeret göstermek çok kolaydır. Sakın ha, senin böyle bir şey yaptığını görmeyeyim! Şimdi bana dikkatle bak ki unutma- yasın. Her ne yaparsan yap, sen yapmış olacaksın, annen değil.
Sayfa 489
Reklam
Temiz bir kesik daha hızlı iyileşir derler. Benim için sadece pulların zamkıyla bir arada tutulan ilişkilerden daha hazin bir şey yoktur. Bir adamı işitemiyorsan, ona dokunamıyorsan, en iyisi bırak gitsin
Sayfa 457
Ölüm sizi çepeçevre sarmış. İçinizden dışarı yansıyor." "Dışarıdan görülebildiğini bilmiyordum" dedi Samuel. "Biliyor musun Lee, hayatımı bir çeşit müzik gibi görüyorum; her zaman iyi bir müzik değil ama yine de bir formu ve ezgisi var. Uzun zamandır hayatım orkestra olmaktan uzak. Tek bir nota - değişmeyen bir ke- der. Bu tutumumda yalnız değilim Lee. Bana öyle geliyor ki hayatın bir yenilgiyle sona erdiğini düşünenlerimiz çok."
Sayfa 340
Midesinin hemen üstünde bir ağrı vardı, tekinsiz bir düşün- ceyi andıran bir endişe. Weltschmerz (Welshrats* derdik eskiden), yani dünyanın kederiydi: Bir gaz gibi yükselerek ruha nüfuz eder, umutsuz- luk yayar, öyle ki, neden kaynaklandığını arar, bulamaz insan.
Sayfa 196
Günah ilginçtir" dedi Samuel. "Bana kalırsa adamın içli dışlı her şeyinden kurtulması gerekse, sırf kendini rahatsız etmek için bir yer- lere ufak birkaç günah saklamanın yolunu bulurdu. Günahlar son vazgeçeceğimiz şeylerdir."
Sayfa 186
Reklam