Müşterek demokratik mücadelenin dünyayı değiştirebileceğine inanmanın na- if bir tarafı yok. Antropolog Margaret Mead'in söylediği gibi, bu- güne kadar dünyayı değiştirmiş başka bir şey yok.
Eskiden bazı çocukların genlerinin onları farklı olmaya ve farklı beyinler geliştirmeye yazgılı kıldığı düşüncesinin hâkim olduğunu söyledi bana Joel. Şimdiyse -onun da yazdığı gibi- "bilim ilerlemiş durumda". Son araştırmalar "genlerin kader olmadığını, daha zi- yade olasılıkları etkilediğini gösteriyor. DEHB'ye hangi etmenle- rin neden olduğuna ilişkin uzun vadeli çalışmayı gerçekleştirmiş olan Alan Sroufe da aynısını söylüyor: "Genler bir vakum içinde iş görüyor değiller. Gen araştırmalarından öğrendiğimiz esas ders bu. Çevreden gelen girdilere yanıt olarak açılıp kapanıyorlar." Joel'in tabiriyle, "yaşadığımız deneyimler düpedüz içimize işliyor" ve gen- lerimizin dışavurum tarzını değiştiriyor. 24
Son derece bireyci bir kültürde yaşıyoruz, sorunlarımızı bireysel hatalar olarak görüp bireysel çö- zümler aramaya itilip duruyoruz. Odaklanamıyor musun? Aşırı ki- lolu musun? Depresyonda mısın? Bu kültürde şöyle düşünmemiz öğretiliyor bize: "Benim hatam bu. Bu çevresel sorunlardan kurtul- manın bireysel bir yolunu bulmam gerekiyordu." Şimdi ne zaman böyle hissetsem Rochester'da çocukları kurşundan zehirlenirken ev- lerinin tozunu daha sık almaları ya da çocuklarında kurşunlu boya parçalarını emmeye dönük "sapkın" bir arzu bulunduğu söylenen anneleri düşünüyorum. Ortada temel nedeni çevrede yatan muazzam bir sorun olduğunu rahatlıkla görebiliyoruz artık - oysa verilen ilk yanıt insanlara tüm enerjilerini hiçbir fark yaratmayan bireysel bir faaliyete harcamalarını ya da (daha kötüsü) zehirlenmiş çocuklarını suçlamalarını söylemek olmuş.
iş saatleri dışında işle bağlantıyı ko- parmanın faydalarından bahseden tatlı kişisel gelişim dersleri ver- menin anlamı yok. Hatta patronlarınca gevşemelerine izin verilme- yen insanlara gevşemenin faydalarından bahsetmek onlarla alay et- mek oluyor - kıtlık çeken insanlara Ritz'de yemek yemenin onlara ne kadar iyi geleceğini söylemek gibi bir şey. Bağımsız bir servetiniz varsa ve çalışmanız gerekmiyorsa bu değişimleri hemen gerçekleş- tirebilirsiniz muhtemelen. Ama geri kalanlarımızın bizden alınan zaman ve mekânı geri kazanmak için kolektif bir mücadelenin par- çası olması gerekiyor
Bu konunun bir erkek tarafından bu şekilde açıklanmasının na- sıl rahatsız edici olduğunu biliyorum, hele ki dünyada halen ciddi bir cinsiyetçilik ve kadın düşmanlığı mevcutken, kadınlar halen de- vasa engellerle karşı karşıyayken. Kadın hakları için verilen müca- delenin henüz kazanılmış olmadığını, kaydedilen pek çok ilerleme- nin tehdit altında olduğunu biliyorum. Ama doğru olduğunu bildiğim bir şey var: Anneannem ve babaannemin hayatları ile yeğenimin ha- yatı arasındaki fark muazzam bir başarı ve bunun gerçekleşmesinin tek bir nedeni var. Sıradan kadınların bir araya gelip örgütlü bir ha- reket oluşturmuş ve bunun için savaş vermiş, işler zora girdiğinde
bile savaşmaya devam etmiş olmaları.