bir.kimyaci

Puan vermedi·48 syf.··
2026 37. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 07:28
Boş Pet şişe, tek kullanımlık malzemeler ve kırık leğen… Görevlerini tamamlamış bu eşyalar ne işe yarar? Mina ve arkadaşları her şeyin bir amacının olduğunu biliyordu, bu eşyaları da değerlendirmek üzere beklettiler. Sonunda kar yağmıştı. Üç arkadaş karın tadını çıkarmak için dışarı çıktılar. Kırık leğen‘den kızak yapıp kaydılar, Pet şişelere doldurdukları renklerle renkli bir kardan adam yaptılar, tek kullanımlık malzemeleri kullanarak kardan kule yaptılar… Onlar kullanılmaz denilen şeyleri çöpe atmak yerine dönüştürdüler. Yalnızca eğlenmediler; aynı zamanda “işe yaramaz” denilen şeylere farklı bir gözle bakmayı da öğrendiler. Bu sıcacık hikâye, çocuklara geri dönüşüm bilincini eğlenceli bir macera eşliğinde anlatırken hayal gücünün sınırlarının olmadığını da gösteriyor. Bazen bir kırık leğen kızak, boş bir pet şişe boya kabı, tek kullanımlık malzemeler ise bir kalenin yapı taşı olabilir. Yeter ki bakmayı ve dönüştürmeyi bilelim. Doğaya saygıyı, üretken olmayı ve sahip olduklarımızın değerini hatırlatan keyifli bir okuma oldu.
Çocuk Kitapları
Yeşil Kalkan: Dönüşüm OperasyonuTuğba Soydan · Çınaraltı Yayıncılık · 20269 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·208 syf.··
2026 34. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:47
Sadece güller, motifler, kurdeleler değil; başka bir şey vardı Botter Apartmanı’nda. Raimondo D’Aronco, Kaan’ın büyükbabasının babası, İstanbul’a gelince bir çok bina yapmış, ancak bu binayı yaparken sanki gizli duyguları ortaya çıkmış. Kaan, kardeşi gibi modern bir semtte yaşamak yerine aile yadigârı bu binaya yerleşmek istemişti. Botter Apartmanı’yla arasında bir bağ var gibi hissediyordu. Neler yoktu ki o binanın işlemelerinde…Bir genç kızın hayalleri, umutları… yoksa düş kırıklıkları mı demeliyiz? Sanki Kaan da kendi geçmişinden bir parça arıyordu o apartmanda. Yüzleşemediği travmalarının acısını saklamıştı yüreğinde. Ama bütün sırlar ortaya çıkmak için değil miydi? Yüzleşecekti Kaan da… Zehra gibi, Kerem gibi, Hamza gibi… Botter Apartmanına resmedilmiş Nazlı gibi kabul edecekti sonunda… Bir an gelir, o an’ın içinde donup kalırsın. Geri kalan hayatın, hep o donmuş an’ın içinden geçer. Her attığın adımda, her söylediğin söz de, dinlediğin her müzikte, okuduğun her kitapta vicdan azabı takip eder seni. Zaman, hep haklı olup olmadığını sorgulamakla geçer. Gerçeği bilip de saklamak neydi? Katili görüp, sırrı saklamak niyeydi? Kurban ile katil arasındaki bağ neydi? Yanıtı kimse bulamıyordu… Tek gerçek yaşam devam ettikçe hissedilen acıydı.
Botter ApartmanıAyşe Övür · Remzi Kitabevi · 20191,518 okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2026 33. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 09:47
Kompostu, tatlısı, çekirdeği tamam da balkabağından araba yapılır mı demeyin… Ağaçların arasına gizlenen balkabağını gördüğünde hayal etti Mina. Hayalini dedesine anlattı ve birlikte bal kabağının her bir parçasını israf etmeden oyuncak bir araba yaptılar. Bir balkabağının ne çok şekilde kullanılabileceğini, doğaya ve insana olan katkısını fark etti Mina; yeni oyuncağını arkadaşına gösterirken. Çünkü bazen bir şeyin değeri, ona nasıl baktığımızda saklıdır. Atılacak gibi görünen bir parça, küçük bir hayalle bambaşka bir şeye dönüşebilir. Mina da bu hikâyede bize tam olarak bunu hatırlatıyor: Doğayı korumak, sadece büyük kararlarla değil; elimizdekini fark etmekle, yeniden değerlendirmekle ve israf etmemeyi öğrenmekle başlıyor. Atık Dedektifi, çocuklara sıfır atık bilincini kuru bir bilgi gibi değil; oyunla, merakla ve üretmenin keyfiyle anlatan çok tatlı bir kitap. Çocuklara “atmadan önce düşünmeyi”, “yeniden kullanmayı” ve doğaya küçük adımlarla sahip çıkmayı öğretiyor.
Yeşil Kalkan: Atık DedektifiTuğba Soydan · Çınaraltı Yayıncılık · 20269 okunma
Puan vermedi·314 syf.··
2026 32. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 09:11
Mutfafta bir mevki, sarayda bir makam ya da Paşa kapısından bir ihsan değildi istediği. Onun istediği başkaydı ve Matbah-ı Âzam onun için sadece bir vasıtaydı. Göremese de, giremese de Harem’in hemen arkasında olduğunu biliyordu. Ve bir tek ses bekliyordu. Doğru işi yaptığını gösterecek tek bir nağme… Ona “Pir-i Lezzet” demişti İsfendiyar Usta. Bir mucizeydi o, nadide bir yetenek. Bir mutlak damağa sahip, cümle tatları en ince ayrıntısına kadar ayırt edebilen ve yeryüzündeki tüm lezzetlere hükmedebilen lezzetlerin hükümdarıydı Pir-i Lezzet. Bir insan bir yemekten neden nefret eder ya da onu çok sever? Çünkü o yemekle ilgili muhakkak bir hatırası vardır. O lezzeti her tattığında o hatırayla birlikte, hatıranın hissi de yeniden uyanır. İşte Açıbaşı’nın kabiliyeti lezzetlerin uyandırdığı tüm gizli hislere hükmedecek kadar kuvvetliydi. Ona bu öğretildi. Ehil bir aşçı haline gelmek için uzun bir yolculuk geçirecekti. Bu yolculuğun başlangıcında tanıdı Kamer’i. Onun sesinin yankısı hiç bitmesin istedi. O günden sonra yemekleri aktardığı kapların en altına Kamer için küçük bir hediye yerleştirmeye başladı Aşçıbaşı. Karşılık olarak da Kamer, her öğün sonrası odasının penceresinden dışarı doğru bir şarkı söylüyordu. Ama uzun sürmedi. Sirrah ve Adem Usta ayırdı onları. Ne var ki ilerleyen zamanlarda Aşçıbaşı o gün hissettiği ekşi elma kokusunu unutmayacak, derbeder bir vaziyette çıkacağı yolculukta,yine bir kadın tarafından aklı başına devşirildiğinde neyi yapmadığını anlayacaktı… İşte o vakit Itırlar Hanım’ın sözleri, Aşçıbaşı’nın içine sakladığı bütün hatıraların kapısını aralayacaktı: “Bütün bunları yapabilmen için önce insan denen o varlığı çok iyi tanıman lazım. O varlığı tanıyabilmen için de önce kendi varlığından haberdar olmalısın. Lakin sen kendi hislerinden
Pir-i LezzetSaygın Ersin · April · 20232,014 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 29. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 14:35
Her kuvvetli his gibi tereddüt de insanı öldürebilir, hareketsiz ve mefluç bırakabilir. İnsanı yaşamaktan korkutan bir duygudur tereddüt. Bundan dolayı evlenmemişti ikisi de; çünkü ikisi de bir kararın içine bütünüyle girecek cesareti kendilerinde bulamıyordu. İnsan tereddüt ederse serçe parmağını dahi kıpırdatamazdı; evlilikti bu cesaret olmadan nasıl mümkün olacaktı? Yalnızca Muallâ değil, muharrir de tereddüt ediyordu. Roma ile İstanbul arasında, samimiyet ile hile arasında, ölüm ile hayat arasında tereddüt ediyordu. Hayır… Hayır… Yalnızca bireylerin kararsızlığı değildi bu; bir çağın tereddüdüydü. Yıkılıyor… Her şey yıkılıyordu… Sadece binalar ya da fikirler değil; insanın kendi iç merkezi çöküyordu. Bu yüzden muharrir de Vildan da sürekli kaçmak, yer değiştirmek, başka bir hayatın içine sığınmak istiyorlardı. Ama nereye giderlerse gitsinler kendi içlerindeki şüpheden kaçamıyorlardı. Şüphe bazen zekânın en sivri noktasıdır. Fakat insan sürekli tereddütte kalırsa hayatın dışında kalır. Düşünmekle yaşamak arasındaki çizgiyi kaybetmeye başlar. İnsan bazen karar veremediği için değil, fazla düşündüğü ve fazla hissettiği için yorulur. Çağ değişse de insanın içindeki o bölünmüşlük hâli değişmiyor. Belki de şüphe ve tereddüt çukurundan çıkabilmek için insanın, kendi içinde yaslanacağı sağlam bir zemine ihtiyacı vardır.
Türk Edebiyatı
Bir Tereddüdün RomanıPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20239,1bin okunma