İnsan ömrü takvimlere göre değil, yaşanmışlıklara göre hesaplansa daha doğru rakamlar
bulamaz mıydık? Bunun rasyonel olması da şart değil üstelik. Bazıları için bir asır, bazıları
için gülümsediği kadar, bazıları için hüznü kadar yaşadı dersek yanlış olur mu? Ben babamın
öldüğü gün değil, anılarla baş başa kaldığım ertesi gün yaş aldım. Ondan önce yaşsızdım.
“Sana seni seviyorum diyemem belki ama kalabalık bir ortamda gülerken ilk senin gözlerine gülümserim ve eve giden kısa yolu seninle birkaç adım fazladan atabilmek için uzatırım. Bazen de bilerek adresi kaybederim. Bilmem ki anlaman için bazen elimi kaybeder, elinde ararım. Bazen de ezbere bildiğim şarkının nakaratında saçmalarım. En güzel kelimelerle kurduğum cümlenin devrilmesini seyrederim. Konuşurken aniden bir kekeme oluveririm. Bazen de yağmurlu havada şemsiyeyi başımız yerine yağmur ıslanmasın diye tutarım. Kaybolur ayaklarım, aniden toparlayarak sana yaslarım omzumu, anla ama sana seni seviyorum diyemem, anla. Hadi elimi tut, gökyüzü bulutlardan düşüyor.”
“Kaderine terk edilmiş, tozlanmış raflara bir damla yaş ile bakmak. Hâlâ o kısa ölçekli taburende bir yerlerden beni seyredip gülümsüyorsun. Bana ve benden geriye yadigâr kalacak torunuma.”