- Doğrusu sizi kıskançlıkla izliyorum! -dedi konuk. Nasıl böyle neșeli olabildiğinizi bana da öğretir misiniz? Hiç mi canınız sıkılmaz sizin?
- Niye canım sıkılsın ki? İnsaf edin!
- Niye mi canınız sıkılsın? Her șey can sıkıcı da ondan!
- Bence az yemek yediğiniz için canınız sıkılıyor sizin. Lezzetli șeylerden bol bol yiyin bakalım canınız sıkılıyor mu? Bu can sıkılmalar falan hep yeni çıktı, eskiden kimse böyle şeyler bilmezdi!
- Siz de herkes gibi, yani çokları gibisiniz, ama herkes gibi olmamaya bakmalı.
- Herkes böyle olduğu halde mi?
- Evet, buna rağmen. Yalnız siz böyle olmayın.
En ufak bir ot sapı, bir böcek, bir karınca, altın kanatlı arı zekâdan yoksun oldukları halde, hepsi şaşılacak bir yetkinlikle kendilerine çizilen yolu bilirler, bu halleriyle Tanrının sırrının canlı birer küçük parçasıdırlar.
- Anlamından çok hayatı sevmeli, öyle mi?
- Evet, dediğin gibi mantıktan önce, mutlaka mantıktan önce hayatı sevmeli, anlam ancak o zaman anlaşılır hale gelir.