Bir silahın sadece sesine dayanarak kaç kalibre olduğunu belirlememi isteselerdi onundan dokuzuna doğru cevap verirdim. Ama bu? Bunun hakkında hiçbir
halt bilmiyordum. Saçma şeyleri koklayıp durdum ama her şey sadece ıslak toprak gibi kokuyordu.
Bir yerlerimde hissedebiliyordum onu, varlığımın ben doğduğum zaman doğan, ama ben büyürken büyümeyen
bir parçası gibi, bir zamanlar bildiğim, ama doğarken geride bıraktığım bir parçası gibi... Olabilecek, gene de hiç yaşanmamış
her şeyin belli belirsiz bilinci gibi...
Kız çocuklarından biri öldüğü zaman babam her zamanki gibi yemeğini yer, anneme ayaklarım yıkatır, sonra yatmaya giderdi. Ölen çocuk erkekse babam annemi dövdükten sonra yemeğini yiyip gene yatağa yollanırdı.
Çoğu insan gibi benim de bir sürü kız ve erkek kardeşim vardı. Baharda çoğalan, kışın titreyip tüylerim döken, yazınsa ishal olup zayıflayan, birbiri ardına köşeye büzülüp ölen civcivler gibiydiler.