Sorarım sana: Geldik gidiyoruz, şu âlemde nasibimiz nedir? Kendi felaketimizi çok kere kendimiz hazırlayarak onunla dolan son kadehi son bir damlasına kadar dikmekten başka bir şey midir? Peki o kadehin içindeki zehir gibi acı su, peygamberlerin bile yüzünü buruşturmuşken ben onlardan daha dayanıklı görünmeye çalışarak içtiğim zehri şerbet gibi göstermeye kalkışmalı mıyım?