Ütopyadan distopyaya dönüşen bir hikaye. Kitapta göz ardı ettiğimiz ve ettirildiğimiz gerçekler acı bir hikaye eşliğinde bizlere sunulmuş. İnsanlara, gözündeki at gözlüğünü çıkartacak cinsten bir eser ve herkesin okuması gereken bir kitap.
Kitaptaki bazı hayvanların toplumdaki bazı insan gruplarını temsil ettiğini düşünüyorum. Ve bu hayvanların eskiden yaşamış olan bazı insanları da temsil ettiğini öğrendim.kitaptaki bazı karakterler bazı insanlara benzer ozellik taşıdığı için yanlarında temsil ettikleri insanlar var.
Koca Reis(domuz): Karl Marx i temsil ediyor.İnsanların çiftlikten konulmasını istemektedir. Komünizm fikrini diğer hayvanlara anlatır ve herkesin eşit bi şekilde yaşamasını istemektedir. Ama hayvanların çiftliği ele geçirmesini göremeden ölür.
●
Snowball(domuz): Lev Troçki i temsil eder.Devrim olup insanları kovduktan sonra hayvanlara okuma yazma öğretir. Maalesef snowbolun başına kötü şeyler geliyor.Ve kitabın sonunda ona ne olduğunu bilmek isterdim.
●
Napolyon(domuz): Josef Stalin i temsil eder. Snowbol bir değirmen yaptırmak ister ama napolyon buna karşı çıkar .Snowbola iftira atıp onu çiftlikten artırır ve çiftliğin başına geçer. Köpekleri eğitir ve kendi yanına çeker. Diğer hayvanları köpeklerle korkutur. Ve daha sonra diğer hayvanları değirmen yapmalarını emreder. Ve insanlardan bile daha zalim ve baskıcı bi yönetim şekli uygular.
Ve HAYVAN ÇİFTLİĞİ ndeki çoğu kuralı değiştirir ve nefret ettikleri insanlarla arkadaş oluyor domuzlar.(diğer hayvanların bundan haberi en sonki bölümde pencereden gizlice izlerken görüyorlar.)
●
Bay jones(insan):2.Nikolayı temsil ediyor.(en son ki Rus çarı.verdigi kararlar yüzünden milyonlarca insanın ölümüne sebep oldu). Çiftliğin eski sahibi. Devrim sonuncu çiftlikten atılıyor.
●
Bay frederick(insan): Adolf Hitler e benzetilmektedir.Komşu çiftliğin sahibi. İlk başta hayvanların bi kaç günde basarız olup açlık öleceğini düşünselerde sonradan domuzlarla arkadaş olur.
ve Bay pilkington(insan): Winston Churchill benzetilmekte.
●
Moses(kuzgun):Din adamlarını temsil eder.Ilk başta
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Anonim Yayıncılık · 2021296,8bin okunma
Meşhur 1984'ün yazarı, George Orwell tarafından kaleme alınan, akıl dolu, kara mizah yapıtı. Stalin dönemini eleştiren eser, Sovyetler dönemini ve sonrasını, hatta bugünü dahi eleştiriyor denebilir. Fabl tarzında kaleme alınan siyasi hiciv romanının bugün hâlâ güncelliğini koruması ayrı bir tartışma konusu olabilir. Bu da bize yüzyıllar geçse de, düzenin hep aynı kaldığını gösteriyor. Dilin akıcılığı, sadeliği, konunun sıradışı bir biçimde işlenişi, kurgunun derinliği, merak duygusunu her an diri tutuşu, benzetmelerin ustalığı ve karamsarlığın sayfalar geçtikçe daha çok hakim oluşu okuru yormaktan uzak, hatta ara ara yaptığı çıkışlar okuma zevkini artırıyor denebilir. Evrime inanmadığımız kesin, fakat gün geçtikçe insanî yetilerimizi kaybettiğimiz de ortada, bu yüzden kahramanların hayvanlardan seçilmesi fikri o dönem için ilgi çekici olsa da, üzerine beyin fırtınası yaptığınız da pek uçuk bir düşünce olmadığının farkına varırırsınız. Kızabilirsiniz fakat bütün insanlar eşittir, ama bazı insanlar öbürlerinden daha eşittir söylemi, kaybettiklerimizin göstergesi değil mi, sizce?
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Anonim Yayıncılık · 2021296,8bin okunma
Kitap yıllar öncesinden sanki günümüz için yazılmış. Okurken zaman zaman "hadi ama artık" diyeceksiniz. Sonra durup kendinize bir bakacaksınız ve işin kötü yanı kendinize "hadi ama artık" diyecek cesareti bulamayacaksınız.
Kitapta yavaş yavaş güvenin nasıl sağlandığını sonrasında ise bu güvenin sürekli nasıl kullanıldığını ve karşıdakilerin içinde şüphe bile olsa buna ikna olduklarını; yaşadıkları, istedikleri huzurun bu olmadığını unutup, en kötüsünü hatırlayarak kendilerini teselli etmelerini içinizde duyumsuyarak okuyacaksınız...
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Anonim Yayıncılık · 2021296,8bin okunma
Orwell, tokat gibi çarpıcı kitaplarıyla her seferinde beni serseme döndürmeyi başarıyor. Hayal gücüyle, korkusuz kalemi birleştiğinde; yine ortaya enfes bir roman çıkmış. Üzerine saatlerce konuşulsa da yetmeyecek dopdolu bir eser. Günümüzle olan benzerliklerine değinmiyorum bile... Hayvanlar üzerinden temsil edilenlerin iç yüzünü kavradığınız zaman, Orwell sizi tam bir duygu karmaşasının içine bırakıyor. 1984 kitabını geçemez ve beklentimi karşılamaz diyordum fakat bu kitap beni yanılttı. Herkesin kesinlikle okuması gerekiyor, özellikle de "iki ayakla" yürüyenlerin. :)
Kısa bir incelemem olucak kitap hakkında. Temel konusu insanlaşan domuzlar, domuzlaşan insanlar. Ve en önemlisi manipülasyonlar, bildiklerinizi sorgulatma ve en kötüsü 21.yy.ın kısa özeti bir kitap.
George Orwell'ın bu eseri modern klasikler arasına girmiş ikinci kitabıdır. 1920 -1945 yıllarında ki Rus yönetimine ithafen kapitalizm ve demokrasi arasındaki çatışmayı fabl türünde yazmıştır. Eşitlik ve özgürlük temasında hayvanlar üzerinden toplumsal yapıya göndermeler yapmıştır.
Kitabın konusu Beylik Çiftliğinde yaşayan hayvanların Koca reis lakabı ile anılan Major isimli bir domuzun liderliğinde sisteme baş kaldırıp "bütün insanlar düşman, bütün hayvanlar yoldaştır" sloganıyla isyan girişimlerini başlatıyorlar. Çiftliği ele geçiriyorlar. Sonrasında yönetime Napolyon ve Snowboard isimli iki domuz geçiyor. Bu iki domuz Sovyet devriminin liderlerinden Stalin ve Troçki'yle ile bağdaştırmak mümkün. Hayvanlar türlerine göre sınıflara ayrılıyor, mesela atlar hiç durmadan yorulmadan çalışıyorlar. Atlar işçi sınıfına benzetiliyor, koyunlar toplantılarda ne zaman bir kargaşa çıksa kendilerine öğretilen cümle ile propaganda yapıp ortalığın yatışıp dağılmasına sebep oluyorlar. Çiftlikte ilk başta işler yolunda giderken planda olmayan sorunlar baş gösteriyor. Napolyon tek başına yönetime geçiyor ve eskisinden daha acımasız bir iktidarla yönetiliyorlar. Hayvanlar ne zaman haklı çıkacak olsa Squealer adlı çığırtkan bir domuz doğru bildiklerinin yanlış olduğunu söyleyip zihinlerini bulandırıyor.
Kitabın son cümleleri şöyle bitiyor; hangisinin domuz hangisinin insan olduğunu ayırt etme olanağı artık kalmamıştı.
Alıntılar
Hayvan hayatı kölelik ve sefaletten ibarettir, işte bu açıkça içinde bulunduğumuz bir gerçektir.
İki ayak üzerinde yürüyen her canlı sizin düşmanınızdır. Dört ayakla yürüyen ya da kanatlı olan her canlı sizin dostunuzdur.
Tüm bunların üstünde en önemli nokta ise hiçbir hayvanın kendi ırkına zulmetmemesi gerektiğidir.
"Cesaret yeterli değildir", dedi. "
Yazarımızın yaşadığı Stalin dönemindeki Rus devrimini ve yaşanan siyasi olayları üstü kapalı olarak bir çiftlikte yaşayan hayvanlar üzerinden kurgulayarak eleştirisidir. Daha eşit bir yaşam için çıkılan yolda, yönetimdekilerin hırsları yüzünden eskisinden daha beter bir yaşam tarzına dönüşü eleştirel bir dille anlatmaktadır.
Kitabın içerik analizine geçmeden önce şunları söylemem gerek:
1) Üçüncü defa okuyorum. Öyle ilginç bir kitap ki her okuduğunuzda başka başka detaylar fark ediyor, bazı cümlelere yeni anlamlar veriyorsunuz. Özellikle siyaset bilimi terminolojisine ve siyasi tarihe vakıf oldukça.
2) Orwell’ı tanımayanlar bunun bir masal kitabı olduğunu sanabilirler (ki kitapçılarda da çocuk kitapları bölümünde satılır). Ben de ilk okuduğumda "Tavuklar Firarda" izler gibi okumuştum. Fakat bu, basbayağı alegorik bir siyasi eserdir. İlginçtir, ben de ilk olarak basit bir masal kitabı gibi okumuştum. (Alegori: bir düşünceyi, davranışı ya da eylemi, daha kolay kavratabilmek için onu, yerini tutabilecek simgelerle, simgesel sözlerle, benzetmelerle göz önünde canlandırma işi.)
3) Bir SBF/İBF öğrencisi “Hayvan Çiftliği” ve “1984”ü okumadan okulundan mezun olmamalı. Bence bu asrın hatası olur. Totaliterizm kavramının kafanızda somutlaşmasında çok faydalıdır. (Zamanında hiç kimse rehberlik etmediği için ben bu cürmü işlemiş talihsiz bir insanım. Ben ettim siz etmeyin:)
4) Bu kitaptaki detayları, alegorileri kavrayabilen ve kitabı politik olarak çözümleyebilen bir siyaset bilimi öğrencisi gerekli yetkinliğe ulaşmıştır diyebilirim.
5) Orwell sosyalist bir yazardır. Yaygın kanının aksine bu kitapta eleştiri oklarını teorik sosyalizme değil, reel sosyalizme, daha da somutlarsak, Stalinizm’e yöneltir. Bir “Ne umduk, ne bulduk?” kitabıdır yani.
Konusuna gelirsek; bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, “kendilerini sömüren” insanlara başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçirirler. Amaçları daha eşitlikçi bir topluluk oluşturmaktır (Bkz. Marx’ın bilimsel sosyalizm kuramı). Aralarında en akıllı olan domuzlar muhalifleri yumuşak ve sert metotlarla tasfiye edip kısa sürede iktidarı tamamen ele geçirip
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Anonim Yayıncılık · 2021296,8bin okunma
Kitap fabl tarzında yazılmış, siyasi bir hiciv romanıdır. Rahat bir zamanda okunsa açıkcası bir günde okunup bitebilecek, akıcı bir dile sahip, sizi sıkmayan bir roman.
Konusu ; Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp, çiftliğin hakimiyetini ele alırlar. Amaçları eşit bir ortam oluşturmaktır , ama daha sonra başa gelen domuzlar aynı insanlar gibi eşitsizliğe yol açarlar. Hayvanları sömürmeye devam eder. Açıkcası verdiği mesajlar açısından beğendiğim bir kitap oldu. Keyifli okumalar . . .
“ Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar ötekilerden daha eşittir . “ ( syf. 103 )
1903'te Hindistan'ın Bengal eyaletinin Montihari kentinde doğdu. Ailesiyle birlikte İngiltere'ye döndükten sonra, öğrenimini Eton College'de tamamladı. Gerçek adı Eric Arthur olan Orwell, 1922-27 yılları arasında Hindistan İmparatorluk Polisi olarak görev yaptı. Ancak, İmparatorluk yönetiminin içyüzünü görünce istifa etti. 1950'de yayımladığı Bir Fili Vurmak adlı kitabı, sömürge memurlarının davranışlarını eleştiren makalelerin derlemesidir. İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru yazdığı Hayvan Çiftliği, Stalin rejimine karşı sert bir taşlamadır. Orwell'in en çok tanınan yapıtlarından Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, bilim-kurgu türünün klasik örneklerinden biri olmanın yanı sıra, modern dünyayı protesto eden bir romandır. Burma Günleri ise, Orwell'in Burma'daki (bugünkü Myanmar) İngiliz sömürgeciliğini dile getirdiği ilk kitabıdır. Orwell, 1950'de Londra'da öldü.