Sakar, Alexandre Seurat’ın kaleminden çıkan, kısa ama etkisi oldukça ağır bir roman. Kitabı kısa sürede, adeta elimden bırakamadan okudum. İçeriğiyle hem rahatsız edici hem de sürükleyici bir romandı.
Kitap, çocuk istismarı gibi zor bir konuyu sade ama etkili bir dille ele alırken aslında çok net bir gerçeği yüzümüze vuruyor: Herkes anne baba olamaz.
Kitabın sonunda Diana’ya tam olarak neler olduğunun açıkça verilmemesi, bilinçli bir tercih olsa da içimde eksik bir his bıraktı.
Eserin en çarpıcı yönlerinden biri, gerçek hayattan esinlenmiş olması ve anlatılanların tanıkların ifadeleri üzerine kurulması. Farklı kişilerin gözünden aktarılan olaylar, hikâyeyi daha gerçek ve daha sarsıcı hale getiriyor. Bu anlatım biçimi, okuyucuya yalnızca bir kurgu okumadığını, aynı zamanda yaşanmış bir trajedinin parçalarını birleştirdiğini hissettiriyor.
Genel olarak Sakar, kısa sürede okunabilen ama etkisi uzun süre geçmeyen, gerçekliğiyle sarsan ve derin düşüncelere sürükleyen bir kitap oldu benim için.
Daha fazla bu tarz çocuk istismarlarının yaşanmaması dileğiyle…