İstanbul Lokantası'nın camlarından Sirkeci'nin karışık kalabalığını görüyorduk. Birkaç zenci Fransız asker camdan bize bakıyor, kırmızı dillerini çıkarıyorlar, yumruklarını sallıyorlardı.
(...) Bir aralık zencilere gözü ilişti. Acı bir merhametle güldü. "Türk milletini terbiyeye gelen uygar ordu" dedi.
"İngilizler aflarını isteyenlere versinler mösyö, affı zalimler değil, mazlumlar verir. Çanakkale'de dövüşürken ne asi ne esirdik. Namuslu bir millet gibi dövüştük, öldük, öldürdük. Ne zamandan beri ve hangi milletle savaşılır da mağlup olduğu zaman ona katil denilir?"
"İngiliz kanıyla Türk kanı bir mi madam?"
"Mikroskop altında bir İngiliz kanını görmedim. Rengi benimki kadar kırmızı mı yoksa mavi mi, bilmiyorum. Fakat Türk kanı ateş gibi sıcak ve kırmızıdır."