z.

z.
@kalbimasmavi8
kapalı kapılar ardında yaşadığım her şey yalan
Öne sürmek istediğim şey ise unutkanlığın başlıca kaynağının, toplumsal yaşamı yerellikten, insani ölçeklerden ayıran süreçlerle ilişkilendirilebilir olduğudur: insanüstü hız, akılda tutulamayacak denli büyük megakentler, emek süreciyle bağı kopmuş tüketicilik, kent mi­marisinin kısa ömrü, içinde yürünebilir kentlerin ortadan kalkması... Modenitenin unutturduğu şeyler oldukça derin, geniştir; hayatın öl­çüsünün insan olması, aşina olduğumuz toplumsal ilişkilerle örülmüş bir dünyada yaşayıp çalışma deneyimi... Ortak anılara dayanarak ha­yatın anlamı diye niteleyebileceğimiz şeylerde köklü bir değişimden söz ediyoruz. O anlam, modenitenin sunduğu yaşam alanlarında mey­dana gelen yapısal bir dönüşüm ile birlikte erozyona uğruyor.
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Cicero, bu sanatın uygulama ilkelerini kısa ama etkili bir ifadeyle tarif etmişti: “Bellek becerisini eğitmek isteyen kişiler, kimi yerler belirlemeli ve hatırlamak istedikleri şeylerin görüntülerini zi­ hinlerinde canlandırarak, onları belirledikleri yerlerde depolamaklar­ dır. Böylece bu yerlerin düzeni, hatırlanmak istenen şeylerin de düzenini muhafaza edecektir.” Buna göre, “bellek sanatı” “mekânsal bir yöntem” olarak tarif edilmiştir. Buradaki mekân ev, kemer, köşe, sütun ya da sütunlar arasındaki yerler gibi kolayca hatırlanabilir yerler olmalıdır.
1000Kitap
modernite nedir
İşe modernite kavramını tanımlamakla başlamak gerekirse; modernite sözcüğü ile feodal ve atadan kalma sınırlamaları küresel öl­çekte alaşağı eden kapitalist dünya pazarının oluşmasıyla birlikte toplumsal dokuda meydana gelen nesnel dönüşümü; psikolojik ba­kımdan da zümrelerin değişmez hiyerarşisinden aşamalı olarak kurtulunmasıyla birlikte yaşamsal fırsatların genişlemesini kastediyorum. Bu dönem, kronolojik olarak on dokuzuncu yüzyılın ortalarından baş­layarak hızlanan ve günümüze dek uzanan süreci kapsar. Söz konusu süreç dünya genelinde yaşansa da unutkanlık üzerine vereceğim ör­ nekler özgül, çoğu zaman da Birleşik Devletler ile Avrupa’dan örnek­ler olacak. Çünkü unutkanlığı üreten kaynakların bu örneklerde gizli olduğu varsayımından yola çıkıyorum.
1000Kitap
Yüzyılın sonunda yaşamış birçok genç kadın ve erkek, içinde yaşadıkları zamanın ortak geçmişi ile herhangi bir organik bağı bulunmayan bir tür daimi şimdiki zaman içerisinde büyüdüler.
1000Kitap
orta yol diye bir şeyin olmadığını biliyordu. Ya kendisi efendi olacaktı ya da birileri onun efendisi... Aman vermek, merhamet etmek, zayıflık göstermek demekti. Vahşi hayatta merhamet diye bir şey yoktu. Merhamet, korku sanılırdı ve bu yanlış anlama, ölüm getirirdi. Ya sen öldürürsün ya da seni öldürürler, ya sen yersin ya da seni yerler; yasa buydu ve Buck da Zamanın derinliklerinden gelen bu buyruğa uydu.
Sayfa 69·Kitabı okudu