Gençken insanların peşinde aptal gibi koşturup durursun. Sonra bir şey olur bir şey biter, vazgeçersin, kendini şehrin dinlendirici, teselli edici, şefkatli kollarına bırakırsın: eski evler, ağaçlı sokaklar, yüksek tavanı kahvehaneler, çay bahçeleri, parklar, eski berber dükkanları, eski bakkal dükkanları ve mavi doğramalı cam mekanlarında insanın alıp koynuna sokmak istediği ekmekleri sergileyen fırınlar…