"İki taraf için de gerçek evlilik olarak algılanıyorsa ve karşılıklı güveni zedelemeyecekse, nişanlılık döneminde dini nikâh yapılmasında sakınca yoktur. Çünkü evlilikte güven çok önemlidir. Nikâhtan sonra iki tarafın da artık kolay yollu dönüşün olmayacağını kabul etmesi ve bu konuda birbirlerine güven vermesi gerekir. Eğer nişanlılık döneminde dini nikâh yapan kişiler, resmi nikâha kadar yaşanacak herhangi bir olumsuzlukta “olmazsa boşanırız” diye düşünmüyorlarsa; “benim için dini nikâh, resmi nikâh kadar bağlayıcı” diyebiliyorlarsa, o zaman dini nikâh çiftler arasındaki güvene zarar vermeyecektir. Ancak kişiler evliliğin asıl başlangıcı olarak resmi nikâhı görüyorlarsa, o zaman dini nikâh yaptırmak riskli olacaktır. Çünkü bir tarafın aklında, az da olsa “olmazsa vazgeçerim” düşüncesi varsa, bunun gerçekleşme ihtimali gittikçe yükselir. Bu, bir komutanın savaşa giderken aklından yüzde bir ihtimalle de olsa yenilgiyi geçirmesi ve güçlü olduğu halde savaşta yenilmesine benzetilebilir. Nişanlılık döneminde eş adayları evlilik hedefinde sınırlarını zorlamalı, “problem çıkarsa ayrılırım” düşüncesini kafalarından atmalıdırlar."
"Muhafazakâr ailelerde, eş adaylarının nişanlılık döneminde birlikte vakit geçirirken dini açıdan ters durumlarda kalmalarını engellemek amacıyla, evlilik öncesinde dini nikâhın yapılması son yıllarda adeta bir gelenek halini aldı. Bu durumun evlenecek kişiler ve aileleri açısından yararları olduğu kadar, zararları da vardır. Nikâh, dini nedenlerle birbirleriyle rahat görüşemeyen çiftlerin önündeki engelleri kaldırır ve böylece karşılıklı tanımayı kolaylaştırır. Ancak özellikle erkekler, dini nikâh yapıldığında mahremiyetin ortadan kalkmasını cinsellik anlamında fırsat olarak değerlendirebilirler. Bu ise evlilik gerçekleşmediği takdirde genç kız için yıkım olacaktır. Evlilik gerçekleştiği takdirde ise, erkek eşini kolay elde edilebilir biri olarak görebilir."
"Zıt görüşleri kabullenmek
Nişanlı çiftler birbirlerini tanırken ortaya çıkacak farklılıklar büyütülmemelidir. Çünkü çiftlerin yüzde yüz uyumlu olması pek mümkün değildir. Dolayısıyla taraflar arasında bazı konularda zıt görüşlerin olması gayet doğaldır. Şu gerçeği unutmamak gerekir: Karı-koca birbirinin kölesi değil, iki hür insandır.
Bazı kişiler evlenecekleri kişinin ruhunu bile kontrol etmek isterler. Evlilikte karşılıklı güven ve saygı çok önemlidir ama her iki tarafın da kendine ayıracağı özel alanlar vardır ve çünkü erkeğin ve kadının farklı özellikleri olduğu gibi iç dünyaları da farklıdır.
Her insanın kendi iç dünyasının olması ne kadar doğalsa, evlilikte de karı kocanın ayrı ayrı özel dünyasının olması normaldir. Evlilikte eşlerin birbirlerine bu fırsatı vermesi gerekir."