kalbnâme

İnsanlık, iyilik yapmaktan ibâret değildir; zîra bâzı kimsede bu iyilik yapmak hâli, bir îtiyat, bir mizaç icabıdır. İyilik yapar, fakat kendisinde kötülüklerden yıkanmış bir kalp yoktur. Içi timar olmamış kimsenin yaptığı iyilik, nihâyet herhangi bir sebeple ona kurduğu âbideyi kendi eliyle yıktırabilir. Şu halde iyi denebilen kimseler nefislerinin yalancı balonu bir iğne temâsıyle sönüp yok olmayan temkin sahipleridir.
Sayfa 112·Kitabı okudu
Reklam
İhtiyarlık, fiilleri akāmete uğratan bir çağdır. Uzviyet bu devrede, elinde fırsat olmadığı için gençliğin nasiplerine baş çevirmiş görünür; fakat bütün o başarılamayan hisler yerli yerinde sinmiş olarak gene mevcuttur. Kezâ çok kimse de vardır ki, kötülük yapabilmesi için müsait sebep ve âletlere mâlik olmadığından, veya korkaklığından dolayı iyi kalmıştır. Halbuki duygularında, fiile getiremediği hataların bekçisi olmaktan kurtulamamıştır.
Sayfa 112·Kitabı okudu
Kelâbazî «Etteârrüf» adlı eserinde anlatıyor: «Birkaç kişi Râbia'nın hasta olduğu bir sırada yanına girmiş ve sormuşlardı: -Nasılsın? O da cevap vermişdi: Hastalığıma hiçbir sebeb göremiyorum!. Fakat bana Cennet gösterilmişdi. Kalbim de ona meyl etti. Sandım ki Mevlâm kıskandı da bana sitem etti. Sitem onun hakkıdır. Münâvî de «Tabâkatü'l Evliya»da bu hikâyeyi şu şekilde anlatır: «Rabia hastalanmışdı. Onu ziyârete gidenler sordular: Hastalığın sebebi ne? Râbia şöyle dedi: -Cennet'e kalbimle baktım. O da bana eziyet etti, tövbe ettim ve bir daha yapmayacağım."
Sayfa 163·Kitabı okuyor
İnsanlar zannediyorlar ki, bilinmeyen ve bilinmesi muhal zannedilen bilgiler için, şuûrun almayacağı bir didişme ve ceht' lâzımdır. Halbuki çok defa bu kapıyı açan anahtarın hareketi kadar basit ve sâde bir gayret, nice meçhulleri mâlûma çevirmek için kâfidir.
Sayfa 103·Kitabı okudu
Yeni doğmuş yüzlerce kuzu, ağıla dönen analarını bulmak için nasıl zahmet çekmezse, hilkat de bu dünya kalabalığı içinde suçluyu suçsuzdan ayırmak için çok daha aldanmaz bir hassasiyet gösterir.
Sayfa 102·Kitabı okudu
Reklam