Eşini kanserden kaybetmişti Orhan Seyfi Orhon. Tıpkı eşi gibi kanser olan yavrusunun daha iyi olması için dualar ederken kızının odasının kapısını sessizce açtı. Uyuyup uyumadığını kontrol etmek için usulca yatağın üstüne eğildi. Kızı perişan halde görünüyordu. Gözleri hemen
yaşaran baba öylece durdu ve derin derin nefes alarak kızının kokusunu içine çekti. Biraz daha dursaydı gözyaşları kızının yüzüne damlayacaktı. Yatağın yanındaki sandalyeye oturdu. Kız o kadar bitkin düşmüştü ki çok kısık bir sesle "babacığım, annemin öldüğü günü hatırlıyorum, günlerce ağlamıştın. Şu son anlarımda senden bir şey istiyorum babacığım" dedi.
"Ben öldükten sonra hiç ağlamayacaksın, gözünden bir damla bile yaş düşmeyecek, anlaştık mı? " Baba imkansızı isteyen kızına baktı, ağlamaklı halini bastırarak
başını tamam anlamında hafifçe salladı. Kızı çok zor nefes alıyordu. Birkaç saniye içinde nefes alışverişleri kesildi, başı yana düştü. Hıçkırıklar içinde kızını kucağına aldı. Yavrusunun cansız bedeni hala ateşler içindeydi. Buna rağmen o üşümesin diye battaniyeyle sardı,bahçeye çıkardı. Kızını sandalyeye oturtup kendi yere çöktü. Başını kızının kucağına koydu, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. işte o an dilinden bu ölümsüz mısralar döküldü: