Alçaklığın ,Hainliğin,
İkiyüzlülüğün ,Puştluğun,
Kısacası cümle kokuşmuşluğun
at oynattığı bir dönemde
yaşamdan zevk alabilmek
ancak zayıfların bahtiyarlığıdır.
Esas olan;
Sadece yaşamak değil,
insana yakışır şekilde ve
onurlu yaşamaktır..
Teslim olmadan,
Boyun eğmeden,
Sürünmeden,
EI etek öpmeden yaşamaktır .
Rus bir beyin cerrahıyla Rus bir astronot din konusunda tartışıyorlardı. Beyin cerrahı dindar, astronotsa dindar bir kişi değildi. “Uzayda çok dolaştım” diye övünerek konuştu astronot, “ama ne Tanrı’yı gördüm ne de meleklerini!” Cerrah cevap verdi: “Ben de çok zeki beyinler ameliyat ettim, ama tek bir düşünce görmedim!”
Felsefeye ilgi duyup okurken sıkılmak istemeyenler için roman havasında yazılmış MUHTEŞEM bir kitap..
Eşini kanserden kaybetmişti Orhan Seyfi Orhon. Tıpkı eşi gibi kanser olan yavrusunun daha iyi olması için dualar ederken kızının odasının kapısını sessizce açtı. Uyuyup uyumadığını kontrol etmek için usulca yatağın üstüne eğildi. Kızı perişan halde görünüyordu. Gözleri hemen
yaşaran baba öylece durdu ve derin derin nefes alarak kızının kokusunu içine çekti. Biraz daha dursaydı gözyaşları kızının yüzüne damlayacaktı. Yatağın yanındaki sandalyeye oturdu. Kız o kadar bitkin düşmüştü ki çok kısık bir sesle "babacığım, annemin öldüğü günü hatırlıyorum, günlerce ağlamıştın. Şu son anlarımda senden bir şey istiyorum babacığım" dedi.
"Ben öldükten sonra hiç ağlamayacaksın, gözünden bir damla bile yaş düşmeyecek, anlaştık mı? " Baba imkansızı isteyen kızına baktı, ağlamaklı halini bastırarak
başını tamam anlamında hafifçe salladı. Kızı çok zor nefes alıyordu. Birkaç saniye içinde nefes alışverişleri kesildi, başı yana düştü. Hıçkırıklar içinde kızını kucağına aldı. Yavrusunun cansız bedeni hala ateşler içindeydi. Buna rağmen o üşümesin diye battaniyeyle sardı,bahçeye çıkardı. Kızını sandalyeye oturtup kendi yere çöktü. Başını kızının kucağına koydu, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. işte o an dilinden bu ölümsüz mısralar döküldü:
Hastalar
Kardeşlerim
iyileşeceksiniz.
Ağrılar, sızılar dinecek
Yumuşak, ılık.
Bir yaz akşamı gibi inecek
Ağır, yeşil dalların ardından rahatlık.
Hastalar, kardeşlerim,
Biraz daha sabır, biraz daha inat.
Kapının arkasında bekleyen ölüm değil, hayat.
Kapının arkasında dünya, dünya cıvıl cıvıl
Kalkacaksınız yatağınızdan,gideceksiniz.
Tuzun, ekmeğin, güneşin tadını
yeni baştan keşfedeceksiniz.
Sararmak limon gibi, mum gibi erimek,
devrilmek kof bir çınar gibi ansızdan,
kardeşler, hastalar,
biz ne limonuz, ne mum, ne çınar.
Bİz insanız çok şükür
çok şükür biliriz,
ilacımıza
umudu katmasını
yaşamak gerek diyerek
ayak direyip
dayatmasını
Hastalar,
kardeşlerim