…”İyi. Yaz bakalım: Gerçek, başkalarının bize uygulamaya çalıştığı tatsız bir ölçüdür.” “Birimi var mı Hikmet Amca?” “Birimi insandır.” Salim, kalemin mavi tarafını ağzına soktu, ucunu ıslattı, insanın altını çizdi.
…”İçinde bana öğüt olmasın da albayım. Ben zaten yeter derecede belamı buldum.” Hüsamettin Bey hafifçe utandı ağzını açmadan; babam gibi. Sonra sen utanırsın onun yerine. Baba sus. Susmaz. Ya berber çantası? Allah belanızı versin. Oku albayım oku. Bizde, herkese yetecek kadar utanç var.
Ayağa kalktı. Kolunu ileri uzattı; işaret parmağını, en yakın duvara dokundurdu: “Bir zamanlar seni sevmiştim. Ve sevgiyi senin suretinde yaratmıştım.” Boşta kalan elini göğsüne götürdü: “Bu kalbin, birilerini sevmeye ihtiyacı vardı. Ve sen bunu anlamadın. Ve bana eziyet ettin. Ve eziyet ettiğini bilmedin. Gözyaşımı silmedin.”