Sarayın Soytarısı

Sarayın Soytarısı
@kamchatka
BEĞENENLERİ ENGELLİYORUM ONUNLA AYNI ADI PAYLAŞANLAR HARİÇ
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
kas kasılması
bugün çok güzel bir gün... seninle konuşuyor olsaydık ve böyle bir günde beraber güzel bir yere gidemiyor olsaydık gerçekten üzülürdüm. güneşli aydınlık yeşil ve mavi bir gündü. filizlenen tohumlarının yaprakları iyice belli olmaya başladı. onlar için yavaş yavaş yeni bir saksı bakmaya başladım. kısa bir süre sonra bu üç koca fidan iphone kabınıdolduracak ve sığamayacak duruma gelecekler. hem o zaman köklerini birbirlerinden ayırmam da güçleşecek. o yüzden çok geç kalmamalıyım. bu arada bugün ne yaptım biliyor musun? kilden yaptığım minik heykelciği groot muydu adı neydi onu ıslattım ve hamur haline getirdim. ondan annem için bi çömlek yapmak istiyorum. yapabilecek miyim bilmiyorum bakalım deniycem. el işlerinden böyle küçük hobilerden hoşlandığımı biliyor musun? kendi başıma böyle basit şeyler yapmak bir şeyler üretip ortaya koymak bi şey için emek sarfedip ürünü birine hediye etmeye bayılıyorum. söylemiş olsam bile bunu defalarca kez hissettirmiş olduğumu düşünüyorum. yanılmıyorumdur herhalde. bu akşam ay dün gibi parlak değil. bu beni biraz üzdü ama sonra dedim ki her şey doğar büyür ölür sonra yeniden doğar; döngüden ibaret olan her şey böyledir. acaba senin bana karşı duyduğun nefret ve öfke de bir dolunay gibi küçülüp görünmez bir hal alacak mı diye düşündüm ve bir an olsun yüzümde minik bir tebessüm oldu. eğer okuyorsan lütfen kızma ne yapabilirim ki ummaktan hayal etmekten başka...
Teknoloji
girdap
ben sana aşık oldum... bu geçici bir heves değil, çocuksu bir özlem değil, henüz hayatı anlamaya başladığım zamanlarda içime okyanuslar kadar büyük doldun, fırtınalar gibi sarstın beni en sağlam durduğum yerlerden. bir yudum içerken bir lokmayı yutkunurken hayatın kavgasında ömrümün karanlıklarında öyle bir çıktın ki karşıma... bir tohumun toprağı aralayıp kendini göstermesi gibiydin. ömrümü renklendirdin hayatıma bahar getirdin. ben bir süredir kötü hissediyordum. özlemin ve pişmanlığım beni çok etkiliyordu ama sanırım artık bunlarla yaşamayı öğrenmem gerekiyor çünkü hayat devam ediyor ve bir yerinden tutunmazsam eğer tren kaçıp gidecek. sonunda çok üzüleceğim başka bir hatayı daha kaldıramam. sınav sürecimi iyi yönetip kalan kısa zamanda hedeflediğim yer için yeter bir puan alarak hayatıma devam etmeliyim. eminim sen de benim için böyle isterdin. ben senden ayrı bir yol çizmiyorum. aksine çizdiğim yolun sana çıkması için çabalıyorum, çabalıyacağım. takdiri ilahi ve nasibim nereye çıkarır rüzgar ne tarafa eser bilmem imkansız ama gayretim bu yönde olacak. bu doğrultuda ben de yarından itibaren hayatıma eski öğrencilik zamanlarımdan kalma düzeni getirmeye başlamak istiyorum. düzenli çalışıp hızlıca eksikliklerimi kapatmalıyım... umarım son dönemdeki gelişmelerden sen ailen kötü etkilenmemişsinizdir. sizin için her gece dua ediyorum. kalabalık ve genç bir ailen var umarım her şey yolunda gider... bizi merak eder misin bilmiyorum, edersin desem hayır dersin etmezsin desem öyle biri miyim dersin ondan kestiremiyorum yine de biz çok iyiyiz ailecek bir aradayız ama bir eksiğimiz var. ablam gelemedi önceleri bakanlık izin vermedi sonradan riskli olabilir diye o istemedi biz gidip alalım derken yasaklar geldi şimdi de hepten kapattılar zaten. olsun her gün telefonda
Programlama
Çatışma
biliyor musun yazarken ellerim yoruluyor, bazen bu yüzden yazımın çirkinleştiğini düşünüyorum. çünkü kısa yazılar az kelimeler yazdığımda o kadar çirkin olmayan yazım bir kaç paragraf olunca birdenbire çivi yazısına dönüşüveriyor. ama hiç bir zaman yazım çirkin diye üzülmedim ne olacak ki... önemli olan yazının şekli değil anlattığıdır diye düşünüyorum. eğer içerikten yoksun fakit bir yazı şekil itibariyle çok güzel dahi olsa değersizdir. bu sadece benim için değil çoklar için böyledir. yazmayı bir şeyler karalamayı içimi dökmeyi her zaman sevmişimdir. ilk ve orta okulun lisenin neredeyse her döneminde bir yazı defterim bir anı defterim olmuştur. sıkça günlük olarak başlayıp bir kaç hafta sonra yazmayı bıraktığım defterlerim vardı. bazen içine şiirler bazen hikayeler yazardım. bu defterlere gereken önemi vermemiş olmalıyım ki hep kaybetmişimdir. içlerinden iki tanesini yaktığımı hatırlıyorum, bu defterlerden ilerleyen günlerde belki bahsedebilirim. defterlerimden bazılarını sonraları bulduğum zaman geriye dönüp bir kaç defa okuma fırsatı bulduğum olmuştur. okuduğumda ise ne kadar çocukça düşüncelerim olduğunu aslında ne kadar küçük olduğumu görüp gülüp geçerdim. ancak şimdi farkediyorum ve anlıyorum ki insan bugün düne ait kendinde ne görürse görsün hep ona küçük hep ona gülünç ve utanç verici geliyor. en azından benim için böyle. evet geçmişte çok hata yaptım çok yanıldım, doğru yaptıklarımda oldu zaten hayat bir aşağı bir yukarı gider her zaman doğrularla gitmiyor ama ben bu defa çok derine indim. yine de ümidimi koruyorum çünkü ne kadar dibi görsek de her zaman bir ümit vardır. talas savaşında yenilmek üzere olan abbasilerin son anda nasıl ayağa kalktığı gelidi aklıma da yüzümde bir tebessüm oluştu... bazen çok eskilerde yaşamak istediğimi söylemişimdir sana. acaba
Siyaset